İlk yoğurt nasıl mayalandı? Yoğurdun şifasının sırrı ne?

1800lerin sonları 1900lerin başlarında yoğurt pastörize olarak eczanelerde satılmış bir dönem, ilaç niyetiyle. Bunu biliyor muydunuz?

Yoğurt gerçekten özel bir ürün olduğu neredeyse herkesçe kabul gören, şifa niyetine tüketilen ender yiyeceklerden. Kendisini tekrar mayalayan yoğurdun hikayesi şu soruyu sormaya başladığınızda bir paradoksa dönüşüyor “yoğurt eğer yoğurttan mayalanıyorsa ilk yoğurt nasıl elde edildi?”

Bu sorunun cevabı hala tam olarak bilinmiyor. Efsanevi lezzetin hikayesi de efsane. 6000 yıldır sofralarda şifa dağıtan bu lezzetin bütün sırları çözülemedi henüz. Yoğurt isminin türkçe olduğu ve neredeyse her dilde bu şekilde kullanıldığı düşünülünce orta asya taraflarında türklerce mayalanmış olduğu tezi kuvvet kazanıyor. Peki hangi yöntemle?


Bu konuda bir kaç denenmiş ve bu deneylerle kuvvetlendirilmiş yöntem var. En kuvvetli olanı karınca yuvasının toprağı ve yumurtasında bulunan bir enzimle yoğurt mayalandığı çünkü kimyasal yapısı en eski ve 6000 yıla yakın sonuçları veren testler bunlar. Gel gelelim hangi ilginç psikoloji “gel biz bu karıncaların yumurtasını, yuvasının toprağını süte katalım da bakalım ne çıkacak?” demiştir, garip 🙂 Baharın ilk yağmurları ve hıdırıllezin çiğ taneleri bana daha masum gelen tezler. Yuva bozmaktan ve yumurta katletmekten evladır, diyorum. Bir hikaye sütünü sağan bir kişinin bakraçını dışarıda unutup bahar yağmuruyla mayalandığını fark ettiğini anlatıyor mesela. Diğeri de hıdırellez hediyesi olarak o bir kaç günün çiğlerinin sütü mayalayacağına inanıyor. Ve üstelik bazı yörük köylerinde hıdırellezin çiğleri hala her yıl mayalanıyor, mucize gibi. Bu ritüele katılabilmeyi çok isterdim. Aşağıda o köylerden bir tatlı insan Himmet dede size tam hikayeyi anlatmış. Okuyunuz 🙂 Ve ya burayı tıklayarak da kendi ağızlarından tatlı tatlı dinleyiniz dedeyle Arzu nineyi 🙂

Kütahya’nın Tavşanlı ilçesine bağlı Yörük köylerinde bir yıllık yoğurt mayası, Hıdırellez ve bu günü takip eden 2 gün süresince sabah ezanı ile tan ağarması arasındaki vakitte doğadaki bitkilerin üzerinden toplanan çiy tanelerinden sağlanıyor.

 

Bu günler dışında çiyden alınan mayanın tutmayacağına inanan Yörükler, böylece Türklere özgü bir yiyecek olan yoğurdun bulunuşunu her yıl yeniden canlandırıyor.

İlçeye bağlı Çıkrıcak köyünde yaşayan Himmet Benli (66), AA muhabirine yaptığı açıklamada, ”Madanlar” lakabıyla tanınan atalarının eskiden oba hayatı yaşadığını, onların kış aylarını sıcak illerde, yaz mevsimini Kütahya’nın serin ormanlarında sayıları binlerle ifade edilen küçükbaş hayvanlarıyla geçirdiğini söyledi.

Atalarının Çıkrıcak ve Üyücek köyleri arasında meşe ve çam ormanlarında bir mezrada yerleşik hayata geçtiğini belirten Benli, ”Atalarımız burayı mekan tutmuş. Önceleri geniş bir aile düzeni içindeydik, sonra herkes kendi çatısı altında yaşamaya başladı. Ancak hala annemizden, babamızdan gördüğümüz gelenekleri sürdürüyoruz” dedi.

-YOĞURDU HIDIRELLEZ’İN ARMAĞANI OLARAK GÖRÜYORLAR-

Benli, yoğurdu Hıdırellez’in bir armağanı olarak gördüklerini ifade ederek, atalarının inancına göre yoğurdun icadının öyküsünü şöyle anlattı:

”Aydın Yörüklerinden olan ve yazın Kütahya’daki yaylaklara gelen bir Yörük, göç yolunda koyundan sağdığı sütü bir ağacın altına koyduğunda koyulaştığını fark etmiş. Bunun nedenini araştırınca çiy tanelerinin buna neden olduğunu anlamış. O günü belirlemiş. Biz de Hıdırellez olarak kabul edilen 6, 7 ve 8 Mayısta otlara düşen ilk çiy taneleriyle ve güneş doğmadan önce akan suyla sütü mayalayarak yoğurdu yeniden yaparız. Bu yoğurdu yıl boyunca maya olarak kullanırız. Her yıl yeniden mayalarız.”

Genellikle süte katılan ve çalacak denilen yoğurt mayasının nasıl oluştuğunun pek bilinmediğini ifade eden Benli, eşi Arzu Benli’nin (66) bu geleneği çocuklarına öğrettiğini kaydetti.

Karakeçili Yörüklerinden olduklarını söyleyen Benli, ”çiy taneleriyle ve güneş doğmadan önce akan suyla her yıl yapılan yoğurdun tadına doyum olmadığını” belirtti.

Hıdırellez sabahı güneş doğmadan önce çiy tanelerini toplayıp bahçesinde akan çeşmeden su doldurduğunu, eşinin ılıklaştırdığı sütü çiy taneleriyle mayalayarak 2011 yılı Hıdırellez’ine kadar kullanacakları mayanın elde edileceği yoğurdu soğumaya bıraktığını bildiren Benli, ”Bu sadece 6, 7 ve 8 Mayıs günü toplanan çiy taneleriyle olur, başka günlerde alınırsa tutmaz. Biz de her yıl yoğurdumuzun mayasını böyle yenileriz” diye konuştu.

Benli, kendi aralarında maya değişimi yaptıklarını belirterek, ”nazar değer” inancıyla bunun sadece akrabalar arasında yapıldığını söyledi.

3. Trimester: Hosgeldin Uykusuzluk! Iste basetme yollari

Hamilelik ilerledikce hayatin gece kismi biraz daha zorlasmaya basliyor. Uykuya dalma ve uyanmadan sabahi getirmek mucize gibi gelmeye basladiginda anliyorsunuz ki artik son duzluge girmissiniz. 3. Trimestera hosgeldiniz!

Ben oyle uyuyarak buyuyen hamilelerden olamadim, bahtsizim. Arada bir dus alip cocuklarla yaptigimiz bir kac yarim saatlik guzellik sekerlemesini saymazsak gunduz uyku basmasi, uyuklama falan hic ugramadi bana. Bu sebeple belki son trimestera kadar uyku problemi olmadan girdik sukur ki. Ama artik buyuyen bebek, baski yapan rahim, daralan mesane, cook cok hareket eden minik tirtil sayesinde uykuya dalmakta zorlasti deliksiz uyumakta.

 

Bazisi denenmis kalani derlenmis tavsiyeler dilerim hepimizin isine yarar anneler, iyi uykular 🙂

** Bacaklarinizi yastikla destekleyin (Hamile yastiklarindan hoslaniyorsaniz tum beden icin olanlari tavsiye ediliyor, bana cok buyuk olduklari icin yatakta luzumsuz geliyorlar, denemedim.)

