Şifacı Zeytin Yaprağının Faydaları, Çayı ve Baharat Olarak Kullanımı

Antibakteriyel, antiviral, antimantar olan zeytin yaprağı antioksidan özellik gösteriyor,  bağışıklığı kuvvetlediriyor, kan basıncını düşürüp, kan şekerini dengelediği söyleniyor. Çok eski zamanlardan bu yana şifası bilinen ve kullanılan zeytin yaprağı günümüzde neden unutuldu? Peki başka nasıl ve neler için kullanılıyordu? Okumaya devam et “Şifacı Zeytin Yaprağının Faydaları, Çayı ve Baharat Olarak Kullanımı”

Burda bi köy var uzakta, bu köy artık bizim köyümüzdür

Henüz 90ların başı. Odunpazarı, gökmeydan. Hani buraları dutluktu derler ya, oraları hep iğdelik o zamanlar. En azından bizim sokağın çevresindeki arsalar hep iğde ağacı. Unutmak ne mümkün, çiçekler, o koku. Mis gibi çocuğuz dallarda. ‘Enn büyük benim babamm’ zamanları. Murat 124 şöhretini yerini 131e bırakırken, o arsalardan arabasının sesini üç dört sokak öteden tanıyıp heyecanla daldan atlayan çocukların dünyası hala. Sırası gelen koşturup babasını soluk soluğa kapıda karşılayıp fileden meyveler kapıp hoop arsaya dönüyor.
.

Yasemindi sokaktaki arkadaşlarımdan birinin ismi, esmer güzeli kara yasemin. Onunla(sokağın iğnecisi, penisilin yazılan çocuğun korkulu rüyası) uzun tırnaklı ayşe teyzenin apartmanının zillerine basıp basıp kaçardık. Çok gülerdik apartmandakinin kapı açmadaki çaresiz komikliğine. Apartmanda yaşanır mı ya derdik. Kapı açmak bile dert.

.

Sonra annem ve babam apartmanda yaşamaya karar verdi. İğde ağaçlarından ayrılırken bahçeli evde yaşamak istediğimi, ağaçlara sarılmadan yapamacağımı, bir gün yine oraya dönmek istediğimi fısıldadım onlara. Bekleyin dedim, gitmeyin bir yere.

.

Yıllaar sonra döndüm de.. yine çocuk ben, belki aynı ev olurdu hatta.. o kertenkelelerin çok sevdiği minik bahçe.. Oralar o ağaçların insanlar gider onlar kalır hissiyle. Bilemedim, gitmişler.

.

Yuva kurduk sonra, bağdat caddesinden çukurovaya kadar bahçeli, topraklı, yeşilli hayaller kovaladık, konduk göçtük, hayat arkadaşımla bu kez. Pencerede,balkonda yeşerttim. Yuvama 3km uzakta geçici bir bahçeden sonra, şimdi, artık kapım bahçeme açılıyor. Çok şükür.

.

Uzun zamandır bizimle olanlar bilir, yıllardır bu hayali kovaladık. Şartlar olgunlaşsın diye çok emek verdik, çok çabaladık. Beş yıl daha vermiştik aslında, bir anda çağırıverdi, kalktık geldik. Artık içinde sadece bizim enerjimiz dolaşacak olan bir müstakil yuvamız, ağaçların gölgesinde bir bahçemiz var. Hayırlı zaman gelmiş. Bizim de köyümüz oldu. Torosların eteğinde sırtı dağa dayalı minik bir yuvamız var. 

.

Yavrumuz toprakla, ağaçla gün geçirecek.

Mutluyuz, çok. Maşallah. Bereket versin. Artsın eksilmesin taşsın dökülmesin. Amin

.

#annecadiningunlugu #surdurulebilirevlilik #lunanindunyaturu #yavrucadibuyuyor

Ay İçen

Yelkovanin akrebi kovalamadigi bir bosluk buldugum anlardan biri. Takvim temmuz, kamp kurduk..

Yavrucadi yoruldu, uyudu. Yumusacik bir hava, kopuk kopuk bir deniz, kudretli bir dolunay..

.

Kumsalda bizden baska insan yok gorme mesafesinde. Denizin karayla birlestigi yer kocaman bir fincanin dibi sanki. Hani kucukken parmaklamayi en sevdigimiz kahve telvesi var ya, iste sanki kuculmusum de o fincana dusmus o telvede geziniyor ayaklarim. Oyle hissettiriyor kum. O kadar soft.

