Bunları Biliyor muydunuz?

  • İki lambadan birini sönüdürmek tasarruf, aynı aydınlatmayı sağlayan daha az enerji tüketen teknolojik lambaların kullanılması ise verimliliktir.
  • Evlerde kullanılan elektriğin % 20′si aydınlatma için kullanılmaktadır.
  • Bir ağaç bir yılda ancak 20 kg CO2 temizleyebilir.
  • 20 saatlik bir uçuşta yolcu başına 12 kg CO2 atmosfere salınır.

  • Oda sıcaklığı oturma odaları için 19 – 21 C yatak odaları için 16 – 18 C aralığındadır. Kış günlerinde ortam sıcaklığındaki 1 derecelik azalma ile yakıt tüketiminde %5-7 tasarruf sağlayabilirsiniz.
  • Unutmayın, ev aletlerinin bilinçli ve yerinde kullanımı hem bu gereçlerin ömrünü uzatacak hem de enerji tasarrufu yapmanıza katkı sağlayacaktır.
  • Ülkemizde elektrik tüketimi incelendiğinde, sanyide % 63.2, konut ve ticarethanelerde % 28.2, Resmi dairelerde %4.5 ve sokak aydınlatmasında %4.1 oranında tüketildiği görülmektedir.
  • Enerji tüketimindeki azalma aynı zamanda enerji üretiminde azalmaya neden olacağından atmosfere salınan sera gazlarının da salınımını azaltacaktır.
  • Ülkemiz gelişmekte olan bir ülkedir ve gelişimini sürdürebilmesi için enerjiye ihtiyacı vardır
  • Türkiyede enerji üretimi yılda % 4 – 5 artarken elektrik tüketimi % 7- 8 artmaktadır. Bu artış dünya ortalamasının yaklaşık olarak iki katıdır.
  • Türkiye’ de bir yılda kişi başı tüketilen enerjinin dörtte üçü ithal edilmektedir. Yani kişi başı yıllık enerji ithalatı 500 dolardır. Bu veriler göz önüne alındığında, ülkenin dışa bağımlılığını azaltmak için, yerli enerji kaynaklarının kullanılması ve enerjide verimliliğin sağlanması en önemli zorunluluklardandır.
  • Evlerde sağlanacak %10 enerji tasarrufu ile 132 milyon dolar ülke ekonomisine geri kazandırılabilir.
  • Doğru enerji verimliliği uygulamalarında üretimde kalite ya da performans düşmez.

Televizyonsuz Ev Kaldı Mı? E biz varız ya :)

Hayatımızdaki en radikal ve sevindirici kararlardan biri bizim için televizyonsuz yaşam olmalı. Tüketim toplumuna dahil olmaktan çıktığımız ilk an belki! Belki gerçekten özgürleşebileceğimizi taa derinlerde hissettiğimiz ilk karar…

Ben yıllardır tv izlemiyorum eşim de müptelası değildi neyse ki. Benim televizyonsuz bir evde yaşamayı kabullenmiş olmama saygı duydu. İyi ki anladı, katıldı, onayladı ve kurtuldu o da televizyondan.


Şuan duyana şaka gibi geliyor hatta kimine yuh ya o kadar da olmaz yazık çok mu fakirsiniz diye düşündürüyor eminim 🙂 Hediye etmek isteyenler bile oluyor hatta. Aileler özellikle çok endişeli bu hususta kendileri bağımlı olduğu için. Ama biz yokluğunu bile hissetmiyoruz galiba.

Zaman zaman çok özel bir program olacağını duymuşsak ya netten kaydı izliyoruz yada canlı var ise o an pc üzerinden takip ediyoruz.

Sizlerin televizyon karşsında geçirdiği zamanları birbirimizle iletişime ayırıyoruz. Hayaller kuruyor, kestaneler yiyor, filmler izliyor ve hatta çok verimli tartışmalar yaşıyor tatlı kavgalar ediyoruz 🙂 Bakmayın gülüyorum ama bunun bile ne kadar önemli olduğunu çok iyi biliyorum.

