Ruh Kaybının 20 Belirtisi

Tembellik etme hakkini kullanmakla, ise yaramaz uyusturulmus bir yasam formuna donusmek arasindaki fark karistiriliyor gunumuzde. Tembellik benim icin gonlumun istemedigi seyi yapmamak, gerekliyse ve mumkunse erteleme hakkimi kullanmak, dayatilan sistemin caliskan carki olmaktansa kendime, evime, cocuklarima zaman ayiran tembel anne olmak demek. Digeri ise yani ise yaramaz uyusturulmus bir yasam formuna donusmek hastalikli bir sey, sanki ruhunu kaybetmek gibi. Ve pek cok ‘caliskan’ insan aslinda farkinda olmadan ‘uyusturulmus’ birer birey olarak devam ediyor hayatina.

Iste bu durumu kendi kelimelerimle tam manasiyla anlatamadigimi dusunuyordum. Bugun rastladigim asagidaki harika yazi tam da hislerimin tercumani oldu. Tembelsek de ruhsuz degilmisiz ohh be henuz ruhu kaybetmemisiz diyor ve sizleri okumaya davet ediyorum. Lutfen okurken kendinizi durustce yoklayin, zira erken teshis hayat kurtatir. Zararin neresinden donsek kardir.

Isigin gucu ve sevginin sicagiyla

 

*************

“Ruh Kaybı” bir insanın

kimliğini, samimi ilişki kurabilme yeteneğini, hayattaki amacını, yaşama bağlılını ve hedeflerini kaybetmesi demek.

Birçok insan “Ruhsuz”luğunun farkında olmadan içinde bulunduğu kültür(!) içinde uyusturulmus bir sekilde yaşamını devam ettiriyor.

-İnsanların ve içinde yaşadıkları toplumun ruhsuzluğuna işaret eden 20 durum :

1. Diğer insanlarla kıyasladığınızda daha becerikli ya da başarılı hissetmemek,

2. Hizmet vermeyi istemek fakat nasıl katkıda bulunacağını ve bu katkının ne işe yarayacağını bilmemek,

3. Kendini ulaşılması imkansız bir kusursuzluk için boşa çaba harcarken bulmak,

4. Korkuların hayata yön vermesine izin vermek,

5. Hayatta sürekli bir şeyler yapmak için “yeterince iyi” hissetmemek,

6. Elinde olmayan nedenlerden dolayı çaresiz ve mağdur hissetmek,

7. Gündelik hayatın anlamsız ve sadece göreve yönelik olduğunu düşünmek,

8. Çoğu zaman umutsuz ve kötümser olmak,

9. Duygusal ilişki ve iletişimden kaçınmak,

10. Önemsiz biri ve duygularının anlamsız olduğunu düşünmek,

11. Çoğunlukla uyum sağlamaya uğraşmak ama hiçbir zaman bir aidiyet hissetmemek,

12. Hayatta karşılaşılan zorluklarla mücadeleden vazgeçmeyi düşünmek,

14. Kronik fiziksel bir rahatsızlık: kilo alma-verme, vücudun belli bir bölgesinde sürekli ağrılar, yorgunluk halsizlik, cilt problemleri, mide rahatsızlıkları, uyku bozuklukları,

14. Sevgi ve şefkati kabullenmekte zorlanmak,

15. Sürekli depresif, gergin ve endişeli olmak,

16. Yeterince takdir edilmediğini hissetmek,

17. Sürekli başkalarını eleştirmek,

18. Alkol, seks, uyuşturucu, televizyon veya herhangi bir şeyle aşırı meşguliyetle kendini tatmin etmeye çalışmak,

19. Hayata karşı hayal kırıklığı,

20. Rüya görmemek…

Dr. Lissa Rankin / Uyan Dünya

*********

Evde deterjan, dis macunu nasil yapilir ogren, Zehirsiz!

Bir kez sampuan kullanirken bin kez dusunenlerdenim ben de. Sozde “kir”leri uzaklastirip temizlenirken kendimi ve dogayi ne kadar kirletiyorum sorusu bir kosede hep var.

Surekli daha “temiz” bir yasam dusleyenler icin dayatilani kabul etmek, sunulani tuketmek yerine care uretmek hep ilk tercih. Biz evde elimizden geldigince sirke, arap sabunu, dogal sabunlar, karbonat vs kullanmaya calissak da hala deterjan, sampuan, kozmetik dis macunu tamamen cikip gitmedi hayatimizdan,


azalttik ama tamamen kurtulamadik. Bunu bir eksiklik kabul ediyor ve uzerine de gidiyoruz. Soner evde kendi narenciyeli yuzey temizleyicimizi yapiyor mesela ve bu bile mutluluk(!) ama yetmiyor.

Iste tam bu noktada dun bir dostum vasitasiyla bu harika atolyeden haberdar oldum. GELIN SIZE EVDE DETERJAN, DIS MACUNU, KOZMETIK URUNLER NASIL YAPILIR OGRETELIM diyorlar, daha ne olsun. Ben bu sefere katilabilecek miyim bilemiyorum, cok istiyorum. Sonra dusundum de belki aranizdan birileri de ister katilmak ve katilanlar deneyimlerini bizlerle de paylasirlar, ne guzel olur. Sizlerle paylasmadan edemedim. Asagida etkinlik linki, detaylari ve dostlarin kendi agzindan cagrilari mevcut. Bence kacirmamali.

“Yuvamız dünyayı kirletmeden de evlerimizi

temizleyebilir miyiz?

Bi’garip atölye kapılarını “Temizlik ve Kozmetik Atölyesi” ile açıyor. Birlikte dünyayı kirletmeden evlerimizi nasıl temizleyeceğimizi öğreniyoruz. www.zehirsizev.com ‘un kurucusu Mercan Uluengin ile bulaşık makinesi detarjanından,

diş macununa, çamaşır suyu alternatiflerinden, ev yapımı allıklara kadar hem kişisel bakım hem de ev temizliğimiz için bir çok

tarifi beraberce yapıp uygulayacağız. Atölyeden ayrılırken kendi yaptığımız ürünlerden numuleri evlerimize götüreceğiz… Böylelikle daha zehirsiz evlere

ve daha zehirsiz bir dünyaya ilk adımlarımızı atmış olacağız…

Katılım ücreti 50 tl

Yapılacak numunelerin ham maddeleri bizim tarafımızdan temin edilecektir.

Katılım 20 kişi ile sınırlıdır.

Detaylı bilgi ve başvurularınız için;

bigaripatolye@gmail.com adresine

veya

0 533 213 55 07 – 0 533 210 24 33 no’lu

telefonlara ulaşabilirsiniz.”

Ve etkinlik sayfasi icin burayi tiklayabilirsiniz

Eti Matik Bor Deterjan Deneyim Notları

Piyasaya çıkışını ilk duyduğumuzdan beri araştırıyoruz biliyorsunuz bu ürünü. Daha önce sayfalarımız aracılığı ile de sizlerin fikirlerini almıştık. Sonrasında denemeye de karar verdik ve kayda değer bir süredir de kullanıyoruz. Elbet kötünün iyisi ve elbette her zaman tercihimiz en doğalını evde kendimiz üretebilmek ama henüz bunu matik deterjan noktasına kadar ilerletemedik 🙁


Petrol türevi içermemesi, fosfatla kirletmemesi güzel. Doğaya ve bedenimize “bir tık” daha saygılı olabiliyoruz bu durumda, buradan +1 puan. Boraks, sabun ve soda içeriyor(karbon, oksijen ve su ile kombine). Yine “organik” düzeyde bir doğallığı yok bize göre, işlenmiş bir ürün en nihayetinde. Fakat “yeşil olma” çabasını bir adım öteye taşıdığı da bir gerçek. 

Petrol endüstrisine nema sağlamaması, yerel doğal kaynakları kullanması ve sermayenin yerli olması da +1 puan eder sanırım. Boraks pek çok şekilde temizlik ürünlerinde kullanılıyor zaten yani hayatımıza çok yeni girmiş olmayacak ve matik bir deterjanla petrolü ve kalıntı kimyasalları kıyafetlerimizden soyutlaya bilme fikri de güzel.


Gelelim kullanırken edindiğimiz izlenimlere:


*Solunması halinde alerjen etkisi var. Uçuşturursanız genzinizi yakacaktır dikkatle kullanmalı.

*Kokusu sabunumsu, sabun kokusunu sevenler için ideal. Ekstra parfüm vs ile ağırlaşmamış, bizim hoşumuza gitti.

*ince bir toz şeklinde olduğu için çok fazla uçuşturmadan kullanmak gerek ciltte ve gözde kısa zamanlı da olsa tahriş yapabiliyor. 

*Bazı deterjanla yıkanan çamaşırlarda kalan kalıntılar hassas ciltli bir aile olarak bizde  kaşıntı döküntü yapabiliyor. Bu ürünle henüz öyle bir sorun yaşamadık.

*Fosfat içermediği için diğer deterjanlara nazaran daha az kanserojen evet ama yine de mümkün mertebe minimalize kullanım öneriyoruz biz işlenmiş her ürün için olduğu gibi.

*Düşük sıcaklıklarda çok fazla bir  “ağartma” performansı yok 60 derece beyazlar için önerilen ancak bu da dehşet bir elektrik sarfiyatı demek bu sebeple beyazları da düşük sıcaklıkta yıkayıp “sakız gibi” de olmayıversin denilirse uzun vadede tercih sebebi olabilecek deterjan. 

 Uzun vadede ne gibi değişiklikler olur fikirlerimizde bilinmez ancak şimdilik bu kadarını söyleyebiliriz. 


Ve tekrar yapabiliyorsanız deterjanınızı da evde kendiniz yapın. Eğer petrol içeren kimyasalları ağır bir deterjansa da kullandığınız en azından bir kaç kez deneyin bu ürünü. Zincir marketlerden kolaylıkla temin edebilirsiniz.

Yumurta kabugunda mumlar yapmak!

Yumurta kabugunda mumlar yapmak!

Eglenceli ve pratik bir #geridonusum projesi

Malzemeler, yumurta kabugu, kullanmadiginiz ama atmaya kiyamadiginiz mumlar..

Mumlari eritip yumurta kabuklarinda sogutun, katilasmadan fitilini koymayi unutmayin ve sogudugunda dilediginiz gibi susleyin 🙂

biz esimle yaptik ama cocuklarinizla da kaliteli ve eglenceli zaman gecireceginizi tahmin ediyoruz 🙂

Deneyin ve bizlerle de paylasin lutfen


#atmadegerlendir

#surdurulebilirevlilik

#diycandle #kendinyap #mum

Şekerle de yolları ayırmalı!

Bugün internette dolaşırken rastladım ve sizlerle de paylaşmak istedim önemli bulduğum bu bilgileri. Sandığımız kadar tatlı bir sonu olmayabilir şekerle olan ilişkimizin.

Şekerin zararları

1. Şeker kanser hücrelerinin en çok sevdiği şeydir.

2. Şeker bağışıklık sisteminizi zayıflatabilir.

3. Şeker vücudunuzun mineral dengesini bozabilir.
4. Şeker çocuklarda hiperaktivite, endişe, dikkat bozukluğu ve huysuzluğa sebep olabilir.


5. Şeker çocuklarda uyuşukluğa sebep olabilir.

6. Şeker çocukların okul başarısını olumsuz etkileyebilir.

7. Şeker trigliserit seviyesinde belirgin bir artışa sebep olabilir.

8. Şeker bakteri enfeksiyonları na karşı savunma sistemini zayıflatabilir.

9. Şeker böbreklere hasar verebilir.

10. Şeker krom eksikliğine yol açabilir.

11. Şeker bakır eksikliğine yol açabilir.

12. Şeker kalsiyum ve bakır emilimini engeller.

13. Şeker meme, yumurtalık, prostat ve rektum kanserine yol açabilir.

14. Şeker kadınlarda daha büyük risk oluşturmak üzere, kolon kanserine sebep olabilir.

15. Şeker safra kesesi kanseri için risk faktörü olabilir.

16. Şeker gözleri bozabilir.

17. Şeker serotonin seviyesini yükseltir; bu da kan damarlarını daraltabilir.

18. Şeker Hipoglisemiye sebep olabilir.

19. Şeker midenin asidik olmasına yol açabilir.

20. Şeker çocuklarda adrenalin seviyesini artırabilir.

21. Şeker koroner kalp hastalığı riskini artırabilir.

22. Şeker ciltte kuruma ve saç beyazlamasına yol açarak yaşlanma sürecini hızlandırabilir.

23. Şeker alkol bağımlılığına yol açabilir.

24. Şeker diş çürüklerini artırabilir.

25. Şeker kilo alımı ve aşırı şişmanlığa katkıda bulunabilir.

26. Yüksek miktarda şeker yemek Crohn’s hastalığı ve ülseratif kolit riskini artırır.

27. Şeker kireçlenmeye sebep olabilir.

28. Şeker astıma sebep olabilir.

29. Şeker mantar enfeksiyonları na sebep olabilir.

30. Şeker safra taşı oluşmasına yol açabilir.

31. Şeker böbrek taşı oluşmasına yol açabilir.

32. Şeker istemik kalp hastalığına yol açabilir.

33. Şeker apendisite yol açabilir.

34. Şeker Multipl Skleroz (MS) hastalığının belirtilerini şiddetlendirebilir.

35. Şeker dolaylı olarak hemoroide yol açabilir.

36. Şeker damarlarda varise yol açabilir.

37. Şeker osteoporoz oluşumuna katkıda bulunabilir.

38. Şeker salya asiditesine katkıda bulunabilir.

39. Şeker insülin sensitivitesinde düşüşe sebep olabilir.

40. Şeker glikoz toleransının düşmesine sebep olur.

41. Şeker büyüme hormonunu azaltabilir.

42. Şeker toplam kolesterolü artırabilir.

43. Şeker sistolik kan basıncını artırabilir.

44.Şeker gıda alerjilerine sebep olur.

45. Şeker diyabet oluşumuna katkıda bulunabilir.

46. Şeker hamilelikte kan zehirlenmesine yol açabilir.

47. Şeker çocuklarda egzama oluşuma katkıda bulunabilir.

48. Şeker kardiyovasküler hastalığa sebep olabilir.

49. Şeker DNA yapısını bozabilir.

50. Şeker katarakta sebep olabilir.

51. Şeker amfizeme sebep olabilir.

52. Şeker ateroskleroza sebep olabilir.

53. Şeker serbest radikal oluşumuna sebep olabilir.

54. Şeker enzimlerin işlevselliğini düşürür.

55. Şeker karaciğer hücrelerinin bölünmesine sebep olabilir; bu da karaciğerin boyutlarını büyütür.

56. Şeker karaciğerde yağ miktarını artırabilir.

57. Şeker karaciğerde patolojik değişimlere yol açabilir.

58. Şeker pankreasa zarar verebilir.

59. Şeker kabızlığa sebep olabilir.

60. Şeker miyopluğa sebep olabilir.

61. Şeker hipertansiyona sebep olabilir.

62. Şeker migren de dahil olmak üzere baş ağrılarına sebep olabilir.

63. Şeker beyin dalgalarını artırabilir; bu da beynin düşünme kabiliyetini zayıflatır.

64. Şeker depresyona sebep olabilir.

65. Şeker hormonal dengesizliğe sebep olabilir.

66. Şeker Alzheimer hastalığı riskini artırabilir.

Şekerin gizli isimleri

Yiyeceklerin “içindekiler” listesinde şekerin farklı isimlerle gizlenmiş olduğunu görebilirsiniz. Bu isimler ne mi? Sakaroz, esmer şeker, mısır şurubu, nişasta bazlı sıvı şeker, dekstroz, sorbitol, mannitol, xylitol, früktoz, meyve şurubu, glikoz, glikoz şurubu, bal, invert şeker, laktoz, maltoz, akçaağaç şurubu, melas, şeker şurubu, turbinado, amazake.

Şekerin vücudunuza zararları

• Fazla şeker tüketmek kan şekerini çok çabuk artırıyor ve pankreas aşırı insülin salgılıyor. Buna “metabolik sendrom” deniyor. İnsülin, şekeri regüle ettikten sonra fazlasını yağ olarak depoluyor. Kan şekerindeki ani düşüşse sürekli acıkma hissine ve yemeye yol açıyor.

• Diş çürümesi başta olmak üzere, obezite, diyabet, kalp ve dolaşım hastalıkları, böbrek taşları, kanser, hipertansiyon, felç, ülser, astım, romatizma, kronik yorgunluk sendromu ve kemik erimesine neden oluyor.

• Kan dolaşımıyla vücudun her tarafına taşınan şeker özellikle de göbek, kalçalar, göğüsler ve bacağın üst kısmında toplanıyor. Bu bölgeler de dolduğunda, yağ asitleri kalp ve böbrek gibi aktif organlara dağılıyor. Bu organlar gittikçe yavaşlıyor ve sonuçta dokuları bozularak yağa dönüşüyor.

• Bağışıklık sistemi zayıflıyor. Vücut soğuk, sıcak veya mikroplara karşı koyamıyor.

Her yerde “şeker” var

Kek, pasta, baklava gibi tatlı yiyeceklerin içinde şeker olduğunu zaten biliyoruz. Tehlikeli olan gelişme, şekerin artık yerli yersiz neredeyse bütün hazır gıdaların içine koyulur hale gelişi… Bebek maması, mısır gevreği, sosis, mayonez, ketçap, pizza, hamburger ekmeği, kola, hazır meyve suyu gibi gıdalar şekerle tüketici gözünde daha çekici hale getiriliyor. Doğuştan tatlıya yatkınlığı olan insanoğlu da, farkında olmadan bu çekime kapılıyor ve satışlar artıyor. Gittikçe daha fazla satın alıyor, daha yiyoruz bu gıdaları.

Çocuklar ve bebekler için çok sakıncalı

şekerin zararlarıÖzellikle bebek mamasında bile şeker olması, çocukların beslenme zevkinin bir ömür boyu yanlış bir yolda gitmesine neden oluyor. Günümüzde artan aşırı şişmanlığını sorumlularından biri de bebekken tanışılan şeker olsa gerek. Bebek mamasında anne sütüne oranla yüzde 60 daha fazla şeker bulunuyor!