.

Butun geceyi yoga, meditasyon ve duayla gecirdim. Ay isiginda yikandigimizi imgeledim, bildigimiz bilmedigimiz tuum negatiflerimizden arindigimizi. Dalgalarin tanimadigimiz huzunleri, karalari bile sirtlayip kopurte kopurte karsi kiyiya kadar citiledigini hissettim.

.

Buyulu anlar var. Icindeyken farkinda olmadigimiz, sansliysak biraz sihir hissettigimiz, belki sonradan boyle bir hatirayla, tuylerimiz urpererek farkindalik yasadigimiz. ‘Aydinlandigimiz’.

.

Soner cekmis bu fotografi. ‘Gecen gece cekmistim cok sevdim bu fotografi. Adini da ayicenkadin koydum’ dedi gosterirken.

Ben isigi likit imgeleyip onda yikanirken icmisim bile o sifayi. Distan ice arinmisim. Icimde kabaran nasil koca bir sukur dalgasi..

.

Insan yasayarak alsa adlarini, hani eski dunya yerlileri gibi, sevdikleri verse onlara isimlerini, ben ‘ay icen kadin’misim galiba paralel bi evrende. Beyim diyosa dogrudur! Ne onur.

.

Isik ictigin, isik sactigin, isigini buldugun, birilerinin isigi oldugun bir gecen olsun dunyali dostum. Azicik bile karardiysan bu gece, birazcik isik olsun bu sana diye de niyet ettim. Amin.

.

#annecadiningunlugu

 #dolunay #ask #fullmoon #magic #lunanindunyaturu #kamp #deniz #hatay #akdeniz #cukurova #surdurulebilirevlilik

Duamdır, Ruhunla Büyü Kalbinle Yaşa Benim Yavrum

“Sana kimsenin, bir şey yapamayacağını söylemesine izin verme, benim bile! Bir hayalin varsa, peşini bırakmamalısın, onu korumalısın. İnsanlar kendilerinin yapamadıkları şeyleri senin de yapamayacağını söyler. Bir şeyi istiyorsan peşini bırakma.
Git ve al.
O kadar.“
.
Hayatım boyunca iç sesimi rehber edindim ben. Kimsenin ‘sesimi’ kısmasına, kendimi duyamayacağım kadar yüksek yerden konuşmasına müsade etmedim. Baktım yükseliyor sesler, kapatmayı öğrendim kulaklarımı, mecazen değil, gerçekten duymak istemediğim hiç bir sesi duymamak, dinliyor görünsem de işitmemek, farkında olmamak için eğittim zihnimi.

Duymak istemediğim hiç bir şeyi sormadım. Kendimi bildim bileli böyleydi bu, kimseye ‘göre’ yaşamadım. Ve en tatlı yanı şu ki tüm kararlar, adımlar, anılar yüzde yüz bana ait olduğu için heepsini sevdim, hiç bir zaman pişmanlık duymadım yavru cadım.

Çok şükür.

Ve şimdi insanlar artık beni bırakıp senin ne yapıp yapamayacağına, hangi adımı atıp atamayacağına bile ‘bilir kişi’ olmak niyetinde, ne garip 🙂 oysa ben dünyaya geçişine aracılık eden beden olmama rağmen ben dahi kendimde öyle bir ‘kudret’ görmüyorum.

Yok çünkü benim yavrum, içindeki ilahi sesten, yüreğindeki yumuşak sevgiden, seninle senin için gelenden daha kudretli şey yok dünya üzerinde, sana.

Bunu sen zaten çook iyi biliyorsun ve unutmaman için bulduğum herr yere alıyorum bu notu. İhtiyacın olduğunda eline gelsin, içindeki volumü yükseltsin.

Anı kumbarana zaman banknotu olsun, burada da dursun.
.

image

Hayatımıza gireceğini bildiğimden beri senin için tuttuğum defterin en tatlı ve en çok tekrarlayan cümlesidir, benim sana duamdır

*Ruhunla Büyü, Kalbinle Yaşa Benim Yavrum*
.
#masallah #masallah #masallah
.
#yavrucadibuyuyor #lunanindunyaturu #minikcadiluna #annecadiningunlugu #surdurulebilirevlilik

Masajlı Masal

image

Huzurmuş, aşkmış, masalmış…
.
Zamanın bir yerinde, diyarın birinde kalbini kimselere elletmeyen bir cadı varmış. Bahçesi duvarlarının ötesinde, kimselere görünmezmiş. Sonra günün birinde bir sokak kedisi çıkıp gelmiş. O yüksek duvarları aşmış, zor olmuş ama bahçeye girmeyi başarmış. Bahçeyi sevmiş kedi, cadıyla kalmak istemiş. Sonra bir gün kedinin üzerindeki büyü kalkmış çok hoş bir adama dönüşmüş ve cadıya ona aşık olduğunu o yüzden o duvarları aştığını neler olduğunu anlatmış. Cadı şaşırmış hatta kızmış biraz ama o da kedi adama aşık olmuş, hayatlarının aşkını bu bahçede buluvermişler. Aradan zaman geçmiş yolları uzaklara düşmüş izlerini kaybetmişler ama yüreklerinden birer parça kalmış birbirlerinde. Bir gün kedi adam kedi cadıyı tekrar bulmuş. Yüreğine bir kez daha dokunmuş. Bu sefer kaybetmemeye kararlıymış. Yollarını birleştirmişler. Her sabah yeniden doğmuş gün sonuna dek mutlu mesut yaşamış bılmadan her gün bunu tekrarlamaya niyet etmişler.
.
İşte o cadının yüreğine dokunan adamın yüreğiyle cadının ki birleşmiş, canlanmış kanlanmış cadının bedeninde öyle bir büyüyle hayat bulmuş ki yaşamaya başlamış. Yavrumuz demişler. Çok sevmişler şükretmişler.
.
Gel zaman git zaman yüreğine dokunulan cadıya, yüreği dokunur, masaj yapar, öper koklar sarılır olmuş.
.
Doğduğu andan beri hiç durmaz her fırsatta yüz masajı, vucut masajı yapar bebek masajı uygularmış anne cadı yavrusuna. Yaparmış ki yavrusunun kaslarının hafızasında ağlamalar, gerilmeler yerine pamuk gibi hisler kalsın. Hiç düşünmemiş bir gün şu an gelsin.

İşte hayatın en güzel armağanı. Kendiliğinden olanı hep en güzel.

Birisi istemeden su geldimi önüne ‘o bardak cennetten gelmiş gibi, zemzem niyetine, şifadır de, susamadıysan da iç’ derler anadoluda. Aynı öyle, hiç aklımda yoktu ya cennetten gelmiş bu masaj bana.
.
Bahçede uzanmışız şeftalinin altına, keyfim beyde paşada yok. O pamuk eller dokundukça uçsun yüreğim, gelsin geri konsun göğsüme de bi daha uçsun.
Oh!
.
.
#yavrucadibuyuyor #annecadiningunlugu #surdurulebilirevlilik # #okulsuzegitim #unschooling

Dua: Emeklerin Huzura Varsın

Bu haftasonu çok güldük eğlendik. Çok çalıştık, çok yorulduk. Tam üç haftadır haftasonumuzu rehin alan bir projemiz vardı, bu hafta kabasını, inşaatını kes biç demir tahta ağır işini bitirdik, süsü püsü zevkli kısmı kaldı, şükür dedik, mola verdik. Kendimizi deniz kenarında buluverdik.

Bir de baktık ki deniz sezonunun resmi açılışını ilan ediyoruz. #cadinindogatakvimi denize gir günü nisanın ilk pazarıdır dedik, çok sevindik.

Yavrucadı bayıldı kumlara, ellemedik bıraktık kafasına göre takıldı. Kabuk topladı, taşların tadına baktı, kumu inceledi.. Suyla temasının sıkıntısız olmasına çook mutlu olduk. Çekinir mi, soğuk gelir mi kumu garipser mi derken yürüdü gitti kendi isteğiyle, sevindik 🙂 Doğduğundan beri her fırsatta denize girmesinin bunda etkisi olmalı muhakkak. Yosunlara epey ilgi gösterdi, bebek haliyle deniz kenarındaki durumuyla şu an arasındaki uçurumu hissettik, koca kız olmuş bile 🙂 halbuki sezon arası geçti sadece. Yaşlanıyoruz ツ

Su marmara ve karadenizde ağustosta girdiğimiz sudan daha sıcak. Mayıs son haftası takvimimiz nisan ilk haftasına kaydı, önden iki ay kardayız bile, daha nossun 🙂

image

Sahiller bomboş. İstanbulda olsaydık dedik, şu sahil şurda duruyorsa denize girmeseler mangal yaparlar yine dolu olurdu şurası, şu manzarayı izleyemezdik. İyi ki dedik, durup dönüp tesbih ettik, iyi ki vakti gelmiş, çok şükür nasibimizin gölgesi buraya düşmüş.

Şu noktaya gelebilmek, şartları olgunlaştırmak, yürü ya kulum yolun açık dediğinde bocalamamak için ne kadar çalıştık, nasıl emek verdik…

Çok şükür hiç biri boşa gitmiyor.

Çok sevdiğim bir duadır ‘Allah emeğini yağlı etsin’ derler iç egede, anadoluda.. Sana da ersin duam dünyalı dostum.

Bu da benim dün taa içimde hissettiğim hal

’emeklerin huzura varsın’

#maşallah
#annecadiningunlugu #surdurulebilirevlilik  #lunanindunyaturu #yavrucadibuyuyor #okulsuzegitim #unschooling

Balkon Bahçeciliği: Kendine Canlı Salata Kasesi Oluştur

Bu baharın maydanozları ele gelmeye başladı bile ♡

image

Bu karedeki benim canlı salata kasem 🙂 sevdiğim her ot var. bi öbek dereotu bi öbek maydanoz bir öbek tere roka marul semiz yoğurt otu ısırgan soğan sarımsak izlemeye bile doyamıyorum.

Hele öğünüme kondular mı değme keydime.

Evde bunu oluşturmak çok kolay. İki genişçe saksı iş görür.

Tam zamanı, hazırla saksıyı, (evde kullanılmayan plastik leğenler bile iş görür, dikkat drenaj deliği açmayı unutma) karıştır bolca sevdiklerinden sonra serp tohumları.

Güneş gören yere koy yağmur almıyorsa sula.

Oldu bitti.

Zamanı gelen çıkar. Sırayla yeşertirler saksıyı, biçri kçe yenisi gelir hem çoluk çocuk taze sağlıklı yer hem de pencerenin önü şenlenir dünyalı dostum.

Bi de bööle düşün 😉

#annecadiningunlugu #surdurulebilirevlilik #cadinindogatakvimi #cadininbahcesi #bahçe #bahçecilik #balkonbahçesi #herevebirbostan #bostan #maydanoz #yeşillik #salata #garden #gardening #fresh #healthy #parsley #herb #herbgarden #cadininbostani #yenilebilirotlar

Çocukla Bu İşlere Nasıl Yetişiyorsun?

Zebzenerin gücü adınaa :)) koçaan bende artıık!
Daha önce bahsettiğim süper koçanla tanışın. Haftasonunu yavru cadıyla oynayarak geçirdiler. Neler olmadı nelerr! Off of off.

-Çocukla toprak işlerini, dağ tepe gezmeleri nasıl yapıyorsun?
Özellikle feysbuk sayfasından mesajla ve blog üzerinden maille gelen soruların çoğu bu yönde. Bebek nasıl uyuyor, nasıl duruyor, senin enerjin zamanın nasıl yetiyor?

Tek sırrımız bu esasında, her şeyi birlikte yapıyoruz. Ben mısır ayıklıyorum o koçanıyla oynuyor ben boyuyorum o üfleyerek kurutuyor, ben bi ucundan tutuyorum o diğer ucu yakalıyor. Her zaman böyle aynı yöne ilerlemiyor tabi sürecimiz, bazen ben ekiyorum o söküyor, ben topluyorum o dağıtıyor, ben düzeltiyorum o tekrar bozuyor 🙂 bi daha ekiyorum bi daha topluyorum bi daha düzeltiyorum. Bu zaten olması beklenen olduğu için şaşırtmıyor. Birlikte yorulup birli kte dinleniyoruz. Birlikte gidip birlikte geliyoruz.

Ben mısırla uğraşırken ona som altın oyuncak versem ilgisini çekmeyecek biliyorum. Hem ne büyük haksızlık, ben mısırlarla oynayabiliyorsam o neden oynayamasın değil mi 🙂 Muhtemelen böyle düşünüyor olmalı, ben o an o mısırla oynuyorum ne ilginç o da hemen ellemeli oynamalı koklamalı tabi.

image

Bu karede gün batarken üstünüzdeki yuvalarına gelmiş kumrulara uzatıyor koçanı, konsunlar diye. Kuşlara dal oluveriyor bir anda mısır koçanı. Sonra köpeklere atıyor getirsinler diye. Bardaktan hayali bir şeyler yerken kaşık yapıyor, baget oluyor bir güzel davul çalıyor koçanla. Daha ne şekillere girdi iki gün boyunca bu süper koçan, koçanların çocuklara eşlik etmek gibi gizli güçleri varmış, haberiniz yok 🙂

İşin ince yanı biraz da ‘ayy iğrençç az önce yere düşürdün şimdi ağzına soktun mikrop, pis, kir, pııyy, ıyyk’ dememek konusunda kendimizle anlaşmak olabilir.

Serbest kalması önemli. Alanı yeterince güvenli hale getirdikten sonra biraz mikroplanmakta sakınca görmemeye önce biz alışmalıyız eğer çocukla bahçede iş yapacaksak.

Kırda bayırda da aynı şey geçerli. O kadar çok uyarana çocuğun kayıtsız kalmasını beklemek mucize olur zaten. Farkedecek dokunacak.. O toprak o ağza atılacak, kaçar yok 🙂 Ona zaman tanımak demek kendimize zaman tanımak demek aynı zamanda, bunun farkında olmak işleri kolaylaştırıyor.

Çocuklar aptal değil, kendilerini tehlikeye atacak şeyleri bile bile yapmıyorlar. Ne kadar denerlerse o kadar çabuk farkediyorlar, öğreniyorlar. Gözetmemiz ve bizşm tehlikelerin farkında olamamız çoğu zaman yeterli oluyor. Denemesine müsade etmek, yardım istediği anda onun için orada olduğumuzu bilmek onu kontrollü olarak ne yapmasını gerektiğini öğrenmeye kendiliğinden yöneltiyor zaten.

Kendisi öğrendiği bir şeyi kolay kolay unutmuyor ve yaptığı şeylerden keyif almaya başlıyor. Paralel olarak aynı ortamda birbirinize alan ve zaman yaratmış oluyorsunuz böylelikle.

Ev içinde de aynı şeyi yaşıyoruz biz. Herkes aynı ortamda bile olsa o an ne yapmak istiyorsa onu yapıyor, bu da işleri kolaylaştırıyor. Ama bazen özel anlar, günler, haftalar yaşıyoruz. Dokunmak, konuşmak sürekli oynamak istediğimiz. Bu noktada en sevdiğimiz yardımcımız wrap imiz. Bebeğimi giyip ev işi yapmak alışveriş yapmak bahçe işi yapmak beni de rahatlatıyor o anlarda, yavrucadıyı da.

Bunun da ötesinde iki ebeveynin birlikte hareket etmesi çok önemli. Birimiz çalışırken diğerimiz dinlenebiliyor. İhtiyaç varsa birimiz hiç bir iş yapmıyor ve sadece yavruyla ilgileniyor, diğeri listedeki işleri hallediyor. Sonra yer değişiyoruz ve böyle böyle işler ucu ucuna bile olsa yürüyor. Kimse ölesiye yprulsun tükensin istemiyoruz. Dinlenmek çalışmaktan ön planda bizde. Zevk almadığımız an işi n kalması pahasına işi olduğu gibi bırakabiliyoruz. Herkes hem fikir bu konuda. Dolayısıyla kimse hiç bir iş için kendini yiyip bitirmiyor. Ve kimse yaptığı şeyden nefret etmiyor, herkes zevk alarak işlemeye devam ediyor.

Ne iş yaparsak yapalım kendimizin, huzurumuzun önüne koymamaya dikkat ediyoruz.

Şöyle ki olduğu kadar, olmadığı kader.

#yavrucadibuyuyor #lunanindunyaturu #annecadiningunlugu #okulsuzegitim #unschooling #surdurulebilirevlilik

Taş Kalplinin Masalı

image

Geçenlerde taş boyarken kalp şeklinde bir taş kalakaldı avucumda. Öyle güzel, öyle hafif, sert olduğu kadar da yumuşacık, ısıtıverdi içimi.

Sanki tenime hikayesini fısıldarmış gibi taş kalbin masalını dinletti bana.

Eger duymaya hazır olanla karşılaşırsan sen de anlat dedi. Bu sabah içimden geldi güne bununla başlamak, belki orada bir yerlerde bunu duymaya ihtiyacı olan biri vardır, şifa olsun.