** Rahat ettiginiz, ortopedik bir yatakta uyuyun. (Yatagin rahat olmasi her birey icin onemli. Bu oneriyi faydali bulsam da tamamen uyku sorununu cozer diyemiyorum. Bana artik rahat yatak yetmiyor cunku)

** Arkanizi bir yastikla destekleyin (bunu kullanisli buluyorum, ozellikle bel boslugunuz hala sizinleyse, cok kilo almadiysaniz belinizi rahatlatiyor)

** Karninizin altini destekleyin (karniniz yattiginizda yerde kaliyorsa isi yastik daha zora sokar bence ama benim gibi biraz havadaysa altina havlu vs ince bir seylerle hafif destek yapabilirsiniz.)

** Mumkun oldukca sol yaniniza yatin. (Ben zaten genellikle solumda uyudugum icin zorlanmadim. Solunuza yatmak kaninizin daha rahat oksijenlenmesini saglayacagindan daha kaliteli bir uyku olacaktir.)

** Sivi tuketimini aksam saatlerinde birakin ( Uyanip tuvalete gitmek kabus cunku, evet! bu tavsiye edilmis cok yerde ama ben bunu dip notla paylasiyorum gun icinde yeterli miktarda sivi tukettiyseniz!)

** Tuvaletinizi yaparken one dogru hafif egilin (bunu uygulamadim henuz, fark yaratir mi daha az cise cikmada bilmiyorum ama henuz beni bezdirecek kadar tuvalet sayisina ulasmadim, ilerde deneyebilirim belki)

** Kafeini kesin ( ben pek cay kahve kola tuketen birisi olmadigim icin pek kafein yok hayatimda zaten ama ben hamile kaldigimdan beri yedigim cikolata miktarina bile dikkat ediyorum. Hala.kafein aliyorsaniz uykusuzluk yaninda, kansizlik, huzursuzluk vs pek cok soruna da davetiye..hemen kesmelisiniz)

** Kucuk porsiyonlarla, yavas yavas cigneyerek yemek yiyin. (Benim istahim hic olaganin ustunde acilmadi ama bu konuda ozellikle dikkat etmesi gereken istahi acik anneler. Geceleri midenizin de baski yapmamasi ve kolay sindirmesi icin onemli)

** Asitli, yagli, baharatli seylerden uzak durun. (Ben hamile kalmadan hic mide yanmasi, eksimesi yasamamistim. 20. Haftada yanmalar basladi. O nasil bir azap oyle! Ozellikle yanmaya sebep olacak seylerden uzak duruyorum simdi.)

** Karniniza baski yapacak kiyafetlerden uzak durun. Dusuk belli camasirlar, lastiksiz kiyafetler tercih edin. (baski yapmayi birakin ben bazen incecik tshirt tenime dokunsa bile rahatsiz oluyorum. Ince rahat beli siki olmayan hafif seyler tercihim, geceleri terlememek icin de elimden geleni yapiyorum, sifayi kapmamak lazim)

** Uykudan once ilik dus alin.

** Parfumlu urunlerden uzak durun. Nefes alip verisinizi sikintiya sokup uyku kalitenizi dusurebilirler.

** Partneriniz yaninizdaysa onunla sohbet ederek uykuya dalmaya calisin. (Konu konuyu acarsa benim uykum kaciyor, bu bende pek ise yaramiyor)

** Uykudan hemen once egzersiz yapmayin (Bu benim icin zaten mumkun degil 🙂 evimiz iki katli ve yatak odamiz ust katta. Ben merdivenleri cikinca olimpiyat kosmus gibi oluyorum, soner (esim) arkamda pilim ne zaman bitecek diye korkan gozlerle, tetikte izliyor her gece.. egzersiz de nedir 🙂 )

** Yeni de gitmis olsaniz, yataktan hemen once tekrar tuvalete girin.

** Eger oda havaniz kuruysa nemlenmesini saglayin, mumkunse nemlendirici makinelerden edinin.

** Belli bir saatten sonra tum tv, laptop, pc, telefon, iphone, ipad uykunuzu geciktirebilecek ne varsa kapatin. (Bu benim icin hic zor degil, zaten yillardir tv yi attik hayatimizdan evimizde tv yok. Ben telefon neredeyse kullanmiyorum. Ust katimizda pc laptop vs yok dolayisiyla bu acidan sansliyim)

** Yaninizda birileri varsa size masal okumalarini rica edin. (Bu benim sahsi tavsiyem 🙂 bende ise yariyor, kocam sagolsun cok sevmese de ara sira insafa gelip okuyor 🙂 )

** Uyumadan once sansiniz varsa sirtiniza masaj yaptirin (ben son zamanlarda oyle kotu uyaniyorum ki soner de uyanirsa sirtima masaj yaparak rahatlamami sagliyor, o kesfetti bunu, kisa sure sonra uykuya daliyorum rahatlamis olarak)

Her tavsiye hepimizde baska sonuc verecektir ama onemli olan bize iyi gelenleri bulmak. Atladigimiz var mi? Sizin de varsa uyguladiginiz sirlariniz, lutfen siz de bizimle paylasin.

Isigin gucu & sevginin sicagiyla,

Gıda hilesi diye bir sey var! Kanser ediyor bizi!

Ulkemiz dunyada taklit ve sahte urun konusunda ilk ucte yer aliyor. En buyuk sahtecilikse gidada ve bu sagligi tehdit ediyor.

Gectigimiz gunlerde bakanlik 2014’un gida hileleri raporunu acikladi. 27bin firmanin 10bininin kaydinin bile olmadigi, denetlenemedigi ulkede haliyle rapor gercekci ve tatmin edici degil. Ancak gercek su ki yaptirimlar yetersiz. Cezalar devede kulak ve cogu firma cezayi odeyip bizleri zehirlemeye devam ediyor. Hal boyle olunca is bize dusuyor.

Gida hileleri konusunda uyanik olursak, etiket okumayi, gercekle hileliyi ayirt edip ona gore secim yaparsak bu hileli uretim yapanlara en guclu tokati biz atmis, cocuklarimizi, sevdiklerimizi zehirlemeye calismanin bedelini odetmis oluruz.


Araştırmalar şu gruplarda sahteciliğin çok yaygın olduğunu belirtiyor: Sigara, içki, kozmetik, ilaç, zeytin, peynir, et ürünleri, zeytinyağı ve bal. Iste sizin icin cesitli uzmanlarin verilerinden derledigimiz bazi gida hileleri:

– Ufalanmış peynir birleştirilip yeniden kalıp peynir yapılıyor.

Dana kıymaya tavuk sakatatı katılıyor.

– Sütün yağı alınıp yerine margarin konuluyor.

– Küflü kaşarlar eritme peyniri yapılıyor.

– Tavuk dönerin içine tavuk derisi, bağırsak, paça ve sakatatlar baharatlanarak karıştırılıyor.

– Kırmızı bibere kiremit tozu ekleniyor.

– Kalitesiz bulgura boya katıp ayıp örtülüyor.

– Zeytinyağına rafine ayçicek, kanola, fındık ve tereyağı karıştırılıyor.

– Son kullanma tarihi geçmiş sucuklar yeni yapılan sucukların içine katılıp yeniden imal ediliyor.

– Salam ve sosislerin içine hayvansal etsel atıklar katılıyor.

– Soya baharatla karıştırılıp sucuk imalatında kullanılıyor.

– Baharatlar arasına kurutulmuş ot ve sap karıştırılıyor.

– Depolarda iyi muhafaza edilmediği için küflenen çaylar da soframıza geliyor.

– Hayvanların kemiklerini, zarlarını, tavuk derilerini, bağırsaklarını toplayarak mekanik kıyma haline getiren gıda teröristleri, halka ‘ucuzluk’ adı altında çöpe atılması gereken atıkları satarak, yediriyorlar. Mekanik kıymalar döner yapımından sucuğa, lahmacundan kebaba kadar her yerde kullanılıyor.

– Bayat tavukları beyaz görünsün diye çamaşır suyuna yatiriyorlar.

