Yürek Burkan Video: Buzsuz Karada Açlıkla Mücadele Eden Kutup Ayısı

Bu tablo yüreğimi darmadağın etti.

İçimi kanırtıyor bildiklerim, gördüklerim, hissettiklerim şu an.

Makale aşağı yukarı şöyle diyor:

“Buzların eksilmesi kutup ayıları için yemek bulmayı gittikçe güçleştiriyor.
Fotoğrafçı  Paul Nicklen ve film yapımcıları Baffin adalarına vardıklarında yürek burkan bu manzarayla karşılaştılar: açlıktan ölümün eşiğine gelmiş bir kutup ayısı.

Nicklen ayılara yabancı değil. Kanada da geçirdiği çocukluğundan, vahşi yaşam fotoğrafçısına dönüşen biyoloğa kadar; 3000in üzerinde ayıyı doğal ortamında görme fırsatı bulmuş. Bir kaç gün önce sosyal medya üzerinden paylaştığı bu görüntülerden, hayatında gördüğü en acı verici olanlar olarak bahsediyor.
“Orada öylece durduk. Gözyaşları yanaklarımızdan süzülürken, ağladık-kaydettik.” diyor.

“Bilim adamları ayıların soyu tükeniyor dediklerinde, insanların bunun nasıl göründüğünü fark etmesini istiyorum. Ayılar ölümüne açlık çekiyorlar.” diye ekliyor. “İşte, o aç kalan ayı böyle görünüyor.”

Bu kutup ayısının hikayesini anlatarak, Nicklen küresel ısınma sonuçlarının ne kadar ölümcül sonuçları olduğuna dikkat çekmek istiyor.

Kutup ayıları uzun zamandır farkında olmadan iklim değişikliği etkilerinin sembolü oldular.  (…) 2002 yılında yayınlanan bir WWF raporu iklim değişiminin sonunda kutup ayılarının türlerini tehlikeye atacağını öngörmüştü. (…)

15 yıl sonra bugün, kutup ayılarının buzlu avlanma sahası çok daha kötü durumda. (…)

Yayınlanan araştırmalar iklim değişikliğinin kutup ayılarının soylarını tehlikeye attığını doğrular nitelikte.”

İnsanın nefesi daralıyor. Bunda en ufak bir payım var mı? diye düşünmeden edemiyor.

Dünyanın belli aralıklarla (bin yıllarla ifade edilen periyotlar) bu döngüleri yaşadığını, buzları çözdüğünü sonra tekrar buz devrine girdiğini falan okudukça öğreniyor ve bu değişiklikler önünde sonunda olacaktı belki bu tamam. Fakat ne zaman olacaktı? Bu kadar sancılı mı geçecekti?

Tablodaki acının ne kadarında, tercihlerimizin payı var?

Doğayı kurtarmak insanın haddi değil, çok güçlü doğa. İşini bilir, bir şekilde çıkar düze. Kurtarır kendini.

Asıl soru şu belki de; bizi kim kurtaracak bu kısır döngüden, kim hafifletecek sancılarımızı? Kendimizle, tercihlerimizle başlamaktan başka seçeneğimiz var mı?

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir