Evde Artan Ekmek, Tabakta Kalan Yemek Çöp mü?

Kış insanlar için zorlayıcı. Soğuk yıpratıyor. Evlerimize kendimizi zor atıyoruz biraz üşüsek. Ya evsizler? Allah yardımcıları olsun.! Zor çok zor.

Her yere yetişmek istese de yürekler çoğu zaman kendi yuvamızı ancak çeviriyoruz, ülke şartları malum. Ama en azından elimizin erdiği hayatların gününe fark katabiliriz. Özellikle bu soğuk günlerde. Hayır dualarını alabiliriz cam önüne, sokakta kuytu bir yere artan ekmeği, kalan yemeği bırakıp. Ufacık bir detayla hayatlarını kurtarabiliriz.

Artan ekmekleri ne yapıyorsunuz dostlar? Son istatistikler sadece ülkemizde günlük 12milyon ekmeğin çöpe gittiğini göstermiş. Şaşırıyor insan bu rakamı görünce, ama en çok üzülüyor. İsraftan öte bir şey bu aslında, açlıktan ölen canlıları düşününce düpwdüz cinayet 🙁 ahh.

Luna söyledi sokaktaki dostları için, yiyecekleri çöpe atma <3 hadi sen de paylaşsana?

İstanbuldan Toroslara: Köyde İlk Yılımız Bitti

Hayat bazen insanı hiç aklında olmayan maceraların kucağına bırakıverir.

‘Olmalıı mı olmamalı mııı’ diye düşünmeden kişi, olmuş bitmiştir her şey hani.. İnsana tebessüm ederek ‘vardır bunda da bir hayır, hadibakalım’ demek kalır ya sadece.. İşte bizim İstanbuldan ayrılışımız öyle oldu. Okumaya devam et “İstanbuldan Toroslara: Köyde İlk Yılımız Bitti”

Ahh! O Eskiler Dedikleri..Hep Yeni Kalası!

Çocukluğumun en tatlı anılari tahta bir kapinin zembereginde asilidir hala.. Aşı boyalı, cam göbeği, çatlaklarını bile ezbere bilecek kadar sevdiğim, kaldırıma sıfır, iki basamak aşağı inince direk evin içinde, kapalıyken uzaktan bakınca kaldırım yarısını yutmuş gibi görünen, yetişkinlerin eğilerek geçtiği, ‘harikalar diyarına’ açıldığı her halinden belli, büyülü bir kapı…

Eskişehirin merkezinde, eski otogar mevkiinde (hala öyle deniliyor mu oralara bilmiyorum) sanki zamandan korunmuş bir sokak vardı. Etrafında yükselmeye başlayan yüksek binalara inat önlü arkalı iki sıra ‘yer evler’ vardı. (Yer ev derlerdi, çok hoşuma gider hala bu tanım) Kaldırımdan 15 cm yüksekte pencereleri, tenekelerde mor menekşeleri, küpelileri.. Güzel insanların güzel evleri.

.

Babamın teyzesi, bizim teyzannemiz, ailenin en çetin ceviz hatunu yaşardı bu evde. Eli gönlü bol sohbeti kıymetli.

.

Çocuklukta popomun en sevdiği şey onun iki minderi sırt sırta koyup kaldırıma benim için yapıverdiği ‘koltuk’tu. Kendi de çeker yüksek bir minder uzatır bacaklarını, atar üst üste ayaklarını, dudaklarının kenarına iliştirdiği ‘birinci’nin kıyısından anlatır da anlatırdı, genellikle (bir diğer kıymetlim) komşusu Fatma Teyzeye. Çok severlerdi bu mevsimde kapıya oturup beş şiş çorap örmeyi, teyzannemin rengi genellikle sütlü kahverengi.

.

O minderlerin tadı başka hiç bir şeyde olmadı. Sonra hayat girdi araya, dağıldı torunlar dört bir yana. İçlerindeki köküne özlemin birazının o minderlere olduğunu farkedecek kadar yavaşlayacak, zamanı durduracak olan olmadı uzun süre galiba.

.​

Çocuklarımın oyun odası burası. Kızım için yaptım bu ‘koltuğu’. Çok sevdi. Çok sevindi. 

 Birden kendi sevindiğim anlar düşüverdi avucuma. Meğer içimde bugünü beklerlermiş, ‘zamanı gelsin de ben de yavruma bu anılarımı teslim edeyim, kızımdan sonraki yavru nesle de bu güzelliği yetiştireyim, ruhuna da dua eriştireyim teyzannemin’ dermiş yürekteki minik jass.
.

Birlikte oynuyoruz üzerinde. İnsan eskilerden bir şeyler hissedince bağı kuvvetleniyor. Yavruya aktarmak, pahasız.

.

Yavrular için yer evler elde olmasa da kapı önüne, balkona atılacak iki yer minderi, bir eski yatak bulunur dimi evde? Yapıverin bi özel koltuk. Severler belki?

Ahh! 

O Eskiler Dedikleri..

Hep Yeni Kalası!

Burda bi köy var uzakta, bu köy artık bizim köyümüzdür

Henüz 90ların başı. Odunpazarı, gökmeydan. Hani buraları dutluktu derler ya, oraları hep iğdelik o zamanlar. En azından bizim sokağın çevresindeki arsalar hep iğde ağacı. Unutmak ne mümkün, çiçekler, o koku. Mis gibi çocuğuz dallarda. ‘Enn büyük benim babamm’ zamanları. Murat 124 şöhretini yerini 131e bırakırken, o arsalardan arabasının sesini üç dört sokak öteden tanıyıp heyecanla daldan atlayan çocukların dünyası hala. Sırası gelen koşturup babasını soluk soluğa kapıda karşılayıp fileden meyveler kapıp hoop arsaya dönüyor.
.

Yasemindi sokaktaki arkadaşlarımdan birinin ismi, esmer güzeli kara yasemin. Onunla(sokağın iğnecisi, penisilin yazılan çocuğun korkulu rüyası) uzun tırnaklı ayşe teyzenin apartmanının zillerine basıp basıp kaçardık. Çok gülerdik apartmandakinin kapı açmadaki çaresiz komikliğine. Apartmanda yaşanır mı ya derdik. Kapı açmak bile dert.

.

Sonra annem ve babam apartmanda yaşamaya karar verdi. İğde ağaçlarından ayrılırken bahçeli evde yaşamak istediğimi, ağaçlara sarılmadan yapamacağımı, bir gün yine oraya dönmek istediğimi fısıldadım onlara. Bekleyin dedim, gitmeyin bir yere.

.

Yıllaar sonra döndüm de.. yine çocuk ben, belki aynı ev olurdu hatta.. o kertenkelelerin çok sevdiği minik bahçe.. Oralar o ağaçların insanlar gider onlar kalır hissiyle. Bilemedim, gitmişler.

.

Yuva kurduk sonra, bağdat caddesinden çukurovaya kadar bahçeli, topraklı, yeşilli hayaller kovaladık, konduk göçtük, hayat arkadaşımla bu kez. Pencerede,balkonda yeşerttim. Yuvama 3km uzakta geçici bir bahçeden sonra, şimdi, artık kapım bahçeme açılıyor. Çok şükür.

.

Uzun zamandır bizimle olanlar bilir, yıllardır bu hayali kovaladık. Şartlar olgunlaşsın diye çok emek verdik, çok çabaladık. Beş yıl daha vermiştik aslında, bir anda çağırıverdi, kalktık geldik. Artık içinde sadece bizim enerjimiz dolaşacak olan bir müstakil yuvamız, ağaçların gölgesinde bir bahçemiz var. Hayırlı zaman gelmiş. Bizim de köyümüz oldu. Torosların eteğinde sırtı dağa dayalı minik bir yuvamız var. 

.