Şekerdeki genetik risk

Şekerle ilgili çok önemli başka bir tehlike daha var. Genetiğiyle oynanmış mısırdan “mısır şekeri” üretiliyor. “Nişasta bazlı sıvı şeker” de denilen bu “oynanmış” şeker, çikolata, gofret, gazlı içecek, baklava, mısır gevreği gibi endüstriyel gıdalarda en çok kullanılan şeker türü. Genetiğiyle oynanmış gıdalar ise, başlı başına sayfalarca yazı yazılabilecek bir konu. Doğal halinde değil, insan eliyle “oynanmış” genlere sahip yiyecekler yediğimizde, bizim vücudumuzda da genlerimizi ilgilendiren değişiklikler olabileceğinden korkuyor bilim adamları. Günümüzde yaygınlaşan besin alerjileri, kanser gibi rahatsızlıkların nedenlerinden biri olduğu düşünülüyor.

Bir çörek otu masalı

Zamanın bir yerinde başlamış insanlar o güzelim şifalı tadı çörek, pogaça, börek üzerinde kullanmaya. Hem görüntüyü güzelleştiriyor hem de ayrı bir tat veriyor zaten lezzetli, el emeği sihri olanlara. Çörek otu diyorlar mini minnacık o tohumlara şimdilerde, bilmem çöreklerde kullanılmadan önce isimleri neydi. Düğünçiçeğigiller diye bir familyadan geldiğini biliyorum, çook güzel bir çiçeğinin olduğunu biliyorum sonra ama madem yazacağım hikayesini bilmeliyim diyorum azıcık araştırma yapıyorum sizlerle de paylaşmak için. Öğreniyorum ki o çok güzel olan çiçeğinin içine kozalak yaparmış da haşhaş bitkisi gibi o değerli tohumlarını burada olgunlaştırırmış.


Milattan 4000 yıl kadar önce sümerliler tarafından yazılan ilk ilaç kitabından haberdar oluyorum. Şifalı bitkiler, ağaçlar, mineraller, tuzlar pek çok şeyden taa o zamanlar haberdar olup kayıtlar tutmuşlar. Hem bitkisi hem yağı hem tohumu kullanılabiliyor çörek otunun. Asya ve afrikada uzun zamanlar şifa dağıtmış çörek otu fakat batıda doğada yetişmediği için oralara ancak keşif sonucu taşınmış. Batıda da uzun zamanlar tıp kitapları okunup saygı gören İbn-i Sina da çörek otunu kullanmış ve anlatmış.

Faydaları noktasında kaynaklar çeşitlilik gösterse de bağışıklık sistemi, sindirim sistemi ve dolaşım sistemi üzerine olan etkileri ortak olarak kabul gören noktalar.

Geçtiğimiz günlerde börek yaparken tepsinin dışına taşırdığım tohumları çimlendirmeyi denemek istedim atmak yerine. Kavruldular mı işlem gördüler mi bana gelmeden önce bir fikrim yoktu ve çimlenirler mi bilemedim ama yine de toparlayıp nemli bir kağıt havluya güzelce dizdim onları. Aşağıda sonuçlarını göreceksiniz bu masalın 🙂

Bir Anneden Diğer Annelere Sevgiyle; Evİşi Makarna

evişi makarna, esra ün güçlü, köyceğizAnnedir yüreği fazla dayanamaz.

Herkes bıksa benden annem bana doymaz.

Öper besler beni unutur kalbinde.

Annem burda olsun bana bişey olmaz.

Diyor ya şarkı, az bile söylüyor belki…

Annelik en özverili sanat ve en zor zanaat olmalı. Kendisini bir şekilde doyuruyor, barındırıyor, giydiriyor da insan işin içine yavruları girince dünya bir anda bambaşka bir yere dönüşüveriyor. Kendimiz umursamadan neleri yiyoruz kimlerin elinden, neler giyiyoruz, nerelerde oturup kalkıyor farkında olmuyoruz da çocuklar söz konusu olunca her şey başkalaşıyor. Ne yedirmeli, ne giydirmeli, nereler güvenli onlarla birlikte bildiğimiz ama önemsemediğimiz pek çok gerçek tekrar yüze çıkıyor beynimizin kıvrımlarında. İşte öyle güzel annelerden biriyle daha tanıştık geçtiğimiz günlerde ve biz çok da memnun olduk bu tanışıklığa. Sizleri de haberdar etmek istedik her zaman olduğu gibi. Sizleri bu kez “anne eli değmiş” EVİŞİ makarnaların yapıldığı sıcacık bir mutfakta konuk edeceğiz, Esra anne ağırlayacak ve miiss kokulu hikayesini paylaşacak sizlerle. “Piyasadakilerden en önemli farklarından biride sevgi dolu benim ürünlerim 🙂 Çok ama çok severek yapıyorum” diyor makarnalarından bahsederken. Eğer “anne eli değmiş gibi”ler sizi artık tatmin etmiyor ve gerçekten sağlıklı gıdalarla çocuklarınızı buluşturabileceğiniz alternatifler arıyorsanız, lezzetli bir yazı sizlerle. Afiyetle.


** Esra hanım bize biraz kendinizden bahseder misiniz? 

Mersin ünv. Güzel Sanatlar Fakültesi Heykel bölümü mezunuyum. Bir süre mesleğimi sürdürdükten sonra anneliğin muhteşemliği ile tanıştım. 6,5 yaşında bir oğlum ve 4 yaşında bir kızım var. Çocukları ve mutfağı çok seviyorum.

** Bu işi yapmaya nasıl karar verdiniz? EVİŞİ fikri nasıl oluştu, bir hikayesi var mı?

Ankara’da anne oldum, büyük şehirde anne olmanın en zor kısmının çocuğuna yedirebileceğin doğal ürünler bulmak olduğunu farkettim. Anne olduktan sonra doğal ve sağlıklı beslenme merakı başlayanlardanım. Şimdi Köyceğiz / Muğla’da yaşıyorum. Burada yerli üretim, kimyasal kullanılmadan yetişen ürünler bulmak zor değil, ama yine de bulamayan veya iyi malzeme bulsa da yapma imkanı olmayan çok insan var.