– Sadece mısır şurubu kullanarak sözde bal üretenler bile var. Nişasta, şekerkamışı, hidrol, parafin, akçaağaç gibi eklentilerle üretilen ballara su da katılıyor. Benzer hileler reçel ve pekmezlerde de yapılıyor.

– Kıyma: Kedi-köpek için ayrılan kemikler kıymaya katılıyor. Kıymada tavuğun gagası, tırnağına bile rastlamak mümkün.

– Beyaz peynir: Yağ oranında hile yapılarak, mayalamadan önce yağı alınıyor. Raf ömrü uzasın diye fazla nitrat katılıyor.

– Süt tozu: Tebeşir tozu bile ekleniyor.

– Yoğurt: Merdiven altı üretim yapan yoğurtlarda kıvam artırmak ve su tutması için jelatin katılıyor. Jelatin, domuzun deri veya kemiklerinin kaynatılmasıyla elde ediliyor.

– Tereyağı: Bitkisel margarin de katılıyor, hatta patates püresi koyanlar bile var.

– Zeytin: Zeytin havuzlarına paslı demir atılarak zeytinler karartılıyor, tekstil boyası da renk için kullanılıyor.

– Kakaolu ürünler: Kakaolu fındık kremasında kakao yerine keçiboynuzu tozu, kakao yağı yerine margarin kullanılıyor.

– Tatlı: Baklava ve kadayıfın içine fıstık yerine bezelye konuyor.

– Helva: İçine beyaz susam yerine Sudan’dan ithal edilen ucuz siyah susam konuluyor.

– Bakliyat: Kalitesiz bulgura boya katıp rengi değiştiriliyor, pirinç türleri birbirine karıştırılıyor.

– Ekmeklerin gramajları ile oynanıyor.

– Birinci kalite un yerine düşük kalite unlarla yapılan ekmekleri, 1 sınıf kalite fiyatına tüketiciye satıyorlar.

– Beyaz una kakao katarak esmer ekmek, özellikle de kepekli ekmek diye satıyorlar.

– Düşük kalite una karbonat katarak beyazlaştırıyorlar ve 1 sınıf kalite undan yapılan ürün fiyatına satıyorlar.

GIDA MADDELERİNİN ETİKETİNDE OLMASI GEREKEN BİLGİLER

Gıda maddesinin adı; içindekiler; ürünün net miktarı; üretici ve paketleyici firmanı adı; tescilli markası; adresi ve üretildiği yer; ürünün son tüketim tarihi; parti numarası veya seri numarası; üretim izin tarihi ve sayısı; sicil numarası veya ithalat kontrol belgesi tarihi, sayısı;orijin ülke; gerektiğinde kullanım bilgisi veya muhafaza şartları.

Gida hileleri ile mucadeleye bu hileleri farkederek, urun tercihimizi bilincli yaparak ve tespit ettigimiz olumsuz halleri bildirerek baslayabiliriz.

Gıda tüketim hattı: ALO 174

Tüketici hattı: ALO 175

En onemlisi, evde yapabilecegimiz her seyi kendimiz yaparak, yapamadiklarimizi gercek ureticilerle tanisip onlardan guvenilir urunler alarak sevdiklerimizi zehirlerden koruyabiliriz.

Sevgiyle,

Bir gönül projesi: Zeytin Ajandası 2015

Zeytini nasıl bilirsiniz?

Bilir misiniz zeytini? Hiç düşündünüz mü?

Tamamen tanımıyoruz hiç birimiz galiba ama başka başka güzelliklerine de tanık olmuşluğumuz vardır illa. Hatta son zamanlarda ne de çok yüreği, eli birleştirdi de toprakla buluşturdu zeytin, zulme uğrayan yine kendisi olmasına rağmen. Çok güzel bir projeye rastgeldim az önce yine “zeytin dalı” gibi muazzam, kutsal. Paylaşmak boyun borcu elbet es geçmek olmaz.

Yeni yıla girerken ilk işi ajanda edinmek olanlardansanız, kesilen ağaçlar canınızı yaktıysa, elinizden bir şey gelmemesi üzdüyse sizi şimdiymiş zamanı… Ajandanız bu yıl bir zeytin ağacına can suyu olabilir.


Şu sayfada detay bulabileceğiniz projeyi bir gönül projesi olarak tanımlıyor ve kendi ağızlarından şöyle anlatıyor bu güzel insanlar:

“10 parmağında 10 marifet” derler ya hani; zeytin ağacı da öyledir işte. Zararı ne diye sorsanız verilecek makul bir cevap bulamazsınız.

Ama gelin görün ki çok değil, kısa bir süre önce Yırca Köyü’nde 6000 zeytin ağacı köylülerin aylarca verdiği mücadeleye rağmen göz göre göre katledildi. 15 senede meyve veren zeytin ağaçları, 1 saat içinde kökünden kesildi.

Solon’un “Kanunlar örümcek ağlarına benzer: Güçsüz ve hafif şeyler ona yakalanır; daha ağır olanlar ise onu parçalayıp geçer.” sözü maalesef bir kez daha gerçek oldu. Kılıfı hazırlayanlar, minareyi çalmakta usta olanlardır. Tarih bize böyle söylüyor. Helenistik Dönemde yaşasalar idam olacaklar, bugün maalesef sadece isyanımıza muhataplar. Hem haksızlar, hem güçlüler!

Bize düşen yapılan onca şeye rağmen yine zeytin dalını uzatmak için yeni fidanlar dikmek ve ağaçların yeşereceği günü ümitle beklemektir.

Yırca’da katledilen 6000’den fazla zeytin ağacına adanmış olan bu ajanda, hep hatırlamak, hiç unutmamak, tekrar tekrar göz önüne gelmek amacıyla, bir grup gönüllü insanın emeği ve onlara destek veren firmaların yardımı ile hayata geçecektir.

Tüm satış geliri Yırca’ya fidan dikilmek üzere bağışlanacaktır.Tek bir ajandanın satış fiyatı üzerinden kalan gelir, bir zeytin fidanının 1/3’ünü karşılamaktadır. Adaletsizliğe bakın ki 3 tane defter ancak 1 fidan parası çıkarıyor!

Ön sipariş: 1 Aralık Pazartesi’den itibaren İdefix

17 Aralık’tan itibaren tüm kitapçılarda!!!

Yırca’yı unutma, unutturma!

Beni Öldürmek İsteyen Muhteşem Hayat

Her kadının hayatının bir yerinde durup soluklanarak okuması gereken güzel kadından güzel bir yazı:

Saydım, tam beş yüz altmış üç tane şarkı biliyorum. Ezbere. Bir sürü dilde.

Buna rağmen yine de ölür müyüm dersin çocuğum? Sana çocuğum diyebilir miyim doktorcuğum? O kadar gençsin ki. Torunum yaşındasın, hatta belki torunumun çocuğu.

Peki doktorcuğum çocuğum, diyorsin ki birkaç güne öleceğim! Kesin yan! Dönüşü yok bunun öyle mi sahi?

Yetmiş yedi yılda üç yüz yirmi bir tane şarkı öğrenmişim. Şimdi ben ölünce ne olacak o kadar şarkı kuzum? Sen biliyor olmalısın, daha önce ölen çok insan görmüşsündür. İçlerinden şarkı hiç çıktı mı ölülerin doktorcuğum? Bir ses, bir mırıltı, bir kıpırtı? Dans gibi mesela? O bile bir şeydir. Tam ölürken içimdeki şarkılardan birinin kıpırtısını hissetsem.

Lemon tree… very pretty and the lemon flower is sweet.

Bilir misin o şarkıyı? Nereden bileceksin, öyle eski ki. Meşhur olduğunda ben çoktan yaşımı başımı almıştım. Ama içim… içim öyle mi ya… kıpır kıpırdı. Dans etmeden duramazdım. Adadaki iskele kahvesinde müzik dolabına para atıp atıp bu şarkıyı çalardıgençler. En uçtaki iskemlede bir başıma oturur, için için dans ederdim. İçin için dans etmek ne tuhaf birşeydir bilemezsin. Kimselere fark ettirmeden dans ederdim ben… içimden. Tek başıma. Yok yok yok Lemon Tree romantik bir aşk şarkısı değildi. Aşkı adeta sabote ederdi.!

Doktorcuğum limon ağacı nasıldır bilir misin? Şahane bir ağaçtır. Ve limon çiçekleri muhteşemdir ama gel gör ki meyvesini dilin damağın kamaşmadan yiyemezsin. Aşk da öyledir çocuğum doktorcuğum. Şarkıdaki gibidir.

Ah hadi söyle bana, ölünce içimdeki şarkılara ne olacak benim? Onca şarkı, onca melodi, onca ritim? Diyelim ki yarın ben öldüm, şarkılar da ölür mü benimle? Yapma doktor, bir şarkı hiç ölür mü? Hele altı yüz on üç şarkı birden, sırf ben öldüm diye, hep birlikte nasıl ölsünler kuzum? Çok saçma.

Peki doktorcuğum şu fikre ne dersin; ben ölünce içimdeki şarkıları sen al. Evet hepsini alabilirsin. Sözleriyle, melodileriyle, ritimleriyle, hatta istersen sırlarıyla birlikte veririm sana. Hadi gel şimdiden planlayım her şeyi birlikte. Diyelim ki üç gün sonra öldüm. Çenemi sen mi bağlayacaksın, başkası mı? Pamukları deliklerime kimler sokacak? Kan akacak mı hiç doktorcuğum? Ölürken insan mutlaka kanar diye okumuştum bir yerde ama inanmamıştım. Ölüyorum diye niye kanayım ki! Can ille de kan ile mi çıkar vücuttan? Saçmalık. Ama yine bütün deliklere pamuk tıkayacaklarını biliyorum. O pamukları tek tek sen tıka doktorcuğum çocuğum. Çenemi de sen bağla. Akacaksa kan, senin avucuna aksın rica ederim. O sırada şarkılarımı da alırsın. Hepsini teker teker. Nasıl olacak der gibi bakma öyle lütfen. Sana en değerli şeyimi bırakıyorum. İçimdeki şarkıları. Tam iki yüz yetmiş altı şarkı. Hepsi başka dillerde. Çince bile var içinde. Ama ben on çok Fransızcaları severim.

Je ne veux pas travailler… Çalışmak istemiyorum… je ne veux pas dejeuner, kahvaltı etmek de istemiyorum, je veux seulement oublier, sadece unutmak istiyorum… Sadece unutmak. Hani derler ya insan ölürken hayatı bir film şeridi gibi gözlerinin önünden geçermiş, yok çocuğum, yalan. Ben ölüyorum ve hayatım bir film şeridi gibi gözlerimin önünden falan geçmeyecek. Hissediyorum. Ben unutmak istiyorum doktorcuğum. Eskiden olan her şeyi unutmak. İnsan ölürken geçmişi hatırlarsa çok üzülür değil mi? İnsan ölürken kendi kendini niye üzsün ki? Je veux seulement oublier… Ah doktorcuğum o şarkıyı alırken içimden dikkat et çok güzel bir cümle vardır, o düşmesin: Vie qui veut me tuer, beni öldürmek isteyen hayat, c’est magnifique, muhteşemdir. Çocuğum hayat gerçekten muhteşemdir. Şarkılar da muhteşemdir ama hayat onlardan daha muhteşemdir. Hayat bu kadar muhteşem olmasaydı çocuğum, o şarkıları söyleyecek, o şarkıları melodi melodi ezberleyecek şevki nereden bulabilirdik, değil mi ya!

Kaç gün kalmıştı ölmeme doktorcuğum? Daha beş gün vardı değil mi? Bu beş günde istersen şarkıları yavaş yavaş al içimden. Doğurduğum çocukları hiçbirini öyle çıkarmadılar. Hep zorla, çekiştirerek, hoyratça, ellerini, kollarını,başlarını kopardılar çocuklarımın. Teker teker öldü hepsi. Kimi doğarken, kimi büyüyünce, ama hepsi benden önce. Çünkü rahmimden çıkarırken hiç özenmediler onlara doktorcuğum. Herhangi bir şey doğuruyormuşum gibi davrandılar. Herhangi bir şey! Sonra hepsini öldürdüler. O nedenle çocuğum, ben ölmeden önce usulca çıkar içimden şarkıları. Ki çıkarken ölmesinler. Ya da yıllar sonra okulun bahçesinde vurulmasınlar. Bir tanesini astılar biliyor musun? Evet darağacında sallandırdılar. Orasına burasına pamuklar tıkayıp boynunu kırdılar. Dili dışarı çıktı. Gözler fırladı yuvalarından boynu kırılırken. Kemiklerinin çıtırdama sesini duyduk hepimiz. Ah ne feci öldü asılan oğlum. İçinde üç beş şarkı, onların da çoğu marştı. Dağıldı gitti ahşap zeminde, gözümün önünde.

Bir kızımı da öldürüp sokak ortasına attılar. Delik deşikti yavrucağım. Onun içinde de bir sürü türkü. Hepsini ben ezberlettimdi. ”Aynalı körük olmazsa ben gelin gitmem, ud kemani çalmazsa aynalı körüğe de binmem.” Neşeli türküler. Hüzülü türküler. Şakacı türküler. Kim bilir nerede öldürüp sokağa attılar bebeğimi! Türküler dağıldı gitti dört bir yana. Fareler kemirdi içindeki davulları, kemençeleri, bağlamaları, sazları…

Doktorcuğum çocuğum, sahi iki güne kalmaz ölür müyüm? Ne güzel. Oradan sana ne getirmemi istersin? Hadi utanma, söyle. Ben gittiğim hiçbir yerden eli boş dönmem. Bir keresinde Sivas’tan tabutla dönmüştüm. İçi silme ceset dolu ceviz ağacından yapılmış, tozlu sarı şahane bir tabut. Otobüse zar zor koymuştuk tabutu. Hem ağırdı, hem de yaz günü içindekiler çok fena kokuyordu. Kaç kişiyi sığdırmıştık hatırlamıyorum ama içindekilerden biri benim sarı oğlumdu. Yanarak ölmüş, küle dönmüş, sarısı kapkara, yirmi yaşında akıllı mı akıllı bir oğlan. Onunla birlikte şarkıları da yanmış, öyle söylediydi avukat. Her şey yanmış onunla birlikte. Geçmiş yanmış, gelecek yanmış, hayaller yanmış, e tabi o hengamede şarkılar sağsalim kalacak değil ya, içindeki şarkılar da yanmış. Kader bu doktorcuğum, alınyazısı. Yandı mı yanıyor çocuk da şarkı da. Ve ben, inanır mısın, bütün çocuklarını gömen ben, hepsinin arkasından mevlüt okuttum. Ay doktorcuğum çocuğum, içimde o şarkılarla birlikte okuttuğum mevlütler de olacak, rica etsem onları alıp ayrı bir yere koyar mısın ben öldükten sonra. Yatağın altına mesela, ya da tavanarasına, çöpe bile atabilirsin, yanıyorlarsa yak, uçuyorlarsa uçur, yüzüp yüzemediklerine bakmadan at denize. Gitsinler. Nereye giderse gitsinler. Ama benden sana tavsiye, onları muhafaza etme içinde. Fena oluyor insan. Ölümü hatırlatıyorlar devamlı yaşayana. Oysa je veux seulement oublier çocuğum. Seulement oublier.

Ne dersin birazdan ölür müyüm ben artık? Pamukları onun için mi hazrlıyorsun? Çenemi neyle bağlayacaksın? Bir sargı bezi belki. Nasıl, böyle sırtüstü yatmaya devam edebilirim değil mi ölürken? Ya da kalksam, ayakta ölsem? Ortanca oğlan ayakta ölmüş. Ayakta değil de, daha doğrusu askıda. Kalbi dayanmamış verdikleri elektriğe. Hep yanıklar vardı bileklerinde. Gördüm tabii cesedini. Çok yakışıklıydı. Kalın kaşları, kalın bıyıkları, iştahlı dudakları vardı. Uzun boyluydu, kaderiniz benzemesin ama seni andırıyordu doktorcuğum. Aslında hepsi yakışıklıydı ölen çocukların. O tabuttakiler, darağacındakiler, yanıp kül olanlar, kanat çırpıp uçanlar, kaybolanlar, sakat kalanlar… hepsi senin gibi yakışıklydı doktorcuğum çocuğum. Ve içleri şarkılarla doluydu.

Sahi insan ölünce içindeki şarkılara ne oluyor, sen bilirsin. Ölüden avucuna hiç şarkı döküldü mü daha önce? Benim döküldü. Küçük oğlum öldüğünde, avuç avuç ninni döküldü avucuma. Bir zamanlar ona söylediğin ninniler, Balkan ninnileri, Rus ninnileri, Afrikalı annelerin ninnileri, Çinli kadınların ninnileri, okyanusta küçücük bir adada bir annenin çocuğuna söylediği ninni bile vardı dökülenler arasında. Ah doktorcuğum, Allah kimseye evlat acısı vermesin. O ninniler nasıl insanın içini acıtıyor bilemezsin. Benden de çıkarsa al o ninnileri olur mu, sakın atma. Gün olur kullanırsın. Sen de çocuğuna söylersin. Benden sana bir nasihat, çocuklarının içini ne yap et şarkılarla doldur, olur mu doktorcuğum? Bak benim içimde kaç bin tane şarkı birikmiş. Ne güzel değil mi? Binlerce dilden, binlerce şarkı.

Bak ben az önce ölmüşüm. Şarkılarım nasıl da çıkıyor içimden birer birer. Al topla hepsini. Yavaş yavaş. Acele etmeden. Korkma hemen buhar olup dağılmazlar. Bir süre asılı kalırlar havada. Usulca al hepsini teker teker avucuna. Doldur ceplerini, içine çek, gözlerini derinlerine dik şarkıların, anlamaya çalış ne diyorlar. Doktorcuğum ne diyor bunca şarkı? Neden insanlar bin yıllardır şarkı söylüyor? Anlamaya çalış. Şarkı sözün de ötesindedir doktorcuğum yavrucağım.

Şarkı ne diyordu hatırla: Vei qui veut me tuer, beni öldürmek isteyen hayat, c’est magnifique, muhteşemdir! Muhteşem doktorcuğum! Ölmek muhteşem!

Mine Söğüt

Deli Kadın Hikayeleri

Hamilelikte izlemelik 10 film önerisi

Zamanın çookk hızlı akarken aynı zamanda hiiçç ilerlemezmiş gibi hissettirebildiği tek dönem hamileliğin son üç ayı olmalı. O son trimester gerçekten “aa bu hafta da mı bitti” derken diğer yandan “ooff bugün de akşam olmak bilmedi” diye içlenmeye başladığınızda anlıyorsunuz ki hamilenin zamanı da iki can taşıyor 🙂 Rol değişiyor o canlar ara sıra…

Çok düşündürmesin, çok sıkmasın, aman gerginlik hiç yaşatmasın ama izlemek isteyeceğim de bir şeyler olsun elimin altında derseniz, işte hamilelik döneminde izlemelik hoş bir film listesi, benden kendime ve hamile kız kardeşlere hediye 🙂 Tadını çıkarıınn!

1- Dikkat Bebek Var (What to expect when you’re expecting) *2012

Doğumlara çeyrek kala yolları kesişen 5 çift aynı dönemlerde bebek beklemenin heyecanını ve sevincini yaşarken, hamilelik sürecinin sıkıntılarına beraber göğüs geriyor, en mutlu anlarına beraber şahit oluyorlar. Ve bu süreç hepsine şunu öğretiyor: sen ne kadar plan yaparsa yap, hayat en beklenmedik şeyleri önüne koyar!
Film, Heidi Murkoff’un kaleme aldığı ve dünya çapında çok satan kitaplar arasında gösterilen “Bebeğinizi Beklerken Sizi Neler Bekler” adlı kitaptan Shauna Cross ve Heather Hac tarafından uyarlanmış. En son 2009’da çektiği ve Robert De Niro’nun başrolde olduğu Herkesin Keyfi Yerinde (Everybody is Fine) ile kamera arkasına geçen Kirk Jones’un yönetmen koltuğuna oturduğu bu romantik komedide Elizabeth Banks, Brooklyn Decker, Genesis Rodriguez, Jennifer Lopez, Dennis Quaid, Cameron Diaz, Anna Kendrick gibi yıldızlar bir araya geliyor. 

2- Dokuz Ay (Nine Months) *1995

Beş yıldır birlikte olduğu Rebecca Taylorın (Julianne Moore) hamile olduğu haberini alana kadar Samuelin (Hugh Grant) hayatı mükemmel gitmektedir.

Çocuklardan bunalmış bir çocuk psikiyatrı olan Samuel, bu bebeğin dünyaya gelmesini istemese de kız arkadaşı doğurmakta kararlı davranınca çift ayrılmak zorunda kalır…

3- Gelinin Babası 2 (Father of the Bride Part II) 1995

Kızının evlendiğini nihayet kabullenen ve bu durumdan oldukça memnun olan George Banks’in hayatı Annie’nin yaptığı açıklamayla tekrar altüst olur. Annie bir bebek beklemektedir. George asıl şoku ise eşi Nina’nın da aynı haberi vermesiyle yaşar. Nina da kızı gibi hamiledir. George kendini bir baba olarak çok yaşlı, bir büyükbaba olarak da çok genç görmektedir.

4- Baby Mama *2008

Başarılı bir iş kadını ve yalnız bekar bir kadın olan Kate, kariyerini özel hayatının yerine koymuştur. 37 yaşına geldiğinde artık çocuk doğurmaya karar verir ama hamile kalma şansının olmadığını öğrenince tüm hayalleri suya düşer.

Gene de kararına devam eden Kate, Angie adlı genç kızın onun yerine doğurmasını ister ve Angie’nin hamile olduğunu öğrenir öğrenmez kendini annelikle ilgili kitaplar okumaya, araştırmalar yapmaya iter.

Angie’nin evsiz kalıp Kate’nin kapısını çalmasıyla işler iyice karışır. Bebeğin doğumunu birlikte bekleyecek ve zorluklarla birlikte mücadele etmek zorunda kalacak olan iki kadın, iki çeşit aile olduğunu farkederler, bir içine doğduğumuz biri de sonradan meydana getirdiğimiz…

5- Hayatımdaki Erkekler (Riding in Cars with Boys) *2001

Yıl, 1965… yetenekli ve hayat dolu bir genç kız olan Bev’in tek hayali, günün birinde New York’a giderek ünlü bir yazar olmaktır. Connecticut’ta yaşayan bir polis çocuğu olan Bev her genç kız gibi biraz havai ve erkek meraklısıdır. 15 yaşındaki Bev, bir partide tanıştığı Ray’e aşık olur ve bir talihsizlik sonucu hamile kalır. Bev durumu ailesine anlatma kabusuyla karşı karşıyadır. Mutaasıp babası ve kalbi kırılmış annesinin isteği üzerine Bev, Ray ile hemencecik evlenir… Artık kurduğu bütün hayaller de gençliğiyle birlikte yokolup gitmenin eşiğindedir. Bu film, Beverly Donofrio’nun gerçek yaşam hikayesini anlatır.

6- Uzaklara Gidelim (Away we go) *2009

Film ilk çocuklarını bekleyen ve mevcut yaşam koşullarından memnun olmayan genç çift Burt ve Verona’nın yerleşip, kuracakları ailenin köklerini salabilecekleri ve çocuklarını büyütebilecekleri en ideal yeri aramak için Amerika’yı dolaşmalarını anlatıyor.

Çiftin yol boyunca yaşadıkları aksilikler ve aradıkları ‘ev’i bulmaları için onlara yardım etmeye çalışan enteresan akrabalar ve eski arkadaşlar da serüvenlerine renk katıyor.

7- B Planı (The Backup Plan)

Yıllarca çeşitli erkeklerle flört eden Zoe (Jennifer Lopez) doğru kişiyi beklemenin çok uzun sürdüğüne karar verir. Anne olmaya kararlı karakterimiz kurduğu planı uygulamaya karar vererek doktordan randevu alır ve tek başına gitmeye karar verir. Zoe aynı gün, gerçek olasılıklar barındıran bir adam olan Stan (Alex O’Loughlin)’le tanışır.

Filizlenen bir ilişkiyi korumaya ve hamileliğin ilk belirtilerini saklamaya çalışan Zoe, kendini bir yanlışlıklar komedisinin içinde bulur ve Stan’e kafa karıştırıcı sinyaller verir. Zoe tuhaf davranışlarının nedenini endişeli şekilde açıkladığında, Stan bu alışılmamış geleceği değerlendirir ve sonunda durumu kabul eder.

8- Ufaklık (Junior) *1994

‘İmkansız diye birşey yoktur’

Kimin bebeği olacağını asla tamin edemezsiniz. İnsanlık tarihinde bir ilk gerçekleşmek üzere. Deneysel bir ilaç içen Schwarzenegger hamile!

9- Kaza Kurşunu (Knocked Up) *2007

Allison Scott (Katherine Heigl) hayatını dolu dolu yaşayan 24 yaşında bir magazin gazetecisidir. Ancak aşırı alkollü olduğu bir gece Ben Stone adlı (Seth Rogen) sorumsuz ruhlu bir gençle yaşadığı bir gecelik ilişki istenmeyen hamilelik sonucunu getirince hayatı raydan çıkar. Bebeğini tek başına büyütmek ile babasını daha iyi tanımak ikilemiyle yüz yüze kalan Allison, biraz aptalca gibi gözükse de genç adama bir şans vermeye karar verir.

10- Bebek Yolda (Baby on board) *2009

 Angelina ve Curtes mutlu modern çiftlerdendir. Ama sorunlu en yakın arkadaşları tarafından karşı çins için doldurulana kadar. Üzerine bir de Angelinanın zamansız hamileliği eklenince, evde “aldattığını itiraf et” inatlaşması başlar.

Anne-Baba ve Eğitimciler için Tavsiye Filmler

Bambaşka bir dünyaları var onların… O kadar başka ki zaman zaman onların bizi anlamaması gibi pek çok zaman bizler de onları anlamakta güçlük çekiyor, hayata onların gözüyle bakmayı bir türlü başaramadığımızı hissediyoruz. Bazı insanlara hayata çocuk perspektifinden bakmaya ve onları anlamaya daha yatkın bu bir gerçek. Hayal güçleri midir buna yardımı dokunan, içlerindeki büyütmedikleri çocuk mu yoksa başlı başına bir yetenek mi bu bilmiyorum ama gerçek şu ki öyle insanların yazdığı kitapların, ürettiği projelerin ve çektikleri filmlerin çok fazla yardımı dokunuyor çocukların dünyasının kapısını aralayabilmek isteyenlere.

İşte Pedagoji Derneği de böyle bir çalışma yapmış çocukların renklerini biraz daha yakından görmek isteyenlere. Anne baba ve eğitimcilerin izlemesini tavsiye ettikleri filmlerin bir listesini yayınlamışlar. Çalışmadan minik bir notla listeyi sizlerle paylaşıyorum. Dilerseniz yazının tamamına sayfa sonundaki kaynak linkiyşle ulaşabilirsiniz. 

Film izleyicilerinin şu konularda dikkatli olmasını öneriyoruz:

  • Bu filmler yetişkinlerin izleyebileceği filmlerdir, çocuklarla birlikte izlenecek filmler değildir. Bu nedenle, yetişkinlerin filmleri izlerken yanlarında çocuk olmamasına özen göstermeleri gerekmektedir.
  • Filmler, teması açısından tavsiye edilmiştir. Tavsiye edilen filmlerin içinde ahlaki değerlerimiz ve kendi kültürümüzle çelişen sahneler olabilir. Filmi tavsiye etmemiz tüm sahneleri, replikleri ve görüntüleri onayladığımız anlamına gelmemektedir.
  • Filmler alfabetik olarak sıralanmıştır. Bir filmin diğerine üstünlüğünü belirlemeye yönelik herhangi bir çalışma yapılmamıştır.
  • Listemizde yer alan filmler derneğimizin ulaştığı ve değerlendirmeye aldığı filmlerdir. Bu filmlerin dışında çocuk dünyasına ışık tutan daha güzel filmler de olabilir. Bu listenin dışındaki önerileriniz listemizin zamanla daha da zenginleşmesini sağlayacaktır. Önerilerinizi bilgi@pedagojidernegi.com adresinden bize ulaştırabilirsiniz.

TAVSİYE FİLM LİSTESİ

  1. 120 (2008-Türkiye)
  2. 3 Aptal (3 Idiots) (2009-Hindistan)
  3. Arada Kalan (What Maisie Knew) (2012-ABD)
  4. Baba (Pedar) (1996-İran)
  5. Babam ve Oğlum (2005-Türkiye)
  6. Baran (Baran) (2001-İran)
  7. Beş Vakit (2006-Türkiye)
  8. Beyaz Balon (Badkonake Sefad) (1995-İran)
  9. Benim Adım Sam (I am Sam) (2001-ABD)
  10. Büyük Balık (Big Fish) (2003-ABD)
  11. Cennetin Rengi (Rang-e Khoda) (1999-İran)
  12. Cennetin Çocukları (Bacheha-Ye Aseman) (1997-İran)
  13. Charlie’nin Çikolata Fabrikası (Charlie and the Chocolate Factory) (2005-ABD)
  14. Cinderella Man (Cinderella Man) (2005-ABD)
  15. Dedemin İnsanları (2011-Türkiye)
  16. Elma (Sib) (1998-İran)
  17. Glibert’ın Hayalleri (Whats Eating Gilbert Grape) (1993-ABD)
  18. Haçiko (Hachiko) (2009-ABD)
  19. Hayat Güzeldir (La Vita è Bella) (1997-İtalya)
  20. Her Çocuk Özeldir (Taare Zameen Par) (2007-Hindistan)
  21. Kaplumbağalar da Uçar(Lakpoşt-ha Hem Pervaz Mi-konend)(2004-İran)
  22. Karpuz Kabuğundan Gemiler Yapmak (2002-Türkiye)
  23. Kız Kardeşim Mommo (2009-Türkiye)
  24. Kız Kardeşimin Hikayesi (My Sisters Keeper) (2009-ABD)
  25. Konuş Benimle (Speak) (2004-ABD)
  26. Koro (Les Choristes) (2004-Fransa)
  27. Kramer Kramere Karşı (Kramer vs. Kramer) (1979-ABD)
  28. Lorenzo’nun Yağı (Lorenzo’s Oil) (1992-ABD)
  29. Ölü Ozanlar Derneği (Dead Poests Society) (1989-ABD)
  30. Sarhoş Atlar Zamanı (Zaman-e Baray-e Mesti Asbha) (2000-İran)
  31. Serçelerin Şarkısı (Avaze Gonjeshk-ha) (2008-İran)
  32. Siyah (Black) (2005-Hindistan)
  33. Terabithia Köprüsü (Bridge to Terabithia) (2007-ABD)
  34. Umudunu Kaybetme (The Pursuit of Happyness) (2006-ABD)
  35. Uzun Hikâye (2012-Türkiye)

Kaynak Link

Kahvaltida ne yedi cocuk? Paslı demir, jelatin, tebesir tozu!

Ah ne sacma baslik! Ne sacmalamis bu kadin? Boyle dusunduruyor degil mi? Ne alakasi olabilir kahvaltiyla jelatinin, pasli demirin, tebesirin? Dune kadar ben de boyle dusunurdum. Bilmek lanet iste, o yuzden rahati kacsin istemeyen yaziyi okumasin sevgililerim. Zira zeytinimiz pasli demir, peynirimiz tebesir tozu, kirec, yogurdumuz domuz jelatini icerirmis dikkat etmeden alirsak.

Turk milletinin adeti kol kiriliyor yen icinde kaliyor. Aile icinde de olsa sıkıntı, toplumda da olsa “olan oldu bir kere ne yapalim kader” deyip oturuyoruz. En ufak problemden en buyugune kadar kaderciyiz biz. Hal boyle olunca da kimse sikayet etmiyor, hak aramiyor, bilincli tuketici rolunu kabullenmiyor ve en “marka” firmalar bile “yersen” deyip neleri neleri “kalite” diye sunma cesaretini gosteriyor.

“Gıda hileleri” denilen seyleri yapanlar gida teroristleri. Ozellikle et ve sut urunleri basta olmak uzere, baharat, bakliyat ve pek cok seyle bizi ve cocuklarimizi zehirlemeye devam ediyorlar. Bu siralar bu gida hilelerine kafayi takmis durumdayim brn sevgili gunluk. Ve arastirirken bulduklarim tuyler urpertici.

Ulke verileri 27 bin ureticinin neredeyse yarisinin bakanliga kaydi olmadigi icin denetlenemedigini soyluyor, bu bir felaket. Bunun otesinde bakanlik 2014un ilk 10 ayinin verilerini gida hileleri raporu olarak sunmus gectigimiz gunlerde ve o denetlenemeyenleri icermeyen rapor ‘denetlenenlerle’ ayri bir facia. Raporun iyi yani en azindan firmalari teshir etmeleri, ornegin sucuk denince akla gelen sehir Afyonkarahisarin kallavi markalarindan bayacada pahali olan Ikbal dana sucukta sakadat tespit edilmis. Demek bu marka iyi hem de pahali kalitelidir de dememek lazim. (Raporun tamamini okuyup diger firmalara da bakmalisiniz.) Ha tespit edilmis de ne olmus? 14bin tl kadar bir cezai yaptirim uygulanmis ‘hileli gida’ uretip satanlara ve bazilarina da dava acilmis. Bu kadar. Baska bir sonuc yazmiyor. Beni hiic tatmin etmedi, zaten bu firmalarin sadece gunluk kari 10binlerden fazla.. Bunu da arastirirken soyle bir sey okudum teyit etmedim lakin ulkenin gida kalitesi kanun metinleri 1400lerde Fatihin oglu, Sultan Selimin babasi Bayezit tarafindan olusturulmus. Yama yapa yapa hala onu kullaniyormusuz.

Bakanlik raporun sonunda aslinda yetersizligi kabul etmis ve raporun en gercekci seylerini soylemis diyor ki; bunlari kamuya duyuruyoruz cunku tuketicinin secimleri, bilincli davranmasi bu denetim ve yaptirimlardan daha etkili ve caydirici olacaktir.

Iste bu sebeple sevgili anne-babalar bu konuda deyim yerindeyse ‘hic bir seyi’ devletten beklememeliyiz. Kendimize bir tuketim politikasi olusturmali mumkun mertebe disina cikmamaliyiz. Basit kurallar koymaliyiz kendimize. Hazir ve islenmis gida tuketme, kasar pahali mi alma para verip cocuklarini zehirleme, guvenmedin mi peynire icine sinmeyeni yeme al bi kilo sut lor yap suz mis gibi onu yedir cocuklarina.

Ureticilerle tanis. Kendi ureteni bul, az ama oz olsun onlardan yap alisverisi. Ekmegini kendin yap evde.

Sen de boyle dusunuyorsan, en azindan neler gida hilesidir ogreneyim aklimda olsun diyorsan burayi tiklayarak en yaygin gida hilelerine goz atabilir kacinmanin yollari hakkinda fikir edinebilirsin.

Isigin gucu ve sevginin sicagiyla,

İşler yolunda gitmediğinde pozitif kalmanıza yardımcı olabilecek 10 olumlu düşünme tekniği

Neden bu şekilde sonlandı? Neden ben? Neden ben de herkes gibi normal bir hayat yaşayamıyorum? Hiç problem yaşamadan hayatına mutlu devam eden insanlar bunu yapmayı nasıl beceriyor? Sorun bende mi?

Tabii ki tüm olumsuzlukların bir gecede düzelmesi ve ertesi güne mutlu bir birey olarak uyanmanız gerçekçi bir beklenti değil. Aynı şekilde hayatınız boyunca karşılaşacağınız olumsuz durumları engelleyebilmeniz de mümkün değil. Fakat bu durumlar karşısında nasıl bir tavır izlemeniz gerektiği, olaylara nasıl yaklaştığınız sizin kontrolünüz altında.

 

1. Hayata ve kendinize güvenin

Her şeyin bir gün yoluna gireceğine emin olun. Kış boyunca çıplak kalmış bir ağaç bahar aylarında çiçekler açar.

Hayatınızın kış dönemlerinde meyve alamadığınız için üzülmek yerine, bir gün baharın geleceğine ve her şeyin daha iyi olacağına dair inancınızı koruyun. Olumsuzlukların yaşamınızı etkilemesine izin vermeyin ve daima pozitif düşünün.

2. Planlarınızda değişiklikler yapın

Bir hatayı bir kez yaptığınızda bu sizin suçunuz değildir, ancak ikinci kez aynı hatayı yapmak sizin elinizdedir. Bir problem çözme aşamasında sürekli aynı çözüm yolunu deniyor ama başarıya ulaşamıyorsanız yeni yollar denemenin vakti gelmiş demektir. Çözüm yollarınızı ya da planlarınızı değiştirmek, gelecekle ilgili hayallerinizden vazgeçmek değil; o hayale ulaşmak için gitmekte olduğunuz yolu değiştirmek anlamına gelir.

3. Meditasyon yapın

Meditasyon bir çoğumuz için fazla spritüel ve soyut bir uygulama olabilir. Meditasyona yaklaşımınız ne olursa olsun, etkili olduğuna inanın ya da inanmayın, kendinize dönüp bakmak ve iç sesinizi dinlemek için fırsatlar yaratmak size iyi gelecektir. Kişinin kendisiyle baş başa kalmasını ister meditasyon, ister dua, ister rahatlama olarak adlandırın, ne olursa olsun kendinize zaman ayırmayı unutmayın.

4. Sabırlı olun

Bazen bekleme aşamasında yaşadığımız deneyimler, beklediğimiz şeyden çok daha değerli olabilir. Çünkü bize asıl yol gösteren şey aslında bekleme aşamasında öğrendiklerimiz ve yaşadığımız değişimlerdir.

Hepimizin hayattan az ya da çok bir beklentisi var. Yeni bir iş, birlikte mutlu olabileceğimiz bir sevgili, yeni bir şans… Ne bekliyor olursanız olun, hala bekleme aşamasında olmanız o şeye sahip olmaya henüz hazır olmadığınızın bir göstergesi olabilir.

Beklemek ceza değil, hazırlıktır.