Gerçekten özlediğiniz doğal hayata, verimli ve anlamlı bir evliliğe kavuşmak istiyorsanız en azından hayatınızın televizyona baktığınız kısımlarını azaltın. Gönlüm ister ki hepiniz evlerinizden çıkarın atın ama herkes için kolay olmayacaktır biliyorum. En azından birbirinizin gözlerinin içine baktığınız, hislerinizin farkına vardığınız, paylaştığınız zamanlardan çalamasın.

Pek çok evde sohbet edememekten şikayetçisiniz. Pek çoğunuz ev halkıyla anlaşamadığını kimsenin onu dinlemediğini hissediyor. Pek çok evde herkes birbirinden habersiz, mutsuz, yorgun, yalnız!

Kısıtlayın televizyonu. Özel alanlarınıza girmesine izin vermeyin. Dizimi izleyeceksiniz izleyin dizinizi ve kapatın. Bitti mi programınız açık tutmayın ona dalmayın. Bunları “hanenizin tamamıyla ortak karar alıp” uyguladığınızda faydalarının ne kadar paha biçilmez olduğunu görecek ve belki bir gün siz de çıkarıp atıvereceksiniz hayatınızdan televizyonu.Evinizin sağlığı, evliliğinizin sürdürülebilirliği, iç huzurunuz ve çocuklarınız için; BİR DÜŞÜNÜN!

Bu rüya hayra çıkacak katkılarınızla; Tohumun Rüyası

Tohumun Rüyası

Zamanın bir yerinde durup, dışına çıkıp gerçekten bazı şeyleri tanımak istesem onlardan biri ilk tohum olurdu. Dünyanın Tohumu! İçinde dünyaları barındıran, kalbinde hayatlar yeşerten bir tohum!

Bir çocuk pek çok şeyle tanışmadan büyüyebilir. İpad mesela, mp3 player yada! Laptop nasıl kullanılır bilmese de olur bir çocuk.. Ama tohumu tanımıyorsa bir ağacın, sebzenin serüvenini bilmiyorsa, doğanın farkına varamamışsa yarım kalır o çocuk!

Tohumun Rüyası bir çocuk kitabı..


Çocuklar yarım kalmasın diye, tohumu tanısınlar rüyasının tadına baksınlar isteyerek çok güzel bir çalışma yapıyor güzel kalpli dostlar. Yazarı Nalan Özdemir Eren’in notlarıyla Tohumun Rüyası:

“Bir gece rüyamda kalbime bir kitap doğdu. Yaşamı başlatan tohumun yolunu izledim, kelimeler cevap verdi. Esra dinledi, Sahar ’in kulağına üfledi. Sahar cisimleştirdi, Saeed ilişkilendirdi. Andrew ingilizceye çevirdi; Julia okudu, inceledi. Diloy filmini çekti. İlhan Abi kitapla birlikte dağıtmak için kavılca buğdayı tohumlarıni gönderdi. Yeliz görünür kıldı. Emekler yol oldu, imece ile başlayan yaratma sürecinde çocuk kitabımız “Tohum’un Rüyası” basım aşamasına geldi.

Askıda Kitap kampanyası ismini Anadolu’da fırınlarda hala yaygın olarak uygulanan askıda ekmek geleneğinden aldı. Ekmek satın alırken fırıncıya fazladan ekmek parası verildiğinde o ekmek askıya çıkıyor ve ihtiyaç duyanlar kimseye sormak zorunda kalmadan ekmeğe ulaşabiliyor.

Kitaplar da ekmek gibi su gibi olmazsa olmaz.Kampanyamızın amaçları:

– 8 aylık bir emek ve dayanışma ile hazırladığımız kitabımızın basılmasını sağlamak.

– Kitabın arkasındaki zarflara koyacağımız Kars’tan gelen, dünyada bilinen en eski buğdaylarından, kavılca buğdayının tekrar tüm Anadolu coğrafyasına sembolik de olsa ulaştırılmasını sağlamak ve kaybolan atalık tohumlara böylece dikkat çekmek.

– Kitapların dağıtımında alternatif yollar yaratarak daha fazla çocuğa erişimi sağlamak.