 

evişi sebzeli makarna

EVİŞİ ne ilk olarak sebzeli erişteler ile başladım. Oğlum ve kızımın makarna sevgilerinden dolayı rengarenk sebzeli ev makarnası yapıyorum. Domatesli, havuçlu, sade, pancarlı, ıspanaklı makarnalarıma köy yumurtası ve tam buğday unu kullandım. Çevremden çok ilgi gördü ve isteyenler çoğaldı, bende uzun süredir aradığım işi bulmuş oldum 🙂 daha sonra sayfa üyelerinin talepleri (tıklayarak sayfaya göz atabilirsiniz) ile diğer ürünleri ekledim.

** Ne tür ürünler hazırlıyorsunuz? 

Ev yapımı kargo ile gönderilebilecek ürünler hazırlıyorum Şuan sebzeli erişte ve reçeller var. Mevsimine göre reçel çeşitleri artacak. Salça, tarhana, nar ekşisi vs.. yapabileceğim ürünleri de eklemeye devam edeceğim. Kimyasal kullanmadığını bildiğim köy ürünlerine de sayfada yer veriyorum ama bu daha çok köylü üreticiye destek amaçlı. Kuru fasulye, nohut gibi…

** Ürünleriniz dikkatimize çekti denemeyi de istiyoruz çünkü bize farklı ve samimi geldi. Peki sizin için ürünlerinizi piyasadaki diğer ürünlerden ayıran nedir?

Ürünlerimi istediğiniz zaman gönderirim, bir kaç gün beklete bilirim ama elimde hazır olmuyor. Yapıyorum gönderiyorum. Fabrikasyon değil ürünlerim, hatta atölye bile değil. Evimde kendi mutfağımda yaptığım ürünler. Koruyucu yok, katkı maddesi yok. Anneanne tarifleri ile yapılan ürünler. Piyasadakilerden en önemli farklarından biride sevgi dolu benim ürünlerim 🙂 Çok ama çok severek yapıyorum.

** Ürünlerinizi hazırlarken en çok dikkat ettiğiniz şeyler neler, kurallarınız var mı?

En önemli kural, evimde mutfağımda tüketemiyeceğim, çocuklarıma yedirmeyeceğim bir şeyi başkasına da yedirmem. Temizlik ve malzeme seçimine çok dikkat ederim. Mesela, pazarda her tezgahta köy yumurtası var ama ben komşulardan topluyorum. Pazardaki kaç günlük bilemeyeceğim için.

** Çocuklara özel denilebilecek çeşitleriniz olduğunu gördük. Çocuklar severek yiyor mu? Geri dönüşler alıyor musunuz annelerden?

EVİŞİ ürünler çocuklar için ortaya çıktı ama özel isteklerde yapıyorum. Az şekerli reçeller, yumurta alerjisi olana sadece yumurta sarılı erişte, süt ürünleri alerjisi olan çocuklar için yoğurtsuz tarhana gibi. Çocuklar sevdi, annelerden çok güzel mesajlar geldi. Sebze yedi sayenizde şeklinde çok teşekkür mesajı geliyor. Reçellerden de çok memnunlar, ev reçeli olduğu için reçel verdim gibi mesajlarda geliyor. Denemek için az miktarda isteyip sonra arkadaş, akraba içinde sipariş veren çok oldu. Olumsuz bir mesaj hiç almadım.

** Annelerin en hassas olduğu konu şimdilerde çocuklarına doğal ve sağlıklı şeyler yedirmek. Bu konuda onlara ip uçları vermek ister misiniz? Seçim yaparken nelere dikkat etmeliler?

Semt pazarlarını tercih etsinler. Pazarda da tezgahında 3- 5  parça ürünü olan köylüleri tercih etsinler. Evde yapılanı, pişirileni yeme alışkanlığı önemli. Paketlerin albenisi kadar zararı da çok maalesef.

** Bizler evlerimizde kendi ürünlerimizi (turşu reçel ekmek vs) üretirken tazeliği korumak doğru malzemeler seçmek sağlıklı saklamak için neler yapabiliriz. Bize önerilerde bulunmak ister misiniz?

Görüntüsü çok düzgün olan sebze meyveden uzak durmak gerekiyor. Küçük kavanozlarda saklamak kullanacağımız zaman açıp, tüketmek gerekiyor uzun ömürlü olması için. Bakliyatları bez torbalarda saklamak, daha sağlıklı ve daha uzun ömürlü oluyor.

** Son olarak bize neler söylemek istersiniz?

Ben çok keyif aldım, çok teşekkür ediyorum.

Evişi sayfasına buraya tıklayarak ulaşabilir, bu telefon numarası (0543 7229848) aracılığıyla Sevgili Esra Anneden daha detaylı bilgi alabilirsiniz.

Sevgiyle ve sağlıkla kalın.

Sirke Mucizesi! Sirkeyi nerelerde kullanabilirsiniz biliyor musunuz?

Sirke başlı başına bir mucize.. Hem ilaç hem de mükemmel bir temizlik aracı. Dış macunu yerine sirke kullanabilir sirlerini sirke ile fırçalayabilirsiniz. Peki sirke başka nerelerde ve nasıl kullanılır?


Sağlık bakımından bir ilaç, temizlik bakımından da çok faydalı olan sirke ve özellikle elma sirkesinin evinizde nerelerde kullanabileceğinizi biliyor musunuz?

Reader’s Digest dergisi, sirkenin birbirinden farklı kullanım alanlarını ve faydalarını kısa kısa maddeler halinde açıkladı. İşte bunlardan bazıları:


Bilgisayar ve çevre birimleri temizler: Bilgisayarınız, yazıcınız, faks makineniz ve diğer ev ofis araçlarını tozdan uzak tutarsanız daha iyi çalışacaktır. Temizliğe başlamadan önce tüm ekipmanların kapalı olduğundan emin olun. Bir kaba eşit miktarlarda su ve sirke koyun. Temiz bir bezi bu karışımın içinde nemlendirin, asla sprey şişesi kullanmayın. Silmeye başlayın. Klavyenizin tuşları gibi dar yerleri silmek için ise elinizde birkaç pamuk tomarı bulundurun.