Yavrumuz toprakla, ağaçla gün geçirecek.

Mutluyuz, çok. Maşallah. Bereket versin. Artsın eksilmesin taşsın dökülmesin. Amin

.

#annecadiningunlugu #surdurulebilirevlilik #lunanindunyaturu #yavrucadibuyuyor

Keçi Peri Masalı

Bir varmıışş bir yokmuuş.. Zamanın dibinde, diyarın birinde, anasının yüreciğinde, keçi peri derler, bilge bir bahçe perisi yaşarmıış.
.
Bir gün keçi peri hoplaya zıplaya domates ormanının biber parkla kesiştiği yere gelmiiş. Bir de ne görsün, domatesler öyle büyümüş öyle büyümüş ki incecik olan patika tamamiyle kapanmıış.

image

Sağa bakmış çıkamamış, sola bakmış yol bulamamış. Domateslerle konuşmaya başlamıış ‘aman domates, canım domates, yol ver geçeyim, anama varayım’ ı ııh domatesten ses yok.. bi daha demiş ‘aman domates canım domates yol ver geçeyim, anama kavuşayım’ yok olmamış..

Kimse bilmez de vallahi dpmates inadı diye bir şey varmış.. 

Düşünmüş taşınmış çareyi annesine seslenmekte bulmuş küçük keçi.. annesi o sırada kovan başında iğneli kızlarla sohbetteymiş. Seslenmiş keçi peri ‘anaaa anaa domateslerin kapatmış yolu, geçit vermiyor ki yanına geleyim seni göreyim’ gülmüş anası, koşmuş domates ormanından kurtarmış yavrusunu.

Mutlu mesut kovanın yanına dönüp iğneli kızlari izlemeye devam etmişler. Dönerken de çilek adasına uğrayıp kıyısından çilek toplamışlar.

Burunlarında mis gibi çilek kokusuyla dönmüşler eve, çilekli rüyalara dalmışlaar.
.

Biter mi ? ı ııhh, her sabah yeniden başlarmış masaal, her günü hayrıyla, uykuya dek mutlu mesut yaşamışşlaar.
.

Yağmurdan sonra yemek yiyip uykuya daldı yavrular. Günün kısmetinde bir minik masal varmış anı kumbarasına atmalık.

İliştirdim yüreğimin ilik evine minik düğme burunu ♡ Ne çok masalın oldu yavru cadım, evladiyelik anıların olsun ♡
.

#yavrucadibuyuyor #lunanindunyaturu #minikcadiluna #keciperi #annecadiningunlugu #cadininisleri #gardeningwithkids #gardeningwithababy #garden #bahcemiseviyorum #ilovemygarden
.
#yavrularyuvasindayetiseniyesin #kendisebzenikendinyetistir

Duamdır, Ruhunla Büyü Kalbinle Yaşa Benim Yavrum

“Sana kimsenin, bir şey yapamayacağını söylemesine izin verme, benim bile! Bir hayalin varsa, peşini bırakmamalısın, onu korumalısın. İnsanlar kendilerinin yapamadıkları şeyleri senin de yapamayacağını söyler. Bir şeyi istiyorsan peşini bırakma.
Git ve al.
O kadar.“
.
Hayatım boyunca iç sesimi rehber edindim ben. Kimsenin ‘sesimi’ kısmasına, kendimi duyamayacağım kadar yüksek yerden konuşmasına müsade etmedim. Baktım yükseliyor sesler, kapatmayı öğrendim kulaklarımı, mecazen değil, gerçekten duymak istemediğim hiç bir sesi duymamak, dinliyor görünsem de işitmemek, farkında olmamak için eğittim zihnimi.

Duymak istemediğim hiç bir şeyi sormadım. Kendimi bildim bileli böyleydi bu, kimseye ‘göre’ yaşamadım. Ve en tatlı yanı şu ki tüm kararlar, adımlar, anılar yüzde yüz bana ait olduğu için heepsini sevdim, hiç bir zaman pişmanlık duymadım yavru cadım.

Çok şükür.

Ve şimdi insanlar artık beni bırakıp senin ne yapıp yapamayacağına, hangi adımı atıp atamayacağına bile ‘bilir kişi’ olmak niyetinde, ne garip 🙂 oysa ben dünyaya geçişine aracılık eden beden olmama rağmen ben dahi kendimde öyle bir ‘kudret’ görmüyorum.

Yok çünkü benim yavrum, içindeki ilahi sesten, yüreğindeki yumuşak sevgiden, seninle senin için gelenden daha kudretli şey yok dünya üzerinde, sana.

Bunu sen zaten çook iyi biliyorsun ve unutmaman için bulduğum herr yere alıyorum bu notu. İhtiyacın olduğunda eline gelsin, içindeki volumü yükseltsin.

Anı kumbarana zaman banknotu olsun, burada da dursun.
.

image

Hayatımıza gireceğini bildiğimden beri senin için tuttuğum defterin en tatlı ve en çok tekrarlayan cümlesidir, benim sana duamdır

*Ruhunla Büyü, Kalbinle Yaşa Benim Yavrum*
.
#masallah #masallah #masallah
.
#yavrucadibuyuyor #lunanindunyaturu #minikcadiluna #annecadiningunlugu #surdurulebilirevlilik

Hayat Oyun, Oyun Mühim

‘Dünyayı güzellik kurtaracak. Ve sevmekle yeniden başlayacak her şey.’

Sevgi yüreğe her akşam yeniden ekiyor kendini, tohumlarından, öyle hissediyorum ben. Her sabah o filizin ilk sabahı. Her sabah ilgi, bakım, ışık, can suyu istiyor. İhmal etmemeli. Gün içinde, akşama en sıhhatli tohumun erişmesi için emek harcamalı.

Huzur mühim, sevgi mühim, güzellik mühim… Ama hani o iyilik güzellikteki güzellik. Her gün baştan, hayata, anneliğe, dostluğa taa en baştan başlayabilmek, sevgiyle dönüşüp yepyeni bir ruhla
yeniden denemek ve o günkü dünyamızı güzellikle kurtarmak mümkün. Yani bana öyle geliyor ve her sabah sağlamasını yapıyorum bu söylemimin. Kızımın da bununla yoğurulması, böyle hislerle gününü geçirebilmesi için mümkün olan her anı onunla da paylaşıyorum. Kardeş payı ♡

image

Bu da yavrucadıma gelecek hatırası, anı kumbarasına zaman banknotu, dursun köşede.. anne ben nasıl büyüdüm derse sevgi dolu oyunlarla, dostça, dostla, güle oynaya büyüdün benim yavrum derim.
.
Hayat oyun. Hayatı öğrenmek kadim mesele. Oyun mühim, oyun arkadaşı pek mühim.. Günaydın dünyalı dostum ♡
.
.
#1kedi1kopek1bebek #yavrucadibuyuyor #lunanindunyaturu

Balkon Bahçeciliği: Doğal Böcek İlacı

Dogal bocek ilacı
.
Emek ver bak büyüt hoop böcek sarsın! Yeşil bitler dadansın! Hepimizin başına gelebiliyor. Doğal Yollarla önünü kesme şansımız var neyse ki.
.
Bocek problemi olusmadan onlem almak, artmadan onunu kesmek dogal yollarla mumkun. Biz bugun yavrucadıyla bir kac ilac hazırladık, önlem için. En kolayı sarımsaklı olanı, pek cok seyde etkili. Zehir olmaması en tatlı yanı, bakmayın tatlı dedigime, aslında da zehir gibi acı 🙂
.
Ozellikle balkonlar, ev ici ve minik bahcelerde kullanımı ideal, ben yıllardır kullanıyorum cok faydasını gordum.
.
4 dis sarımsak, 1 cay kasıgı cook cok acı biber, 1 cay kasıgı bitkisel yag, blr parca arapsabunu. Sarımsagı dov, diger malzemeleri ekle, 1litre suda karıstır. Kavanozda 1gece beklet. 1e 4 sulandırarak en ince fısfısla uygula.  Yalnız bitkinin tamamına uygulamadan once bir kac yaprakla dene bekle zarar gorurse uygulama.
.
Ciceklerde sebzelerde yesil bit salyangoz sineklenme vs de etkili yardımcı yontem. Dogal pestisit.