Uzuun uzun zaman önce diyarın birinde çok sevilen sayılan her mecliste hoş karşılanan tatlı sözü zevkle dinlenen birisi varmış. Ahali onu pek severmiş. Kimi n ihtiyacı olsa koşar kim anlatsa derdini dinlermiş. Huzuru yerinde keyfi bol gülümsemeyi seven biriymiş. Haline hep şükredermiş.

insanlık hali ya günlerden bir gün bir dert de gelmiş onun kapısına durmuş. Ne olduğu önemsiz ama canı çok yanmış. Tatlı sözün yerini suskunluk almış ama yüzünde hala tebessüm varmış. Tam gececek derken bir yeni üzüntü, gülümseyemez olmuş. Ahali bu haline çok üzülmüş, konuşturmayı da gülümsetmeyi de denemişler, nafile. Gittikçe asılmış suratı. Sesi hiç çıkmaz olmuş.

Sonra bir gün yaşlı bir bilgeye danışmış onu sevenler. Bilge gülümsemiş, insan halidir demiş bu normal. Acısı çıkmayıp yüreği serinlemedikçe rahat edemez. Kimi çok konuşur, kimi kızar, bağırır, kimi susar sır olur ama bu herkese olur. Acı üzüntü insanı hem değiştirir hem yoğurur. Ama demiş isterse ona bir yol gösteririm. Bana gönderin.

Yaşlı bilgeye göndermişler gülücüklerini özledikleri gülen gözlü insanı. Bilge uzun uzun anlatmış sonra da bir kutuyu avuçlarına bırakmış. Demiş bu kutuda bir taş var, büyüsü akıldan derin. Kalbini bu taşın oyuğuna yerleştirirsen soğur dinlenir ama o esnada hiç bir şey hissedemezsin, taş kesilirsin. Senin acını taş çeker. Ne kadar sürer bilmem ama o dönemde kontrol elinde olmazsa kalpsiz kalıp birilerini incitmemek için burada benimle kalmalısın. Sonra kalbin dinlenince yine yoluna devam eder sever güler eğlenir tatlı tatlı söyleşirsin. Kullanıp kullanmamak sana kalmış, ama iyi düşünüp karar vermelisin.

Gülen gözlü insan çok düşünmüş, sonra taşı kullanmaya karar vermiş. Taşın gediğine koymuş kalbini, üç yıl bilgenin hizmetinden hiç ayrılmamış, konuşmamış, ara sıra yoldan çıkacak olmuş bilge kılavuzluk etmiş. Sonunda kalbi soğumuş.

Ahali buna hep mucize gözüyle bakmış, sanki birden oluvermiş gibi. Kerameti taşa vermişler, adama taş kalpli demişler. Oysa taşın hiç bir efsunu yokmuş. O üç yıl insan neler, çekmiş nelerle sınanmış, bir bilge bir kendi bir Allah bilmiş. Kul bilmese de olur. Adı taş kalpli kalmış o zamanlardan bu zamanlara miras gelmiş belki de.

Yüreğimizde her birimizin dolanıp kaldığımız sarmallarınız var. Bazen biz de taş koynuna bırakıp gitmek istiyoruz yanan yüreğimizi. Kimimiz susuyor, kimimiz bağırıyor ama ortak yanımız, canımız çok yanıyor. İşte o zamanlarda kerametin taşta olmadığını, asıl güçlü olanın yüreğim olduğunu bana anımsatacak bir armağan bu masal, taş kalpten bana.

Taş kalpli insan yeniden gülmüş oynamış darısı bugün bu masalı duymaya ihtiyacı olan herkesin başına.

Kalplerimiz acıdıkça yaralanıyor, yaralandıkça kanıyor, kanadıkça kabuk bağlıyor ve belkide o kabuk kalınlaştıkça sertleşiyoruz gitgide.

Ara ara kabuğu kaldırıp hala içinde olduğumuzu hissetmeye ihtiyacımız var. Ara sıra sert kabuğuna denk geldiğimiz ama yumuşacık olduğunu bildiğimiz yüreklerin varlığımızı hissetmeye ihtiyaçları var. Belki artık kabuk atacaklardır da ondan korkuyorlardır, o son tatlı acıyı bir eli tutarak çekmek dilemişlerdir kim bilir.

Kabuk atma zamanı gelmiş o güzel kalbe sıcacık günaydın, bu masal da sana kabuk atma armağanıymış ben vesileymişim dünyalı dostum, günaydın.