Bilgisayarınızın faresini temizler: Eski model toplu farenizi temizlemek için yarı yarıya sirke-su karışımı kullanın. Öncelikle, topu farenin altından çıkarın. Karışıma batırarak nemlendirdiğiniz bezi sıktıktan sonra topu temizleyin ve fare üzerindeki parmak izlerini ve kirleri çıkarmak için farenin kendisini de silin. Topun yuvasını temizlemek için bir parça nemlendirilmiş pamuk kullanın, topu yerine takmadan önce birkaç saat kurumasını bekleyin.

Duman kokusunu giderir: Eğer eti pişirirken yaktıysanız ya da evinizde ard arda sigara içiliyorsa, kokunun en yoğun olduğu dörtte üçünü sirke ya da elma sirkesiyle doldurduğunu bir kase koyarak duman kokusunu giderebilirsiniz. Koku evinizin tümüne dağıldıysa farklı odalarda birkaç kase kullanabilirsiniz. Koku bir günden daha kısa sürede çıkacaktır.

Küf lekesini nasıl yok eder? Paslanmaz çeliği nasıl temizler?

Küf lekesini yok eder: Küf lekelerini çıkarmak için sirkeye başvurun. Sirkeyi ilave havalandırma olmaksızın güvenle kullanabilir ve her yüzeye uygulayabilirsiniz. Sirkeyi banyonun demirbaş eşyalarında, fayanslarda, mobilyalarda, boyalı yüzeylerde, plastik perdelerde ve buna benzer birçok yüzeyde kullanabilirsiniz. Hafif lekeler için, sirkeyi eşit miktarda suyla seyreltin.

Krom ve paslanmaz çeliği temizler: Evinizdeki krom ve paslanmaz çeliği temizlemek için, sprey şişesine koyduğunuz seyreltilmiş sirkeyle ve yumuşak bir bezle parlatabilirsiniz.

Gümüşlerinizi parlatır: Gümüş bilezik, yüzük ve diğer takılarınızın yanında evdeki gümüş eşyalarınızın yeni gibi parlaması için yarım bardak sirke ve 2 yemek kaşığı karbonat karıştırdığınız suyun içinde 2-3 saat bekletin. Sonra soğuk suyun altında durulayın ve yumuşak bir bezle kurutun.

Tükenmez kalem lekesini nasıl çıkarır? Makas nasıl parlatılır?

Tükenmez kalem lekelerini siler: Tükenmez kalem lekesi olan yere kumaş ya da sünger kullanarak biraz sirke bastırın. Leke çıkana kadar bu işlemi tekrarlayın.

Yapıştırıcıları, fiyat etiketlerini çıkarır: Çocuğunuzun mobilyanıza ya da duvarınıza yapıştırdığı etiketileri çıkarmak için, kenarlarına ve köşelerine biraz sirkeyi emdirin ve dikkatlice kredi kartı ya da plastik telefon kartıyla kazıyın. Cam, plastik gibi yüzeylerdeki fiyat etiketlerini çıkarmak için üzerine biraz daha fazla sirke dökün, birkaç dakika bekleyin ve temiz bir kumaşla çıkarın.

Makasınızı parlatır: Makasınız kirlendiğinde ve yapışkan olduğunda yıkamak için su kullanmayın. Bunun yerine makasınızın keskin kısmını sirkeye batırılmış bir bezle temizleyin ve sonra kurutun.

Kokan tuvaletinizi tazeler: Öncelikle banyonuzdaki eşyaları dışarı çıkarın, sonra duvarları, tavanı ve zemini, 4 litre suya karıştıracağınız 1 fincan sirke ve 1 fincan amonyak ve ¼ fincan karbonat ile yıkayın. Tuvaletin kapısını açık bırakın ve eşyalarınızı içeriye yerleştirmeden önce içerinin kurumasına izin verin.

Halıyı eski hale nasıl getirir?

Halılarınızı eski haline getirir: Eğer halılarınız eskimiş ve kirli görünüyorsa, eskisi gibi parlak ve canlı görünmeleri için 4 litre suyun için 1 fincan sirke kattığınız suya çalı süpürgeyi daldırın ve bununla halınızı süpürün. Halınızın ucundaki rengi atmış iplikler de ışıldayacak ve bu solüsyonu durulamanıza gerek yok.

Halıdaki lekeleri çıkarır Halınızdaki lekeleri sirkeyle çıkarmak için,

Hafif lekeler için yarım fincan sirke içinde 2 çorba kaşığı tuzu eritin, bu suyla lekeli yeri ovalayın, kurumasını bekleyip, elektrik süpürgesiyle süpürün.

Daha büyük ve koyu lekeler için, karışıma 2 çorba kaşığı boraks ekleyin ve aynı şekilde temizleyin.

Daha inatçı ve halının içine işlemiş kir ve lekeler için, 1 yemek kaşığı sirke ile bir yemek kaşığı mısır nişastasından macun yapın ve kuru biz bez kullanarak lekenin içine iyice ovalayarak yedirin ve 2 gün bu şekilde bekleyin, sonra süpürün.

Leke çıkarıcı sprey hazırlamak için, şişeyi 5 ölçü su ve 1 ölçü sirkeyle doldurun. İkinci bir şişeyi de 1 ölçü köpüksüz amonyak ve 5 ölçü suyla doldurun. Lekeye bu karışımı yedirin. Birkaç dakika bekleyin sonra temiz, kuru bir bezle kurutun. Leke çıkana kadar bunu tekrar edin.

Mum lekesini yok eder

Romantik bir gecenin ışıltısı olan mumlar, ahşap mobilyalarınızda genellikle leke bırakır. Bu lekeyi çıkarırken, lekeyi yumuşatmak için fön makinesini en sıcak ayarına getirin ve kağıt havluyla kurutabildiğiniz kadar kurutun. Sonra, eşit miktardaki su-sirke karışımına batırılmış kumaş ile ovalayın. Yumuşak ve emici bir bezle kurulayın.

Mobilyalardaki su lekesini çıkarır

Ahşap mobilyalar üzerine bırakılan ıslak bardakların bıraktığı beyaz halkaları çıkarmak için eşit oranda sirke, zeytinyağını karıştırın ve bu karışımı yumuşak bir bezle lekeye uygulayın. Parlatmak için ise başka temiz ve yumuşak bez kullanın.