image

Yavrucuk arka planda daha kolay soyulsunlar diye sarımsak kavanozunu sallıyor. Beni yaparken gordu o devam etmek istedi. birlikte tamamladık. Yasayarak ogrenmenin en hos kısmı ogrendiginin farkına bile varmamak galiba. İlerde bir gun sarımsakları boyle soymayı tercih edecek, nedensiz 🙂 kaslari soyleyecek, eli gidecek, baskalari ondan ogrenecek… Büyülü! Değil mi sence de?
.
.
.
#annecadiningunlugu #yavrucadibuyuyor #lunanindunyaturu #cadininbahcesi #surdurulebilirevlilik #doğalilaç #doğalböcekilacı #naturalpestcontrol #naturalpesticide

Kızıma Şekersiz Sağlıklı Şekerleme: Yenidünya Pestili

Dalından yemeye, taze ve mevsiminde tüketmeye ne kadar önem verdiğimizi her fırsatta vurguluyorum. Yıllardır evde çok şükür hiç kimse hasta olmuyor ve beslenme bunda dört büyük pay sahibinden biri, bunu hep anlatıyorum. Şimdi en çok merak edilenlerden biri yavrucuğun nasıl beslendiği. Biz ne yersek onu yiyor sofraya oturmaya başladığından beri. Rafine/işlenmiş şekerle hiç tanışmadı, hiç paketli gıda tüketmedi. Bunu ilk duyduğunda insanlar suratımıza çocuğa işkence ediyoruz gibi bakıyor ‘şeker yemeyen çocuk olur mu saçmalık’ oysa ‘şeker’ yiyor, hem de dalından 🙂 Sağlıklı abur cuburlar icat etmek bizim işimiz!

image

Dostum yenidünya bizi meyveye boğdu ♡ Zekai abi ve Soner sağolsun topladılar bol bol tüketiyoruz. Ne kadar faydalı olduğunu, nelere iyi geldiğini belki detaylıca szarım başka bir yazıda. Çiçeği, yaprağı, meyvesi, çekirdeği külli şifa.

Yalnız yenidünya bekletilebilen bir meyve değil. Olgunlaşmışsa, daldan toplanır toplanmaz başlıyor buruşma kararma çünkü su oranı oldukça yüksek. Vitamin mineral açısından oldukça zengin olan ve kadim tıpta ilaç niyetine kullanılan bı meyveyi olduğu gibi muhafaza etmenin çok fazla yolu yok. Ekmeğe hamura yakışıyor, kebabı yapılıyor ama uzun süreli koruma, ileriye taşıma için başka yollar lazım 🙂

Ben de koca bir bidon sirkesini kurdum. Biraz kurutma denedim. Biraz da pestil yaptım. Kurutma çiğnemeyi seven için güzel oldu. Ancak kabuk biraz kalın olunca yoğun bir çiğneme süreci gerektiriyor.

Sirke beklemede bakalım nasıl olacak. Uygun boş kavanozum hiö kalmamış, olsa biraz da reçel yapacaktım, temin etme fırsatı bulursak yakın zamanda o da aklımda. Kwass ve minikce turşu düşünüyorum bir de bakalım. Daha önce de Yaprağının çiçeğinin çayını hazırlayıp atmıştım şifa rafına, onları içiyoruz. Bi ağaç bile olsa sırtını yasladığın bi dostun olacak şu dünyada, teşekkürler canım yenidünya ♡

Gelelim pestilimize. Ben gerçekten bu kadar beğenilir olacağını düşünmüyordum. Tadına, dokusuna hayran kaldım. Daha önce çeşitli meyvelerle yapmıştım pestil ama Yenidünya ile ilk deneyişim ve yavrucadı tarafından test edildi onaylandı, başarılı 🙂

Gerekenler yenidünya, harnup özü

Ben nasıl yaptığımı anlatacağım, siz kendinize en uygun hale getirirsiniz uygulamayı.

