Yaz Bostanı Hasatlarımız Başladı


zamanın dışındaki zamanlardan, diyarın dışındaki diyarlardan bi birinde açıyorum gözümü bi birinde, yine.. masallardan masal, fasıllardan fasıl, aşklardan aşk, meşklerden meşk seçip bi birine konuyorum bi diğerine. gülüyor eğleniyor öğreniyor üretiyor öpüyor kokluyor kutluyor seviyoor seviyoor seviyorum..

döne döne şükrediyorum.

Okumaya devam et “Yaz Bostanı Hasatlarımız Başladı”

KaraTahta Yapımı: Evde, Düşük Maliyetle

Evde kendi karatahtamizi kendimiz kolayca hazirlayabiliriz.

Teknik oldukca basit. Maliyet uygun. Bedavadan az pahalıya.

Detaylari yazinin devaminda bulacaginizi umuyorum.

Bizim karatahta maceramiz soyle basladi:

Yazmaya cizmeye cok hevesli bu siralar balkusum. Kitaplari, kagitlari kiymetli.

Surekli yazmak cizmek, bir seylerde iz birakmak istiyor, farketmemek mumkun degil. Gecen hafta kagitlarla minik bir sikinti yasadigini hissettim. Uzunca gozlemleyince bunun cizgilerin soluklugundan hoslanmamasi oldugunu gozlemledim. Kagida yazarken kalemini bastirmadigi icin bu sonuca variyor. Bastirmaya kiyamiyor.

Kagittan baska bir cozum dusununce aklima karatahta ve tebesir geldi.

Sonere de actim fikrimi, istiyorsan deneyebiliriz dedi. Eksik malzemelerimizi edindik. Basladik projeyi hayata gecirmeye.

Ayni deftere yaziyormus gibi yazabilsin ve oturarak da calisabilsin diye salonun orta sehpasini modifiye etmeye karar verdim. Ve bir de minik bir tahta yapalım dedim, oturma odasinin kapisi ve duvarina.

Bir gece calistim ama sonuc hem gandalfcigimin hem benim oldukca hosumuza gitti.

Bize 5tl den daha az bir maliyeti oldu ve uzun sure faydalanacagi yeni bir aktivite kazanmis oldu balkusu.

Geceden hazir ettim, sabah uyaninca hediyesini verdik. Cook sevindi. Butun gunu etraflarinda dans ederek gecirdi. Soner ve ben de haliyle tum gun yuzumuzde manasiz bi gulumsemeyle gezdik.

Bugune kadar ugrasmış ama istedigi cicegi cizemezmis kuzum arzu ettigi gibi. Eline tebesir alir almaz ilk denedigi cicek oldu, begendi sonucu ki ‘cicek cicek, hehee cicek’ diye dakikalarca gitti geldi dansetti. Ikimizi de kac kez optu sayamadim bile.
ımg-20161211-wa0020-01.jpeg.jpeg

Demek ki bu kadar basit iste mutlu bir sonuca erişmek, niyetlenince.

Bir yuzeyi tebesirin rahatca yazabilecegi bir zemin haline getirmek icin kullandiginiz boyayi derz dolgusuyla kalinlastirmak gerekiyor. Ana prensip bu. (Hatta sadece koyu renkli mat boyalarla boyayıp öyle bile kullanılabilir şeklinde bi fikir oluştu bende çalışırken.)

Sonrasinda olusturdugunuz boyayi cesitli obje ve yuzeylerde kullanabiliyorsunuz.
Ortalama oran soyle
-1 su bardagi kadar boya (elinizdeki boyalarla denemeler yapabilirsiniz. alacaksanız akrilik boyalar, yağlı boyalar işe yarayacaktır)

-1 yemek kasigi derz dolgusu

Kullanmak istediğiniz miktarı yüzey büyüklüğüne göre ayarlayın. Boya ve derz dolgusunun pürüzsüz şekilde birbirine karıştığından emin olun.

Boya hazir olunca kendinize tebesirle yazmak istediginiz, tahta, tabela, bardak,sise, tabak, duvar vs pek cok sey hazirlayabilirsiniz.

Biz akrilik ve saglik acisindan zarari olmayan bir boya tercih ettik. Kullanacaginiz amaca, yuzeye gore boyanizi kendiniz secebilirsiniz.

Derz dolgusu hirdavatcilarda kilosu 1-2tl ye satiliyor. Geriye zemin secimi kaliyor.

O da evdeki malzemeyleyse bedavadan az pahaliya karatahtaniz hazir bile,

Gule oynaya kullanin.

ımg-20161211-wa0024-01-01.jpeg.jpeg

Bugün Kaç Hayatın İçinden Geçtin?

Sırtını sıvazlıyordu güneş,Muazzam bir aidiyet hissediyordu.

Nice şehirler, nice işler, ne güçlüklerden aşırıp, dünya döndürüp dolaştırıp buraya kadar belli ki itinayla getirmişti onu.
O an tam olması gereken yer buydu.
Güneş biliyordu bunu, o saçları okşamak için hazır bekliyordu. Rüzgar biliyordu, yavru batan güne karşı uyurken tam böyle dalgalandıracaktı başından çıkarıp örttüğü yazmayı.. Çamlar farkındaydı bu olacakların, en tatlı kokularıyla eşlik ediyorlardı. Kendi diktiği heybeden azığını çıkartıp hayatının aşkı, ömrünün nurunun omzuna başını yasladığında zaman sahneden çekildi. Artık sahne karşı dağın çam ormanı ve ovadaki minik köylerindi.

.

Öten kuşlar, düşen yapraklar da orada oturan, hayran hayran izleyen insanların varlığıyla mutluydu belli ki. Onlar kikirdedikçe sahne daha da güzelleşti, her şey birlikte çook daha güzeldi çünkü.

.

Her şey olacağı sırayı biliyordu.

Her an hayatın bizim için özenle seçilmiş armağanlarıydı, ruh bildi. Ve biz de başkalarının armağanlarının eşsiz parçaları, özel hediyeleri..

.

.

..

Öylece yürüdüğümüz yolda, gezdiğimiz ormanda, girdiğimiz markette, bindiğimiz otobüste, trafikte, okulda hatta evden baktığımız pencerede.. Kapıya bıraktığımız ayakkabımızla, cam önüne ufaladığımız kırıntılar veya kapıya koyduğumuz bir kap suyla.. Biz öylece yaşayıp giderken kaç hayatın içinden geçiyor, iyi veya kötü kaç unutulmaz hatıranın olmazsa olmaz parçası oluveriyor da farkında olmuyoruz acaba?
Biz bir ağacın altında otururken tepede uçma denemesi yapan yavru, yürürken çimenin içinde açılan tomurcukta ilk bizim yüzümüzü gören çiçek, çok kötü bir gün geçirirken belki günaydınımızla mutlu olan reyon görevlisi, Açlıktan bi hal iken iki kuru kırıntıyla ziyafet gibi hissetmiş serçe.. Kapıda ayakkabımızı görüp evde olmamıza sevinmiş hiç tanımadığımız yalnız yaşayan komşunun bile hayatının özenle seçilmiş o ana özel armağanlarıyız biz.
Gün bir pazıl ve her birimiz tık tık yerlerine yerleşen parçalarız sanki.

.

O kuş uçmasa olmaz,

olmaz o arı o çiçeğe konmasa.

O an güneş sırtımı sıvazlamasa gün tamam olmaz,

o huzur içime dolmazmış demek ki.

İlahi.

.

Huzuru bol, tamama erecek bir gün olsun.

.

Günaydın dünyalı dostum, sen bu sabah nasılsın?

Hem İlk Hem Sonmuş Gibi

Bu hafta zorluyor dap. Çığıran anne oldum bu günlerde.

‘Dur dapi oraya çıkma’

‘Dap oradan atlanmaz’
Onca yıl sonra ilk kez beni bu kadar zorluyormuş gibi geliyor.

.

‘Hayır arı yenmez’

‘Gecenin üçünde havlanmaz’

12 yıl dolacak birlikteyiz buyuk kizla, 13 yaşın içinde. Ama sanki iki yaşına döndü. Sürekli zararlı şeyler aklında. Yüreğim çıkıyor kendine zarar verecek diye.

.

Rahat etsin çocuklar, hepimiz rahat olalım diye bahçeli topraklı yaşam alanı seçtik. Ama her çocuk gibi, pür merak ile sınırını genişletme peşinde. Bahçeyi buldu bu kez tüm dağı fethetmek var aklında.

.

‘Kuş yakalanmaz, kaplumbağa yenmez, balkondan sarkılmaz’

Kızıyorum bi an ama sonra yine ben üzülüyorum. Onun pek umurunda değil.

.

Az önce mamaya gelen minik yavru kediye terası dar etti. Neredeyse ardından damdan atlayacaktı. Sinir korku endişe üzüntü karışıp tepeme fırladı.
Bi an dün gece gandalfın başka bi durum için kurduğu bi cümle kulağımda çınladı ‘bi gün olmayacak bu ve olsa da sorun olsaydı keşke mi dicez acaba’
Burnum sizladi. Gozum doldu. Yuttum dilimin ustunde biriken siniri. Hic bisey demedim girdim iceri, usulca geldi arkamdan, yatti. Biliyor yaptiginin yanlis, tehlikeli oldugunu ama hakim olamiyor kendine durtulerine, yapiveriyor. .

.

Bir seyi yaparken belki de onu son kez yapisimiz oluyor ama o an farketmiyoruz. Severek de yapiyor olsak, sikayetle de bir daha hic yapmama, son olma ihtimali hep var.
Son kez onunla iletisim kurma sansimsa, bilsem bunu, o davranis sonrasinda dahi aklima kizmak gelmezdi sanirim.
Son kez yikiyor olsam bulasiklari, baska seyler hissederdim galiba.
Bir daha hic sonbahar yasamayacak olsam?
Belki kizimi son kez emzirdim bu sabah, yarin istemeyecekse ya, kim bilir? Bilseydim son oldugunu ayni mi gecerdi?
Mesela 2015yilinda balkonumuza yagan karin uzun bi sure yuvama dusecek son kar oldugunu bilseydim yine ayni mi olurdu onunla muhabbetim? Bilmiyordum,ama uzun sure hic kar yagmayacak evimize, hatta burada yasar ve ölürsek ölene kadar hic balkonumuzda kar olmayacak artik. Ve ben o 2015kışıyla hakkıyla vedalaştım mı hiç bilemeyeceğim..

.

.
Ben bu sabah,

her şeyle,

herkesle,

kendimle son anmışcasına yaşamaya niyet ettim ♡

.

.
#cadıkendinenotbırakmış

Bereket Duası, Yağmur Güzellemesi

Bir sıcak nefes,huzurun sesi
Bereket olmuş düşüyor toprağa

bulutun hediyesi
Kuru yaprağın beklediği rüzgar, es
Gel bırak pencereme getirebildiğin tüm güzelliği.
Buraya varmadan kimbilir ne güzel eller, ne tatlı sesler dokunmuş,

Hepsinden biraz almış, bulunmaz sihir olmuş
Kim bilir o kadim ses, ne tohumlar büyütmüş.
Bereket düşmüş toprağa,

Binbir koku karışmış havaya..

Şifa olmuş, aşk olmuş..

Uyku büyüsü olup yavruların gözlerine konmuş.
Yağmurun perdesi bir şiir sanki,

Karşı dağdan okunmuş..

Yağmurun perdesi bir ipek sanki,

Gökler kendi dokumuş..

.

.

Kim bilir o kadim ses, ne yavrular uyutmuş.
Geçince güneşin önüne, ayırıyor dünyanın kalanından seni.. Işığı kısıyor, az dinlen diyor, geldi vakti, hadi uyu..

.
Bir sıcak nefes, huzurun sesi,

Bu tatlı sessizlik, kimbilir hangi tatlı rüyaların yuvası?
Uyusunlar, büyüsünler..

Dinlensinler, dinginlensinler.. Uyanıp gözlerini açtıklarında ağaçların sırtını sıvazlayan gün ışığıyla tazelensin, dağın başına taç olmuş gökkuşağıyla neşelensinler.
Dinlensin ağaçlar,

Demlensin dağlar..

Bereket düşmüş toprağa,

Uyusun da büyüsün..

Az durulma sırası bize şimdi, onun ardı bahar.

.

.

16/11/16 cadının yağmır güzellemesi

.

Sonbahar büyüsü işte bunlar hep.. bir an oynuyorlardı, bir an uyuyorlar. Kıvrılıp yanlarına yatıveresim geldi. Uyandırmaktan korktum.

.

Tatlı rüyalar gelsin cücüklerim, güzel uykular olsun ♡

Uç Kuşum, Koş Kızım.. Ay la vua♡

Sabah uyandı, boynuma sarılıp öperken seni seviyorum diyor. Minicik,bir göbekcik dünyası vardı, şimdi adım adım genişliyor her gün her an yeni bir dünya katıyor evrenine.. ve buna şahitlik etmek onur verici yor mejısti ♥
Bu sıralar yeni bi şarkısı var ‘ay la vua’ kendi bestelemiş. Eski alışkanlıklar, arada ingilizce kelimeler karışıyor konuşmalarıma. Bi şekilde yakalamış o cümleyi. Şimdi öpücüklerle süsleyip güzel melodilerle bana ve babasına armağan ediyor.
Kendine has bir dili, melodileri ve renkleri var. Aslında anlaşmak için ne aynı kelimeleri kullanmaya ne de aynı renkte olmaya ihtiyacımız var, bunu bir kez daha yaşatıyor bize.
Dans ediyor, yürüyor, koşuyor, düşüyor.. İlk gündeın beri hep inandık kalkabileceğine, o tutmamız için elini uzatmadıkça hiç müdahale etmedik ne koşmalarına ne düşmelerine. Koşuyor, düşüyor.. Allah der önce korktuysa biraz, acımamışsa hobbılaa der kalkar. Acıyan yer varsa hemen öper kalkınca ve geçmediyse bi de gelip bana öptürür. Hiç birini biz öğretmedik bunların, hepsini gördüğü bir sürü şey arasından seçti ve uygulamaya koymaya kendi karar verdi. Denedi denedi ve bu şekilde daha iyi hissetti demekki.
Bahçe çok eğimliydi teraslamaları yapana kadar, ayakta durmaya bile korkuyordu ilk zamanlar. Kucaktan inmiyordu iki ay önce. Şimdi koşturuyor da koşturuyor.

Bazen hayat bizi ayakta durmakta zorlanacağımız zeminlere bırakmaktan çekinmiyor. Çok zorluyoruz kendimizi tutunabilmek için ve sonuç tutunamayanlar.. Halbuki daha yavruyken bildiğimiz bir şeymiş bu eğer orada ayakta kalamayacağını düşünüyorsan, otur, bekle yardım iste çekinme.. Zemin bize uygun hale geldiğinde bunu bilip kalkıp koşturabilirmişiz zaten yine.
Uygun hale getirdik zemini, artık ayakta durabiliyor korkmadan. Yürüyor koşuyor düşüyor.. Kalkıyor öpüyor ellerini, ay la vua diye seviyor çiçekleri bir kaç marul atıyor ağzına yine koşuyor.. Düşünce kalkabilir kendini biliyor, oradayız elini uzatırsa tutacağız bizi biliyor.. Hayatın en acımasız hali gibi görüneni çok tatlı bir şiire dönüştürüp defalarca okuyor annesine, gözleri doluyor cadının.
Uç yavrukuşum, koş minikcadım.. Düşüp kalkabilmiş olan şüphesiz, hiç düşmemiş olandan daha güçlü ve daha şanslı..

Ay la vua♡

Keçi Peri Masalı

Bir varmıışş bir yokmuuş.. Zamanın dibinde, diyarın birinde, anasının yüreciğinde, keçi peri derler, bilge bir bahçe perisi yaşarmıış.
.
Bir gün keçi peri hoplaya zıplaya domates ormanının biber parkla kesiştiği yere gelmiiş. Bir de ne görsün, domatesler öyle büyümüş öyle büyümüş ki incecik olan patika tamamiyle kapanmıış.

image

Sağa bakmış çıkamamış, sola bakmış yol bulamamış. Domateslerle konuşmaya başlamıış ‘aman domates, canım domates, yol ver geçeyim, anama varayım’ ı ııh domatesten ses yok.. bi daha demiş ‘aman domates canım domates yol ver geçeyim, anama kavuşayım’ yok olmamış..

Kimse bilmez de vallahi dpmates inadı diye bir şey varmış.. 

Düşünmüş taşınmış çareyi annesine seslenmekte bulmuş küçük keçi.. annesi o sırada kovan başında iğneli kızlarla sohbetteymiş. Seslenmiş keçi peri ‘anaaa anaa domateslerin kapatmış yolu, geçit vermiyor ki yanına geleyim seni göreyim’ gülmüş anası, koşmuş domates ormanından kurtarmış yavrusunu.

Mutlu mesut kovanın yanına dönüp iğneli kızlari izlemeye devam etmişler. Dönerken de çilek adasına uğrayıp kıyısından çilek toplamışlar.

Burunlarında mis gibi çilek kokusuyla dönmüşler eve, çilekli rüyalara dalmışlaar.
.

Biter mi ? ı ııhh, her sabah yeniden başlarmış masaal, her günü hayrıyla, uykuya dek mutlu mesut yaşamışşlaar.
.

Yağmurdan sonra yemek yiyip uykuya daldı yavrular. Günün kısmetinde bir minik masal varmış anı kumbarasına atmalık.

İliştirdim yüreğimin ilik evine minik düğme burunu ♡ Ne çok masalın oldu yavru cadım, evladiyelik anıların olsun ♡
.

#yavrucadibuyuyor #lunanindunyaturu #minikcadiluna #keciperi #annecadiningunlugu #cadininisleri #gardeningwithkids #gardeningwithababy #garden #bahcemiseviyorum #ilovemygarden
.
#yavrularyuvasindayetiseniyesin #kendisebzenikendinyetistir

Hayat Oyun, Oyun Mühim

‘Dünyayı güzellik kurtaracak. Ve sevmekle yeniden başlayacak her şey.’

Sevgi yüreğe her akşam yeniden ekiyor kendini, tohumlarından, öyle hissediyorum ben. Her sabah o filizin ilk sabahı. Her sabah ilgi, bakım, ışık, can suyu istiyor. İhmal etmemeli. Gün içinde, akşama en sıhhatli tohumun erişmesi için emek harcamalı.

Huzur mühim, sevgi mühim, güzellik mühim… Ama hani o iyilik güzellikteki güzellik. Her gün baştan, hayata, anneliğe, dostluğa taa en baştan başlayabilmek, sevgiyle dönüşüp yepyeni bir ruhla
yeniden denemek ve o günkü dünyamızı güzellikle kurtarmak mümkün. Yani bana öyle geliyor ve her sabah sağlamasını yapıyorum bu söylemimin. Kızımın da bununla yoğurulması, böyle hislerle gününü geçirebilmesi için mümkün olan her anı onunla da paylaşıyorum. Kardeş payı ♡

image

Bu da yavrucadıma gelecek hatırası, anı kumbarasına zaman banknotu, dursun köşede.. anne ben nasıl büyüdüm derse sevgi dolu oyunlarla, dostça, dostla, güle oynaya büyüdün benim yavrum derim.
.
Hayat oyun. Hayatı öğrenmek kadim mesele. Oyun mühim, oyun arkadaşı pek mühim.. Günaydın dünyalı dostum ♡
.
.
#1kedi1kopek1bebek #yavrucadibuyuyor #lunanindunyaturu

Bir tık daha attık listeye: Gagalı Palasta İşler Yolunda

Başımızı sokacak bir çatımız, ağzımızın tadı ve sağlığımız olsun da.. nın vucut bulmuş hali. Bahçenin gagalı kız komünü memnun halinden, ana erkil topluluğun bir tanecik Coşkun’u da her daim pek kuul pek bi havalı.

Kümes dediğin… Kıyıda köşede kalmış yaşama dönmeye arzulu atıl tahta parçaları, biraz hayal gücü, biraz kas gücü bir kaç alet edevat.. gerisi hep sevgi, hep aşk..

Çok kısa zamanda huzur verici pek çok minik şey başardık, mutluyuz. (Burada bir maşallah varmış) İsteyince, zamanını teslimiyetle bekleyince, ama boş durmayıp yıllarca bile olsa, gelecek olana hazırlanınca her şey oldukça da yolunda gidiyormuş. Mümkünmüş, üzülmemeli, pes etmemeliymiş. Böyle diye diye geldik kavuştuk bugüne.. Sık sık bunu anımsatıyoruz hala her fırsatta birbirimize zira varmak istediğimiz yere giden yol uzun.

Bu da merak edenlere GagalıPalas, bi nev-i şahsına münhasır minik Oz 🙂

image

Fenni yem yok, ilaç, hormon vs yok. Zate öyke koli koli yumurta da istemiyoruz, yavruğa yetsin bize artsın yeter, armağanlarını esirgemiyorlar sağolsunlar.. Canları ne isterse onu yapıyorlar, gece gündüz salık, yerel deyimle ‘seyip’ler ve hallerinden oldukça memnunlar.

Biz de hallerinden oldukça memnunuz. Belki bigün biri tavuk olduğunu hatırlar da civcivlerimiz bile olur 🙂
.
#surdurulebilirevlilik

Kızıma Şekersiz Sağlıklı Şekerleme: Yenidünya Pestili

Dalından yemeye, taze ve mevsiminde tüketmeye ne kadar önem verdiğimizi her fırsatta vurguluyorum. Yıllardır evde çok şükür hiç kimse hasta olmuyor ve beslenme bunda dört büyük pay sahibinden biri, bunu hep anlatıyorum. Şimdi en çok merak edilenlerden biri yavrucuğun nasıl beslendiği. Biz ne yersek onu yiyor sofraya oturmaya başladığından beri. Rafine/işlenmiş şekerle hiç tanışmadı, hiç paketli gıda tüketmedi. Bunu ilk duyduğunda insanlar suratımıza çocuğa işkence ediyoruz gibi bakıyor ‘şeker yemeyen çocuk olur mu saçmalık’ oysa ‘şeker’ yiyor, hem de dalından 🙂 Sağlıklı abur cuburlar icat etmek bizim işimiz!

image

Dostum yenidünya bizi meyveye boğdu ♡ Zekai abi ve Soner sağolsun topladılar bol bol tüketiyoruz. Ne kadar faydalı olduğunu, nelere iyi geldiğini belki detaylıca szarım başka bir yazıda. Çiçeği, yaprağı, meyvesi, çekirdeği külli şifa.

Yalnız yenidünya bekletilebilen bir meyve değil. Olgunlaşmışsa, daldan toplanır toplanmaz başlıyor buruşma kararma çünkü su oranı oldukça yüksek. Vitamin mineral açısından oldukça zengin olan ve kadim tıpta ilaç niyetine kullanılan bı meyveyi olduğu gibi muhafaza etmenin çok fazla yolu yok. Ekmeğe hamura yakışıyor, kebabı yapılıyor ama uzun süreli koruma, ileriye taşıma için başka yollar lazım 🙂

Ben de koca bir bidon sirkesini kurdum. Biraz kurutma denedim. Biraz da pestil yaptım. Kurutma çiğnemeyi seven için güzel oldu. Ancak kabuk biraz kalın olunca yoğun bir çiğneme süreci gerektiriyor.

Sirke beklemede bakalım nasıl olacak. Uygun boş kavanozum hiö kalmamış, olsa biraz da reçel yapacaktım, temin etme fırsatı bulursak yakın zamanda o da aklımda. Kwass ve minikce turşu düşünüyorum bir de bakalım. Daha önce de Yaprağının çiçeğinin çayını hazırlayıp atmıştım şifa rafına, onları içiyoruz. Bi ağaç bile olsa sırtını yasladığın bi dostun olacak şu dünyada, teşekkürler canım yenidünya ♡

Gelelim pestilimize. Ben gerçekten bu kadar beğenilir olacağını düşünmüyordum. Tadına, dokusuna hayran kaldım. Daha önce çeşitli meyvelerle yapmıştım pestil ama Yenidünya ile ilk deneyişim ve yavrucadı tarafından test edildi onaylandı, başarılı 🙂

Gerekenler yenidünya, harnup özü

Ben nasıl yaptığımı anlatacağım, siz kendinize en uygun hale getirirsiniz uygulamayı.