– Kitap edinirken aynı zamanda hediye ederek kitabı almak isteyenlerin tek bir eylemi ile çok katmanlı bir zenginlik yaratmak ve paylaşım kültürünü yaygınlaştırmak.

– Anadolu’da köklü bir şekilde ifadesini bulan ‘Askıda Ekmek’ kültürünü, çağın ihtiyaçlarına göre uyarlayarak kültürel devamlılığa katkıda bulunmak.”

Buradan Askıda Kitap kampanyasına ulaşabilir destek sağlayabilirsiniz.

Yine Askıda Kitap için facebooktan güncel takip için burayı tıklayarak gruba katılabilir iletişim halinde olabilirsiniz.

Şöyle noktalıyor dileklerini Sevgili Nalan;

“Satın aldığınız kitaplardan kaç tanesini bağışlamak istediğinizi ve kitabın gönderilmesini istediğiniz adres bilgisini tohumunruyasi@gmail.com adresine gönderebilirsiniz.

Maddi ve manevi destekleriniz için şimdiden çok teşekkürler. Eğer maddi bir katkıda bulunacak bütçeniz yoksa, canınız sağ olsun. ☺

Kucak dolusu sevgiler”

Planlı Eskitme (planned obsolescence)

Biz karı koca belgesel delisiyiz. Evimizde tv yok, reddediyoruz ve bize sunulanı değil de kendi bilmek, öğrenmek, tatmak, izlemek istediğimizi izlemeyi, o an ihtiyacımız arzumuz merakımız olanı dinlemeyi tercih ediyoruz. Yine bugün sepetimize neyi atsak dediğimiz akşamlardan birinde tanıştık bu aslında var olduğunu hep hissetiğimiz kavramın literatür haliyle. Bir belgesel sayesinde! Okumaya devam et “Planlı Eskitme (planned obsolescence)”

Hazır Yogurdu Çıkarttık Hayatımızdan, Neden mi?

Deli gibi yoğurt tüketen bir aileyiz. Son zamanlara kadar marka, imalat yeri vs kriterlerle ince eleyip sık dokuyarak kendimizce “en iyisini” seçerek yapıyorduk yoğurt alışverişimizi. Şehir hayatının zamansız akışı, sütün katkısız işlenmemiş bulunamayışı, maya yokluğu derken erteledikçe erteliyordum içimdeki anne yoğurdu özlemini.

Okuduklarım karşısında dehşete düştükçe ve bunları eşimle paylaştıkça yediğimizin yoğurt olmadığına karar verdik. Araştırıp soruştururken evde ilk maya nasıl elde edilir bunu keşfettim. Derken hemen hemen birbirine yakın günlerde eşim de sütçüyü keşfedince istanbulun göbeğinde kendi yoğurdumuzu mayaladık.


İlk bir kaç maya ekşide olsa sulu da olsa dünyanın en güzel yoğurdu 🙂 üç maya sonra harika bir kıvam elde ettik. Hatta kendi yoğurdunu yapmak isteyenlerle Freecycle aracılığıyla maya bile paylaştık.

Gelelim yediğimiz şeyin yoğurt olmadığını düşünme sebeplerimize, bir kere ekşimiyor kolay kolay bozulmuyor hatta kimisi sulanmıyor arkadaş öyle yoğurt mu olur? Bilimsel kanıta ne hacet! Ama illaki bilimsel kanıt derseniz ki demelisiniz doğrusu budur Çapa Tıp Fakültesi Öğretim Üyesi Dr. Yavuz Dizdar, endüstriyel yoğurdun yoğurt olmadığını ve son dönemde artan kanser vakalarında bunun etkisinin ilk sırada olduğunu söylüyor.

“Fermente Süt Ürünleri Tebliği’nin 6. maddesi Türk Gıda Kodeksi-Gıdalarda Kullanılan Renklendiriciler Tebliği, Gıda Maddelerinde Kullanılan Tatlandırıcılar Tebliği Renklendiriciler ve Tatlandırıcılar Dışındaki Gıda Katkı Maddeleri Tebliği’nde yer alan tüm katkı maddelerinni yoğurda katılmasına izin veriyor.”

“Unilever’in en büyük bayilerinden biri Rotahaber’e bu konuda şu bilgileri paylaştı:

“Son zamanlarda bizim Dorina margarin satışımızda hızlı bir artış kaydettik. Müşteri kitlesinde bir zenginleşme gördük. Müşterilerimiz arasında yoğurt üreticilerinin önemli bir yeri olduğunu tesbit ettik. Bunların hangileri olduğunu paylaşmamız elbette mümkün değil. Ama, çok farklı markalar olduğunu söyleyebilirim.”

Minik önlemlerle evde kocaman tasarruf

Ekolojik bilince kavuşup o açıdan düşünmeye başladığınızda her şeye nasıl “daha az” ve nasıl “daha faydalı” şeklinde baktığınızı farkediyorsunuz bir süre sonra. Zaten ufak ufak önlemlerle bile fayda sağlamak ve “kurtarıcı olmak” mümkün. Örneğin buzdolabınızı duvardan biraz uzaklaştırarak yada tv yi fişten tamamen çekip kapatarak günü kurtarabiliyorsunuz 🙂 Hiç şaka yapmıyorum!

Bazı önlemlerle enerji tasarrufunu arttırıp hem bütçenize hem küresel anlamda dünyaya katkı sağlamak mümkün. İşte onlardan bazıları;


Buzdolabı

tasarruf, enerji

  • Buzdolabınızı fırın radyatör gibi ısı üreten gereçlerden uzağa yerleştirin
  • Buzdolabınızda aşırı buzlanma gözlemlediğinizde buzların çözülmesini sağlayın. Aşırı buzlanma enerji tüketimini artırır
  • Buzdolabınızı yerleştirirken sağında ve solunda boşluk bırakın
  • Güneş ışıklarından olabildiğince uzak tutun
  • Mevsimsel ayarlarını zamanında yapın

Çamaşır Makinası

enerji tasarrufu, fatura azalt

  • Makinanızı yerleştiriken sağında solunda boşlu bırakın
  • Kurutmalı çamaşır makinaları daha fazla enerji tüketir. Çamaşırlarınızı kurutmak için makina kullanmak yerine asmayı tercih edin
  • Yıkamayı zorlaştırdığı ve dolayısı ile daha fazla enerji sarfiyatına neden olduğu için çamaşır makinanıza  fazla deterjan koymayın
  • Çamaşırlarınızın kiri az ise ekonomik programda yıkayın
  • Çamaşırlarınızın miktarı az ise ekonomik programda yıkayın
  • Çamaşır makinanızı kapasiteyi aşmayacak şekilde tam dolulukta çalıştırmaya özen gösterin

Bulaşık Makinası

fatura azaltmanın yolları

  • Tabaklarınızın bulaşık makinasına konulmadan önce peçete yardımı ile sıyrılmasının daha az elektrik,su ve deterjan kullanımına neden olacağını unutmayınız
  • Bulaşık makinasında yıkama bittikten sonra makinanın kapağını açarak kurutma sağlayınız
  • Bulaşık makinanızı kapasiteyi aşmayacak şekilde tam dolulukta çalıştrımaya özen gösterin
  • Bulaşık makinası alırken düşük sıcaklık ayarlı program seçenekli olmasına dikkat edin

Ütü

  • Giyeceklerinizin düzgün bir şekilde asılması ütü ile daha az vakit geçirmenize, dolayısı ile daha az enerji tüketmenize neden olacaktır
  • Ütünüzün ısısı yeterli olacağından ütüleme işlemi bitmeden 5 dakika önce ütünüzü fişten çekiniz
  • Ütünüzün termostatını kumaş cinsine göre en düşük seviyeye ayarlayın
  • Ütünüzü satın alırken buhar ayarlı ve buhar kapasitesi yüksek, termostat ayarlı ve şebeke suyu kullanımına uygun olamasına özen gösteriniz

Fırın

  • Fırınınızda yiyecek pişirirken fırın kapağını gereğinden fazla açmayınız
  • Gerekli olmadıkça ön ısıtma yapmayın ya da ön ısıstma süresini kısa tutun
  • Donmuş bir yiyeceği fırında çözmek yerine, daha uzun sürede oda sıcaklığında çözülmesini beklemek hem sağlık hem de enerji tasarrufu açısından önemlidir.
  • Fırını toplam pişirme süresinden bir kaç dakika önce kapatarak aile bütçenize katkı sağlayabilirsiniz.

Diğer Ev Gereçleri

  • Isıttığınız mekanları % 50 – 55 nemlendirin, nemli hava daha iyi ısıl konfor sağlar
  • Aydınlatma için florasan lamba kullanın. Florasan lambalar akkor lambalara göre 10 -15 kat daha uzun ömürlüdürler ve 40 watlık bir florasan lamba 100 wattlık bir akkor lambadan daha fazla ışık üretir
  • Elektrikli aletleri satın alırken enerji sınıflarının yüksek olmasına dikkat edin
  • Elektrikli süpürgelerinizin torba ya da haznelerini sık sık temizlemeniz hem temizliğin kısa sürmesini hem de süpürgenizin emiş gücünü artırır
  • Saçlarınızı saç kurutma makinası kullanmadan önce havlu ile iyice kurulamanız hem saçınızın nem dengesi açısından hem de enerji tüketimini azaltmak açısından önemlidir
  • Sıcak su temini için öncelikli olarak güneş enerjisi ile ısıtma sağlayan sistemleri tercih edin
  • Evinizde kullandığınız televizyon, DVD oynatıcı, müzik seti gibi cihazların bekleme   ( stand by)  konumunda da elektrik tükettiklerini unutmayın
  • Unutmayın, bir fincan çay için kaynatılan iki fincan su enerji tüketiminizi ikiye katlar
  • Duş sürenizi 10 dakikadan 5 dakikaya düşürerek CO2 salınımını yılda 135 kg  azaltırsınız

 Kaynak

Tanıdığım En "Masum Kek" O; Bu da Tarifi!

Şekerin zararlarının daha fazla farkında oldum olalı elim gitmiyor hiç bir şeye şeker koymaya. Hele ki katı yağlardan tamamen sıtkım sıyrıldı! Ama çocukluğumdan beri de tatlı canavarıyım ben ailenin.. Ekşiyle hiç aram yok, hani o güzelim can eriği tuza banıp yiyebilen herkese hayranım kütür kütür, ben başaramıyorum, ağzımın fışkiyeleri ve sol gözüm müsade etmiyor. Çağlanın içindeki beyaz kısmı benim payıma düşen 🙂 Acıyı zaten şifa niyetine kısmını saymazsak, hiçç ağzıma koyamıyorum.

Ve haliyle şekerden de uzaklaşınca bana yine hüsran bana yine hasret… Mutluluk kaynaklarımdan biri kesilip kanatıveriyor aş erme merkezini ruhumun!


Epeydir kek kurabiye yapmaya bile gitmiyor elim, istediğim gibi tarifler yok elimde ama canımda nasıl istiyor diye düşündüğüm bir anda kendiliğinden karşıma çıktı. Öyle çekici, öyle naif ki tarif hemen denemeliyim dedim. Ve bir kaç yıldır yapıyorum, özellikle portakal mevsiminde ve öyle de seviyorum ki.

Garip bir kek, içinde diğer keklere kıyasla neredeyse hiç şeker yok. İstemezseniz hiç koymayın hatta, ben koymuyorum. Onun yerine portakal suyu var içinde ve elma dilimleri. Bu sebeple diyet yapanlar için de, sağlıklı yaşamı benimseyenler için de vazgeçilmez bir seçim olacaktır. Katı yağ yok, şeker az, beyaz un yok! Bayılacağınızı düşünüyor ve lafı uzatmadan tarife geçiyorum.

Masum Kek Tarifi (adına böyle dedim ^_^ )

Malzemelerimiz:

3 yumurta

Yarım çay bardağından biraz fazla harnup özü veya şeker

1 çay bardağından biraz eksik zeytinyağı

1 çay bardağı ılık süt / kefir / yoğurt

1 silme çay kaşığı karbonat yoksa isterseniz kabartma tozu kullanın

Vanilya aroması

1 portakal (kabuğu içine rendelenecek suyu piştikten sonra üzerine dökülecek)

1 elma

1 tatlı kaşığı tarçın

2,5 su bardağı tam buğday unu (kek kıvamı almazsa biraz daha ekleyebilirsiniz yoğurda süte göre vs değişiyor

Yapılışı:

Yumurtalarla pekmezi/ şekeri(şeker kullanıyorsak) krema kıvamına gelene kadar çırpalım. Daha sonra zeytinyağı, süt ve portakal kabuğunu ekleyip düşük devirde biraz karıştıralım. Un kabartma tozu vanilyayı ekleyip hamurumuzu son haline getirelim. Bu noktada isterseniz fındık ceviz tarçın vs ekleyebilirsiniz. Kek kalıbımızı fırça yardımıyla zeytinyağı ile hafif yağlayalım. Un serpelim. Karışımımızı kalıba alalım.

Elmamızı yarım daire şeklinde dilimleyelim ve kalıba aldığımız hamurun üzerine dilimleri biraz aralı dizelim. Üzerine tarçını serpelim. 175 derece ısıtılmış fırına verelim. Tahmini 30-45 dakikada pişecektir. 30 dakika tamamlanmadan fırının kapağını açmayalım, sonrasında istediğimiz kadar kızarmışmı kontrol edelim ve gerekirse bir kürdanla pişip pişmediğini kontrol edelim.

Fırından çıkarttığımız kekimizin üzerine 5 dk. sonra 1 portakalın suyunu dökelim ve dinlenmeye bırakalım.

Soğuduğunda kalıbından çıkarıp servis tabağına alalım.

Umarım beğenirsiniz. Afiyet olsun.

Az tüket, daha fazla üret!

Bir, sıfırdan fazladır çok sevdiğim bir söylem. Gerçekten hiç bir şey yapmamaktansa en azından başlamalı insan dedik biz de. Çıkış noktamız doğala daha yakın olmak ve bunu tüketimimizi minimalize ederek üretimimizi de en azından bir birim arttırarak yapabiliriz noktasında hem fikiriz.

Tüketimi minimalize etmek yememek içmemek yada hiç bir şey satın almamak değil elbet. Zamanla kazanılacak alışkanlıkları yavaş yavaş hayatımıza sokabildiğimiz sürece sağlıklı bir ilerleme sağlayabiliriz diye düşündük. Hayatımızdaki fazlalıkları gördükçe budaya budaya ilerliyoruz.


Ozon tabaksının delinmiş olması, suçlanan buzdolapları, deodorantlar yada sera gazları…

Bunları şehir efsaneleri şeklinde dinleyerek geçti ömrümüzün büyük bir kısmı. Aslını öğrenmek biraz okumak ve anlamaya çalışmayı gerektiriyor diye karara vardığımızda işe belgesellerden başlamak eğlenceli olur diye düşündük. Eğer sizlerde ucunda fikir sahibi olmak isterseniz dünyanın vaziyetinin. Earthlings-Dünyalılar belgeseliyle başlayabilirsiniz serüveninize. Elbet görecekleriniz hoşunuza gidecek şeyler olmayacak ama zaten onların varlığı bizi de bu yola sevkeden, bir şeyler yapmak zorunda hissettiren. Bu yüzden “görmemek bilmemek daha iyi, yaşar gider keyfime bakarım aman ben almayayım” demeyin. ÇOCUKLARIN HAYATI, GELECEĞİ TEHLİKEDE!