Mutfakta hagi aletleri temizler

Buzdolabınızı temizler: Kapının sızdırmaz contası ve sebze-meyve gözleri de dahil buzdolabınızın içini ve dışını temizlemek için eşit miktarlarda su ve sirkeyi karıştırın. Küf oluşumunu önlemek için, iç kapıları ve içteki gözleri bez üzerine sirke dökerek silin. Ayrıca, buzdolabınızın üzerinde birikmiş toz ve kirleri silmek için seyreltilmiş sirke kullanabilirsiniz.

Mikrodalga fırınınızı buharla temizler

İçi ¼ fincan sirke ve 1 fincan suyla dolu cam kaseyi fırının içine yerleştirin ve en yüksek ısıda 5 dakika bekleyin. Kase soğuduğunda, bir kumaş ya da süngeri bu sıvıya batırın ve iç yüzeydeki lekeleri temizleyin.

Kesme tahtasını mikroplardan temizler

Her kullanımdan sonra, tahtaları doğrudan sirkeyle silip temizleyebilirsiniz. Sirkenin içindeki asetik asit, E.coli, Salmonella, and Staphylococcus gibi zararlı mikroplara karşı iyi bir dezenfektandır. Asla su ve bulaşık deterjanı kullanmayın. Çünkü, bu tahtanın liflerini zayıflatır.

Bulaşık makinenizi yıkayabilirsiniz

Bulaşık makinenizin performansını yüksek düzeyde tutmak ve sabun tabakası oluşumunu yok etmek için, ünitenin altına seyreltilmiş 1 fincan sirke dökün ya da üstteki rafa bir kasenin içine sirke koyun. Sonra bulaşık makinenizi bulaşık ya da detarjan koymadan tam devir çalıştırın. Özellikle suyunuz sertse, bunu ayda bir tekrarlayın. Ancak, bu işlemi uygulamadan önce bulaşık makinenizin kullanım klavuzuna bir göz atın.

Porselen, kristal ve cam eşyalarınızı temizler

Cam eşyalarınızı parlatmak için durulama suyuna sirke ekleyebilirsiniz. Cam eşyalarınızı her gün parlaması için, bulaşık makinenizin durulama devrine ¼ fincan sirke ekleyin.

Kristal eşyalarınızı parlatmak için

Bulaşık makinenizi durulama suyuna 2 yemek kaşığı sirke ekleyin. Sonra, bunları 3 ölçü su ve 1 ölçü sirke ile hazırladığınız su ile durulayın ve açık havada kurutun.

Fincanlardan çay, kahve lekelerini çıkarır

Bunun için, eşit miktarda sirke ve tuzla ovalamayı deneyin, sonra bunları ılık suyun altında durulayın.

Su ısıtıcınızı (kettle) temizlemek için…

Makinenizde biriken kireç ve mineral kalıntılarını temizlemek için, 3 fincan sirkeyi 5 dakika süreyle iyice kaynatın ve sirkeyi gece boyunca içinde bırakın. Ertesi gün soğuk suyla durulayın.

Kızartma sonrası temizlik yapar

Kızartma işini bitirdiğinizde ocağın üstüne, duvarlara sıçrayan yağ damlacıklarını temizlemek için, bunları seyreltilmiş sirkeye batırılmış sünger ile silebilirsiniz. Durulamak için soğuk suyla ıslatılmış başka bir sünger kullanın, sonra da yumuşak bir bezle kurutun.

Yumurta pişirirken çatlamayı nasıl önler?

Kızartma tavanızı korur: Kızartma tavanızda 10 dakika boyunca 2 fincan sirke kaynatmak, birkaç ay boyunca yiyeceklerinizin yapışmasını önler.

Mutfağınızın havasını temizler: Mutfağınıza dün pişirdiğiniz yemeğin kokusu sindiyse, 1 fincan suya yarım fincan sirke karıştırın. Ve karışım buharlaşana kadar kaynatın.

Yumurtanızı daha iyi haşlamanıza yardım eder: Yumurta haşladığınız suya litre başına 2 yemek kaşığı sirke ekleyerek, yumurtanızın çatlamasını önleyebilir ve kabuğunun daha kolay soyulmasını sağlayabilirsiniz.

Sebze ve meyvelerinizi temizler

Meyve ve sebzelerinizi yemeden önce, gizli kirleri, tarım ilaçlarını ve hatta küçük böcekleri yok etmek için, 4 litre soğuk suyun içine 4 yemek kaşığı elma sirkesi koyun, sebze ve meyvelerinizi bunun içinde durulayın.

Elinizdeki kokuları çıkarır

Yemek hazırladıktan sonra ellerinize sinen soğan, sarımsak ve balık kokusunu çıkarmak çok zordur. Sebzelerinizi dilimlemeden ya da balıkları temizlemeden önce biraz saf sirkeyle ellerinizi ovalamanız işe yarayacaktır.

Boğaz ağrısını hafifletir

3 şekilde boğaz ağrısına iyi gelir;

Nefesinizi tazeler

Soğanlı ya da sarımsaklı bir yemekten sonra nefesinizin kısa sürede güzel kokmasının ve tazelenmesinin yolu, bir bardak ılık suyun içine 2 yemek kaşığı elma sirkesi ve 1 çay kaşığı tuzu eritip bununla ağzınızı durulamaktır.

Boğazınız öksürükten dolayı tahriş olduysa ya da konuşmaktan ve şarkı söylemekten dolayı ağrıyorsa, bir bardak ılık suda 1 yemek kaşığı elma sirkesiyle 1 çay kaşığı tuzu eritin ve bununla günde birkaç kez gargara yapın.

Boğazınız grip ya da soğuk algınlığından dolayı ağrıyorsa, bir ¼ elma sirkesi ile ¼ balı karıştırın ve 4 saatte bir, 1 yemek kaşığı yutun.

Öksürük ve boğaz ağrısını hafifletir

Bunun için yarım fincan sirke, yarım fincan su, 4 çay kaşığı bal ile 1 çay kaşığı acı sosu karıştırın. Günde 4-5 kez, 1 yemek kaşığı için. Birini özellikle yatmadan önce için. 1 yaşın altındaki bebeklerinize bal vermemeniz gerektiğini unutmayın.

(alıntı kaynağı)

Çağrı var: Karnı Acıkan Gelsin!