Yapılışı: yenidünyaları yıkayıp temizleyin. Çekirdeklerini çıkarın. Ben doku sevdiğim, ve yavrucuk kabuğun içeriğinden de faydalansın istediğim için kabuğunu soymadım ama isterseniz soyun. Soyduğunuz yeni dünyaları blendır yardımıyla (hazneli blendırlar en uygunu yoksa rondo veya el blendırı da iş görebilir ben rondo kullandım) mümkün olan en ince şekilde kıyın. Kıyma işlemi bitince içerisine 1tatlı kaşığı harnup özü ekledim demir oranını yükseltmek için ama opsiyonel eklemeyebilirsiniz.

Eğer dehidratörünüz/kurutucunuz varsa onunla yapabilirsiniz.

Fırında yapmak için:

Karıştırma işlemi bitince çok ince bir şekilde yağlı kağıt üzerine serin. püf noktası yavaş yavaş döküp ince bir tabaka olunca durmak. Kalın sermeyin kurumayacaktır. Fotoğrafta gördüğünüz kalınlık yeterli. İncecik, sadece kağıdı kaplayacak neredeyse şeffaf bir tabaka. Tepsinizin boyu yenidünya miktarını etkileyecektir o sebeple yazmadım yeterini siz ayarlayın. Ben orta boy bir fırın tepsisi için ayıklanmış 350-400gr / 1orta boy salata kasesi kadar yenidünya kullandım.

Tepsiye serince fırına yerleştirin. Fırınınızı 60-70 derece civarında(en düşük ısı neyseayarlayabileceğiniz, çünkü yüksek ısıya maruz bırakmak istemiyoruz ki faydalıları öldürmeyelim) kapağı aralık şekilde çalıştırın. Yaklaşık 3 saatte kıvamını alıyor, kontrollü olun az ya da fazla da sürebilir fırına göre değişecektir. Parmağınızla dokunduğunuzda artık ıslak his vermiyor, bulaşmıyorsa, parmağınıza bütünce yapışıyorsa olmuştur.

Pestilinizi fırında soğumaya bırakın. Soğuyunca isterseniz şeritler halinde kesip kapıdıyla rulo yapıp saklayın isterseniz tabakaları çıkarıp öyle saklayın. Tercih sizin.

Çocuklarla çok zevkli gerçekleştirilecek bir etkinlik. Üstelik kağıdından sıyırıp yemeye de bayılacaklardır. Yavru cadı çok sevdi. Hatta kestiğim bir şeridi eline verdim hem çıkarttı hem yedi, al sana etkinlik al sana yaşayarak öğrenme.. yaşasın okulsuz 😉

Aburuk cuburuk listemize mis gibi bir tane daha eklenmiş oldu. Aynı yöntemle çilek pestili de yapabilirsiniz onun da tam mevsimi. Onda harnup yerine bal kullanmak renk ve tat için daha uygun olacaktır hatta çilekleriniz tatlıysa hiç gerek yok bile.

Umarım hoşunuza gider. Eğer ağacınız varsa ve amaan napim toplayıp yinmiyo ki diyorsanız pestili bir deneyin derim. Fırsat bulursam diğer tariflerimi de veririm.

Yalnız ağacınız yoksa işin acı bir tarafı var, ilaçsızı neredeyse yok piyasada. Hem de öyle meyve yokken falan değil, bildiğin hemen toplama zamanından az önce ve bazen toplandıktan sonra bile ilaçlıyorlarmış zavallıları. Tabi bir de zavallı satın alan biz bu durumda.. Hatta ilaçlar öyle her yerde bulunur halde ki bahçesinde bi ağacı olan bile alıp bilinçsizce uyguluyor. Ağaç babanızın bile olsa sorun “ilaçlama yaptın mı, hangi ilacı ne zaman kullandın”
.
Yine dönüp dolaşıp aynı noktaya geliyoruz… Eğer mümkünse dalından yemek, veya güvenilir kişilerden, mevsiminde temin etmek mühim. Talepler önemli, zehirsiz istiyoruz dersek birileri bir yerde illa ki üretecektir. zehirli 10 tanedense zehirsiz 1tane alıp yesek kafi.
.

Doğaana kucağında olanı aç bırakmamaya, şifalandırmaya ne çok çabalıyor. Bu gayrete her daim cevap verip şifalanabilenlerden olabilmek arzusu,..

Kucak dolusu sevgi, ışığın gücü sevginin sıcağıyla..