Tüketimlerimizi düzenleyerek ve çılgınlık dalgasından koparak ilk adımı atabiliriz. Eskimeyen kıyafetlerimizi MODA ADI ALTINDA yenilemeyi önce seyreltip sonra sıfıra yakın hale getirebiliriz mesela (neyse ki bizim hiç öyle alışkanlığımız yok, eşofman forever bir aileyiz 🙂 ya da en basiti ekmek israfından kaçınabiliriz, artık yemeklerimizi sokak hayvanlarıyla paylaşabiliriz, kullanmadığımız ardiye bekleyen eşyaları kullanmak isteyene ulaştırabilir bize lazım olan eşyaları satın almadan önce çevremizde elinde bu eşyaları fazladan bulunduran var mı buna bir göz atabiliriz. Ucundan kıyısından paylaşıma bulaştığımızda bizi içine çekecek eşsiz tatlar yaşatacaktır zaten.

Dünyadaki dengenin bozulmasının sebebi tüketim ve üretim arasındaki ilgi. Bizler tükettikçe üretmeye çabalıyoruz halbuki tam tersi olmalı ÜRETİLEBİLEN KADARINI TÜKETMELİYİZ. Dünyayı sonsuz bir kaynak gibi görmemiz empoze ediliyor olabilir, ama öyle değil! DÜNYANIN DA KAYNAKLARI SINIRLI VE CEPTEN YİYORUZ!

Bu anlamda bir dönüşümü önce kendi günlük yaşantımızda devreye sokmalıyız,

*yürüyebilme fırsatımız varsa motorlu taşıt kullanmamaya çalışabiliriz mesela en azından haftada bir

*stresten kurtulmak için haftasonu alışveriş yapmak yerine sahilde minik bir koşu yapabilirsiniz yada

*dişinizi fırçalarken açık musluğu farkettiğiniz anda kapatabilir

*tasarruf ampulü kullanabilir, kullanmayanı uyarabilir

*cep telefonu veya bilgisayarınızı mümkün olduğunca ömrü dolana kadar kullanıp model yenileme furyasına katılmayabilirsiniz.

*size dayatılanı değil de gerçekten ihtiyacınız olanı seçerek fark yaratabilirsiniz

*her gece ampullerle aydınlanmayıp bazen mumları yakıp romantik akşamlar geçirebilirsiniz 🙂

* ve en önemlisi ÇOCUKLARA AZ TÜKETMEYİ ÖĞRETEBİLİRSİNİZ, ONLARA BU KONUDA ÖNCÜ OLABİLİRSİNİZ!

Birlikte konular belirleyip bu konularda konuşup ortak kararlar aldıkça ve bu kararları yavaş yavaş uyguladıkça evliliğinizin ömrü uzayacak,hayattan daha fazla zevk alacaksınız. Sürdürülebilir yaşamın hayatınıza girmesiyle birlikte amaçlarınız olacak ve heyecanınız hiç bitmeyecek 🙂 Bunların garantisini veriyorum!

"Çıkar"ı çıkarıverdim hayattan!

“Çıkar”ı çıkarıverdim hayattan!

Ne sacma gelir bana eskiden beri hediyelik diye siniflandirilabilmesi esyanin ve ozel gun sacmaligiyla meta haline getirilmesi! Her sey hediye edilebilir diyorum ve her an! Zaman hediye edersin, sevgi armagan edersin! Ne istersen! İstediğin zaman!

Armagan bizim hamurumuzda var. Kulturumuzun koklerinden geliyor hediyelesmek. Almak da guzel vermek de! Ama en cok paylasiyor olmanin verdigi o duygu guzel.

Hayatimin buyuk kismini karsiliksiz verdigim, beklentisiz katildigim ve basarili oldugum projeler susluyor. Cocuklar icin ve hayvanlar icin verdigim yillar soz konusu. Bes kurus elde etmedigim gibi gelirimin pek cogunu aktardigim seyler. Aksine sonuclari beni enn cok mutlu edenlerde onlar! Iclerindeyken sanki bir koruma cemberinin icindeyim, sanki butun zihnimi bosaltip pirupak bir buyunun icine dalivermisim. Yasamin buyusu, evet!