Yapılışı: yenidünyaları yıkayıp temizleyin. Çekirdeklerini çıkarın. Ben doku sevdiğim, ve yavrucuk kabuğun içeriğinden de faydalansın istediğim için kabuğunu soymadım ama isterseniz soyun. Soyduğunuz yeni dünyaları blendır yardımıyla (hazneli blendırlar en uygunu yoksa rondo veya el blendırı da iş görebilir ben rondo kullandım) mümkün olan en ince şekilde kıyın. Kıyma işlemi bitince içerisine 1tatlı kaşığı harnup özü ekledim demir oranını yükseltmek için ama opsiyonel eklemeyebilirsiniz.

Eğer dehidratörünüz/kurutucunuz varsa onunla yapabilirsiniz.

Fırında yapmak için:

Karıştırma işlemi bitince çok ince bir şekilde yağlı kağıt üzerine serin. püf noktası yavaş yavaş döküp ince bir tabaka olunca durmak. Kalın sermeyin kurumayacaktır. Fotoğrafta gördüğünüz kalınlık yeterli. İncecik, sadece kağıdı kaplayacak neredeyse şeffaf bir tabaka. Tepsinizin boyu yenidünya miktarını etkileyecektir o sebeple yazmadım yeterini siz ayarlayın. Ben orta boy bir fırın tepsisi için ayıklanmış 350-400gr / 1orta boy salata kasesi kadar yenidünya kullandım.

Tepsiye serince fırına yerleştirin. Fırınınızı 60-70 derece civarında(en düşük ısı neyseayarlayabileceğiniz, çünkü yüksek ısıya maruz bırakmak istemiyoruz ki faydalıları öldürmeyelim) kapağı aralık şekilde çalıştırın. Yaklaşık 3 saatte kıvamını alıyor, kontrollü olun az ya da fazla da sürebilir fırına göre değişecektir. Parmağınızla dokunduğunuzda artık ıslak his vermiyor, bulaşmıyorsa, parmağınıza bütünce yapışıyorsa olmuştur.

Pestilinizi fırında soğumaya bırakın. Soğuyunca isterseniz şeritler halinde kesip kapıdıyla rulo yapıp saklayın isterseniz tabakaları çıkarıp öyle saklayın. Tercih sizin.

Çocuklarla çok zevkli gerçekleştirilecek bir etkinlik. Üstelik kağıdından sıyırıp yemeye de bayılacaklardır. Yavru cadı çok sevdi. Hatta kestiğim bir şeridi eline verdim hem çıkarttı hem yedi, al sana etkinlik al sana yaşayarak öğrenme.. yaşasın okulsuz 😉

Aburuk cuburuk listemize mis gibi bir tane daha eklenmiş oldu. Aynı yöntemle çilek pestili de yapabilirsiniz onun da tam mevsimi. Onda harnup yerine bal kullanmak renk ve tat için daha uygun olacaktır hatta çilekleriniz tatlıysa hiç gerek yok bile.

Umarım hoşunuza gider. Eğer ağacınız varsa ve amaan napim toplayıp yinmiyo ki diyorsanız pestili bir deneyin derim. Fırsat bulursam diğer tariflerimi de veririm.