16. Sofra+Takas Pazarı, 4 haziran Çarşamba günü Tepebaşı,Teneffüs Kafe’de…

“Karnı acıkan gelsin!

Savaşa, yoksulluğa, israfa, doğa ve hayvan sömürüsüne karşı, yenebilir gıda atıklarını kullanarak 16. soframızı kuruyoruz ve soframıza ortak olmak isteyen herkesi Tepebaşı’na, Teneffüs Kafe’ye çağırıyoruz.

Takas pazarımız devam ediyor; eksikler parayla değil dayanışmayla tamamlanıyor:


Evinizdeki oyuncakları getirin, çocuk işçiler yeni oyuncaklar yapmasın.

Tişörtlerinizi bluzlarınızı getirin, yenilerini almamızı bekleyen AVM’ler avucunu yalasın.

Okuduğunuz kitaplarınızı dergilerinizi getirin, bilginin satılan değil paylaşılan bir şey olduğunu tekrar gösterelim.

Neyiniz fazla ise bu hafta takas pazarına getirin, eksiği olan alabilsin.

Yiyecek Toplama: 14.00 (Taksim Meydanı)

Pişirme: 15.30

Sofra Açılışı: 19:00

-Para geçmez.

-Tüm yemekler vegandır.

-Evinizde bulunan ve kullanmadığınız malzemeleri (bakliyat, baharat vs.) de bekleriz. Ayrıca, mahallenizdeki manavlardan/marketlerden toplayabildiğiniz tarihi geçmek üzere olan kuru gıdayı sofraya katkı olarak sunabilirsiniz.”

Adres: Aynalıçeşme Cd. 16/2 Tepebaşı/Beyoğlu

Yeni hedefimiz: Zamansızlığı Yeniyoruz, Artanını Paylaşıyoruz Hatta!

Avucumuza hapsedemediğimiz su, içimizde tutamadığımız hava gibi zaman. Bizimle olduğunu biliyoruz ancak zaptedemiyoruz. Bir akışı var ona sadık, dingin usul usul akıyor zaman kendi halinde. Evet ya çok hızlı diyecek kimimiz zaman için ama akreple yelkovanın birbirlerine aheste aheste yaklaşıp, hafifçe birbirlerini selamlayıp usul usul hayatlarına devam edişlerini izledim defalarca ve artık kimse beni zamanın hızlı ikna olduğuna ikna edemez.

Zamanın hızlı olduğunu nereden çıkarttık biz onu da bilmiyorum. Neden bize sürekli zaman akıp gidiyor, ooo akreple yelkovan seni kovalıyor, zamana karşı yarışıyorsun gibi tenkitlerle kovalıyorlar? Neden sürekli bir zamansızlık halinden ve bununla başa çıkabilme yöntemlerinden bahsediyorlar bize? Biz neden kabul ettik ki zamanımız olmadığını, ne zorladı bizi buna? Birisi soğanlarımızı ayıklayıp doğrayıp poşete koyunca çok mu zaman kazandık?


Birilerinin bir yerlerde zaman mefhumu üzerine oturttuğu bir kartel mi var diye düşünmeden edemiyorum. Neden durduk yere bizi zamanımız olmadığına inandırmak için bunca çaba sarfetsin ki adamlar? Bizim hayatlarımızı çöpten işleriyle dolduruyorlar onlara para kazandıralım diye, günümüzün üçte biri yollarda geçiyor ve sonra zaman yokmuş aslında piyasada hızlıymış, taze bitmiş kalmamış!

Önceden nasıl da inanıyordum bunlara. İçime işlemiş zamansızlık. Neresinden nasıl kırpsam da kendime bir boşluk açsam onun derdine düşerdim, anımsıyorum o günleri. Ne kadar da salakmışım! Hızlı olan zaman diye bana yutturmaya çalışan o şerefsiz öğretiye ne desem az şimdi. Adi sistem benim günümün 9 saatini mesai (iş, okul, ev işi, çocuk bakımı hiiçç farketmez) diye ipotek eden sen, yolda 4 saat geçirmeme sebep olan sen, telefondu emaildi bu trafiklerle kalan zamanıma da tecavüz eden sen! Günün 15 saatini sen zaten çaldın! Bana kaldı 9 saat bunun yaklaşık 6-7 saatini dinlenme ve uykuya ayırırsam zaten kalan zamanı da tuvalet banyo giriş çıkışlardaki giyinme soyunma payı!

Nasıl bir küfürler geçer insan evladının işin bu noktada olduğunu farkedince siz hayal edin. Ya da durmayın küfredin hele ki sistemim içindeyseniz tutmayın kendinizi, rahatlayın!

Ben hızlıyken benim hızıma yetişmeye çabalıyormuş meğer zaman da ruhum da o kadim hikayede olduğu gibi. Durdum ruhumu bekliyorum şimdi ve zaman yetermiş artarmış hatta bir güzel de fazlası paylaşılırmış bunu deneyimliyorum.

Zaman kadar yavaş olabilmeyi, akışına sadık kalabilmeyi, onun kadar bilge, dingin ve insanların içinde olsam da sistemlerine uzak kalabilmeyi diliyorum bunları fark ettiğim andan beri.

Sistem satın almayı teşvik ediyor, almayın!

Sistem zamansız kalmanızı istiyor, kalmayın!

zaman akıp gidiyor

Sistem sizi zorluyor ki sıkışın içinde kaybolun çıkamayın! Lütfen artık bu oyunlara kanmayın…

Eflatun’a sormuşlar “insanların sizi en çok şaşırtan davranışları nedir?”. Eflatun yanıtlamış; “insanoğlu çocukluktan sıkılır, büyümek için acele eder, sonra da çocukluğunu özler. Önce para kazanmak için sağlığını harcar, sonra da sağlığını kazanmak için parasını. Hiç ölmeyecekmiş gibi yaşar, sonra da hiç yaşamamış gibi ölür. Hayata hazırlanmaya o kadar zaman harcar ki hayatı yaşamaya zamanı kalmaz. Yarını o denli düşünür ki, bugünün elinden kayıp gittiğini fark etmez bile. Oysa hayat geçmişte ve gelecekte değil, şimdiki zamanda yaşanır”.