5. Pozitif olmadığınız zamanlarda bile olumlu düşünmeye çalışın

Birileri size ‘’Nasılsın?’’ sorusunu sorduğunda verdiğiniz cevap genelde hep ‘’İyiyim.’’ olur. Olumsuz bir şey yaşamış olsak da, kendimizi kötü hissetsek de karşımızdaki kişiye iyi olduğumuzu yansıtmak, aslında kendi kendimize geliştirdiğimiz bir savunma mekanizmasıdır.

İyi olduğumuzu sürekli tekrar etmek bizi olumsuz düşüncelerden uzaklaştırır ve zamanla daha pozitif hissetmemize yardımcı olur. Düşüncelerinizi değiştirmek, hayatınızı değiştirmenin ilk adımıdır.

6. Stres yaratan durumlar yerine sahip olduğunuz şeylere odaklanın

Problemlere odaklanmak ve olumsuz düşünmek kolaydır. Ancak yaşamımız boyunca deneyimlediğimiz olumlu durumlar, olumsuzluklardan sayıca çok daha fazladır. Olumlu durumlar yerine olumsuz olanlara odaklanmamızın altında ise, olumsuz durumlarla nasıl baş edeceğimizi bilmememiz ve bu durumlara hazırlıksız yakalanmamız yatar.

7. Anda yaşayın

Üzerine ne kadar düşünürseniz düşünün, ne kadar hayal kurarsanız kurun ya da ne kadar düşünerek kendinizi meşgul ederseniz edin; geçmiş geçmiştir. Gerçeklerle yüzleşebildiğinizde, geçmişiniz artık size zarar vermez.

Geçmişte yaşadıklarınıza üzülmek yerine yaptığınız hatalardan ders çıkarmaya çalışın.

8. Olayları akışına bırakın

Planladığınız şeylerin yolunda gitmemesinin sebebi, evrenin sizin için yaptığı planların farklı olmasından kaynaklanıyor olabilir.

Pikniğe gitmeyi planladığınız gün yağmur yağabilir. Pikniğinize devam edip yağmurda dans etmek, ertelemek ya da durmadan şikayet etmek sizin elinizde. Yaşamımızı farklı ve dinamik tutan şey, aslında planladığımız şeylerin yolunda gitmemesi.

Olayları akışına bırakarak yaşamaya başladığınızda unutamayacağınız anlar yaşamaya başladığını fark edeceksiniz. Bazı şeyler kontrolümüz dışında geliştiğinde şikayet etmektense kabullenerek duruma adapte olmaya çalışmak, sizi bir adım ileri taşıyacaktır.

9. Kendinize inanın

Hayatta bazen önümüzü göremediğimiz ve sonrasında karşımıza neler çıkacağını öngöremediğimiz anlar yaşayabiliriz. Nereye gittiğinizi bilmeden ilerlemek korkutucu olabilir ve risk içerebilir; ancak ilerlemediğiniz süre yolun sonunda ne olduğunu asla göremezsiniz. İnancınızı güçlü tutun ve ulaşmak istediğiniz noktaya bir gün ulaşacağınıza inanın.

10. Hayatı bir öğrenme süreci olarak görün

Üzgün olduğumuz anlarda hep en kötü şeylerin bizim başımıza geldiğini düşünerek üzülme eğilimindeyiz ancak yaşadığımız olumsuz deneyimler ne olursa olsun geçici. Önemli olan şey yaşadığımız üzüntü, sevinç, korku ya da değişim zamanlarına öğrenme süreci olarak yaklaşabilmek. Hatalarınızdan ders çıkararak, yaşadıklarınızı diğer insanlarla paylaşarak ilham verebilmek. .

Hayat yolculuğundaki her anınız çok değerli. Zamanı geri alabilmeniz ve yaşamınızdaki tüm olumsuzlukları yok edebilmeniz mümkün değil. Kendinize inanın ve değişimin kendi içinizde başladığının farkında olun.

"Hayattan öğrendiğim 45 ders¨

  1. Hayat adil değildir ama yine de iyidir.
  2. Şüphe ettiğinizde, karşınıza çıkan adımı küçük atın.
  3. Hayat çok kısa, tadını çıkarın.
  4. İşiniz hastalandığınızda sizinle ilgilenmeyecek. Arkadaşlarınız ve aileniz elinizi tutacak.
  5. İhtiyacınız olmayan şeyler almayın.
  6. Her tartışmayı kazanmak zorunda değilsiniz. Kendinize karşı dürüst kalın.
  7. Biriyle beraber ağlayın. Yalnız ağlamaktan iyidir.
  8. Tanrı’ya sinirlenebiliriz zaman zaman. O bunu kaldırabilir.
  9. Anlamı olan şeyler için kendinizi saklayın.
  10. İş çikolataya gelince değişir, boşuna direnmeyin.
  11. Geçmişinizle barışın ki, şu anı bozmasın.
  12. Çocuklarınızın sizi ağlarken görmesi kabul edilebilir.
  13. Kendinizi başkalarıyla kıyaslamayın. Onların serüveninin ne olduğunu bilmiyorsunuz.
  14. Eğer bir ilişki bir sır olarak kalmalıysa, içinde size de yer yoktur.
  15. Hayatta her şey aniden değişebilir.
  16. Derin nefes alın. Zihninizi açar.
  17. İşinize yaramayan eşyalarınızdan kurtulun.
  18. Sizi öldürmeyen her şey gerçekten de sizi daha güçlü kılar.
  19.  Mutlu olmak için hiçbir zaman geç değildir. Ama bu da size bağlıdır.
  20. Hayatta gerçekten sevdiğiniz şeyin peşinden giderken, ¨hayır¨ı cevaptan saymayın.
  21. Mumlarınızı yakın, güzel çarşaflarınızı serin, havalı iç çamaşırlarınızı giyin. Özel günleri beklemek için saklamayın. Bugün o özel gün.
  22. İyi hazırlanın ama sonra akışına bırakın.
  23. Eksantrik olun. Mor giymek için yaşlanmayı beklemeyin.
  24. En önemli cinsel organ beyindir.
  25. Mutluluğunuzdan sizden başka kimse sorumlu değildir.
  26. Başınıza gelen her kötü şeye üzülmeden önce kendinize şu soruyu sorun: ¨Bundan 5 yıl sonra bunun bir önemi olacak mı?¨
  27. Her zaman yaşamayı seçin.
  28. Affedin ama unutmayın.
  29. İnsanların sizin hakkında ne düşündüğünü önemsemeyin.
  30. Zaman her şeyin ilacıdır. Zaman vermeyi bilin.
  31. Durum ne kadar iyi ya da kötü olursa olsun, değişecektir.
  32. Kendinizi çok ciddiye almayın. Kimse almayacaktır.
  33. Mucizelere inanın.
  34. Tanrı sizi Tanrı olduğu için seviyor, yaptıklarınızdan ötürü değil.
  35. Hayatı izlemeyin, katılımcı olun.
  36. Yaşlanmak erken ölmekten her türlü daha iyidir.
  37. Çocuklarınızın yalnızca bir çocukluğu olacak.
  38. Sonunda önemli olan sevginizdir.
  39. Her gün dışarı çıkın. Mucizeler sizi dışarıda bekliyor.
  40.  Eğer bütün sorunlarımızı toplayıp bir yere atsaydık, başkalarının sorunlarını gördüğümüzde ancak kendi sırtımızı sıvazlardık.
  41. Özenti vakit kaybından başka bir şey değildir. Sahip olduklarınızla mutlu olun.
  42. En iyisi henüz hayatınıza girmedi bile.
  43. Kendinizi nasıl hissederseniz hissedin, kalkın, giyinin ve çıkın.
  44. Verin.
  45. Hayat hediye paketiyle sunulmamış olsa da yine de bir armağandır.

Regina Brett