Yalnız ağacınız yoksa işin acı bir tarafı var, ilaçsızı neredeyse yok piyasada. Hem de öyle meyve yokken falan değil, bildiğin hemen toplama zamanından az önce ve bazen toplandıktan sonra bile ilaçlıyorlarmış zavallıları. Tabi bir de zavallı satın alan biz bu durumda.. Hatta ilaçlar öyle her yerde bulunur halde ki bahçesinde bi ağacı olan bile alıp bilinçsizce uyguluyor. Ağaç babanızın bile olsa sorun “ilaçlama yaptın mı, hangi ilacı ne zaman kullandın”
.
Yine dönüp dolaşıp aynı noktaya geliyoruz… Eğer mümkünse dalından yemek, veya güvenilir kişilerden, mevsiminde temin etmek mühim. Talepler önemli, zehirsiz istiyoruz dersek birileri bir yerde illa ki üretecektir. zehirli 10 tanedense zehirsiz 1tane alıp yesek kafi.
.

Doğaana kucağında olanı aç bırakmamaya, şifalandırmaya ne çok çabalıyor. Bu gayrete her daim cevap verip şifalanabilenlerden olabilmek arzusu,..

Kucak dolusu sevgi, ışığın gücü sevginin sıcağıyla..

Mayıs Bayramı

Mayısların hep papatyalara varsın, baharların hep çiçek koksun benim çiçeğim, benim tohumum, benim meyvem, benim yavrum.

image

Mayısın başı doga takviminin kıymetlilerindendir. Beltanedir. Bayramdır. Bereket çağırandır. Geçtiğimiz pazar için kendimce planlarım vardı. Toprakla hem hal olacak, yeşil çocuklarla bayram şarkıları söyleyecek, sessiz fısıltılarında sırlarını dinleyecektim yürekten.
.
Başka planlar varmış hesapta. Planım zihnimde patladı diye azıcık buruldum ama Gandalfcığım diğer planla pek heves doldu bulandırmamak için hiç bahsetmedim bile benimkinden, hemen der çünkü öyle yapalım o zaman, istemez burulayım, biliyorum. Ben de o burulsun istemedim. Diğer plan benim de hoşuma gitti elbet, o da var. Dağlara çıkan her yol güzel galiba:)
.
Sabah yine uğradık yeşil çocukların yanına. Gagalı kızlar hediye de vermiş, hemen mis gibi menemen, kendiliğinden gerçeğe dönüverdi arzumun kahvaltı kısmı. Hem de ben çay simit derken.
.
Ben sofrayı kurarken o ve yavrucadı klorofilli çocuklara su verdi, iğneli kızlara bir ihtiyacınız var mı diye sordu, gagalılarla oynadı.
.
Çıktık dağlara, Zorkundayız. Hatun teyzenin (ki öpüp ısırmalık bir tatlı ata) yayla evi. İş o ya, anahtar gel kapıyı açma. Kaldık dışarıda. Bana toprak zamanı açıyor gibi.. Gözüm az ötede açmış papatyalara ilişti. Oturduk toprağa, hemen kurutmalık çaylık topladık. Her el atışım bin şükür, ben hayalime dağda papatya toplamayı eklemeyi akıl edememişim. Uzun saplılar ne güzel taç olurlar yavruma.
.
Her ilmekte bir dua bir dilek bir şükür. Heyecanla bitirdim. Usulca bir öpücük kondurdum alnına, yüreğimde dualar, mutlu baharların, huzurlu sağlıklı yazların olsun.
.
Yedek anahtar geldi, güzel insanlarla yedik içtik güldük eğlendik, çocuklarla ben yabani nane ve kozalak toplamaya bile çıktık, hikayeler anlattık. Uğur böcekleriyle sohbet ettik. Meğer zaten ben pek iyi planlayamamışıma çıktı günün sonu. Mutlu bayram oldu.
.
Gece elinde papatya uyuya kaldı kucağımda, belli belirsiz öptüm alnından, mayısın hep papatyalara çıksın, yazların mutlu kılınsın benim yavrum, bayramların kutlu olsun #maşallah
.
#annecadiningunlugu #yavrucadibuyuyor #zorkun #lunanindunyaturu #şükür #huzur #annelik #mutluluk #yayla #toroslar