Enerji gercekse, sevgi en saf ve en kuvvetli enerjiyse, hic karsilik beklemeden sadece sevmek mumkunse ve bu noktada sevgi en buyuk kalkansa, hakliyim! Korunuyorum! Seviliyorum! Cookk seviyorum! Hic bilmedigim yaratiklari, ayak basmadigim bir sahildeki kumlari, afrikada bir kabilede bugun gunesi selamlamis bir agaca sarilmis guzel insanlari, evrendeki iyinin gucune inanmis buttuunn varliklari, sevginin en saf hali hayvanlari ve teknolojiyle ruhu kirlenmemis cocuklari seviyorum! Kotuye inananlara da saygi duyuyor kimseye zarar vermedikleri surece onlari da sevgiyle selamliyorum!

Seni iyinle kotunle kucakliyorum evren! Bunlari anlatiyorum, cunku bir suredir de armagan ekonomisine cani gonulden inanip destek veriyorum. Armaganlar aliyor armaganlar veriyor bu kutsal donguye dahil olmanin gururunu yasiyorum.

Anlatiyorum bunlari, cunku bugun hic tanimadigim telefonda dahi konusmadigim, bir mail bir mesaj dahi atmadigim bir guzel yuregin evine davetli olarak gidiyorum 🙂 Istanbuldayim, neler neler geliyor insanlarin basina biliyorum, her sey mumkun insanlar kotu devir kotu zaman kotu farkindayim ama en ufak endise duymuyorum. Guvenmek buyuk nimetmis ve evet guveniyorum hala guzel insanlarin var olduguna.

Gidecegim ve neler tadacagim hangi hisleri duyumsayacagim meraktayim. Rahatsizim, zor bir gece gecirdim oglen oldu yataktan kalkamadim ama azimliyim gidip tecrubelenecegim. Gelip size anlatacagim 🙂 Heyecanliyim!

Sürdürülebilir evlilik mi? Olabilir mi?

Surdurulebilirlik daima var olma yetenegi.

Yani bir evliligi bu sekilde tanimladiginizda sonsuz bir enerji yukluyorsunuz ona. Bir de ekolojik anlami var ki bu kelimenin bu da en az ilki kadar onemli! Sistemin cesitliliginin ve uretkenliginin saglanmasi anlamina geliyor surdurulebilir.

Yani asla yok olmayacağını hissettiğiniz şeyin yok olmaması için de sürekli üretmek, çeşitliliği korumak anlamına geliyor sürdürülebilir evlilik. Sürekli var olan çeşitliliği korurlen bir yandan da üretme çabası içinde zaten ayrılmaya da vakit bulamayız gibi de geliyor. Hem dünya için hem de “aile birliğinin temelinden sarsılması” diye adlandırılan öldürücü virüsün aşısı niyetine çıktık yola. Ekolojik ve sürdürülebilir evliliklerin “olağan” evliliklere oranla daha güzel yaşanacağını ve ölümsüzleşeceğini savunuyoruz.

Bir çift düşünün ki ikisi de hayatın sürdürülebilir olmasının gerekliliğine, tüm canlıların doğada eşit haklara ve kaynaklar üzerinde eşit hisselere sahip olduğunu düşünüyor mümkün olduğunca ekolojik ve sürdürülebilir yaşamaya çalışıyorlar. Derken bu ikisi evleniyor. İşte buradan sonra başlıyor sürdürülebilir ortak yaşam yani ekolojik, sürdürülebilir evlilik projesi 🙂

mutlu evliliğin sırları, güzel evlilik, boşanmak istemiyorum, boşanmalımıyım

Bu güne kadar uzmanlar ve dahi uzman olmayanlar, herkes sürdürülebilir evliliği sadece zaman açısından konuşmuş değerlendirmiş. Biz başka bir başka bir dünya mümkünden yola çıkarak farklı bir açıdan bakıyoruz, kaliteli zaman, bilinçli yaşam şekli, ekolojik bir bilinçle sürdürülebilir hale getirilmiş evliliği konuşuyoruz.

Evlilik aile olusturma cabasinin ilk adimi yani var olan sistemin cekirdegi olan yapinin temeli. Bu yapiyi surdurulebilir bir hale getirirsek diye hayal ettik, acaba cekirdekten surdurulebilirlesmis bir topluma donusebilir miyiz?