Aşısız, İlaçsız, Doktorsuz Bebek 3 Yaşında

Aşısız, İlaçsız, Doktorsuz Bebek.. 3 Yaşında.

Özellikle ilk yıl sık sık bahsetmiştim pek çok yazıyla sürecimizden. İlginç bulanlar oldu, geri kafalılık diyenler oldu, ciddi hastalıklarla sonuçlacağı konusunda, çocuğumuzu bizden alacakları hususunda tehdit edenler, ah tam benim istediğimdi ama ben cesaret edemedim diyenler de.. Aynı eksende devam etti sürecimiz ve çok şükür üçüncü yılı da bitirdik, bugüne geldik (maşallah) Okumaya devam et “Aşısız, İlaçsız, Doktorsuz Bebek 3 Yaşında”

Aşı ile hukuki mücadele nasıl yapılmalı? (Ordu Cumhuriyet Savcısı Hüseyin Ayyayla)

Aşı ile hukuki mücadele nasıl yapılmalı?

Bu soru çok sık karşımıza gelen sorulardan bir tanesi.

Özellikle kafası karışık ve henüz tam karar verememiş aileler için çekinilen önemli bir konu hukuki süreç.

Bu süreçleri mesleki terimlerden ayıklayıp konuşan hukuk insanlarını bulmak zor. Dolayısıyla hiç bir zaman tam aydınlanmıyor gibi soru işaretleri.

Çok kıymetli bir toparlamaya rastladım Kurtlarla Koşan Kadının Aşı Güncesinde ve hiç kaçırmadan arşivimize eklemiş olalım istedim.

Ordu Cumhuriyet Savcısı Hüseyin Ayyayla’nın kalemine sağlık. İznini de almadan seslendirdim affına sığınarak çok önemli bulduğum için. Af buyurur umarım. Çünkü bazen okuyunca derlenip toparlanmıyor kafamızda bazı noktalar, illa ki duymamız, birinin anlatması gerekiyor. Ya da hadi ben okudum da eşime dostuma okutamıyorum diyenlerin elinde dinleteceği bir şeyler olması iyi olabiliyor. Dilerim faydası olsun. Aşağıda aşılar ile hukuki mücadele sürecini dinleyebileceğiniz kayıt mevcut. Sonuçta Başka Bir Annelik Mümkün 😉

Azıcık uzun, yoğun, biraz ağır belki bir çırpıda dinlemek için. Ama yavaş yavaş madde madde, dura dinleye sindire sindire işinize yarar umarım. Varsa tam da bunu merak ediyordum diyenler, umarım önce onların karşısına çıkıversin 😉

Dilerseniz burayı tıklayarak da Kurtlarla Koşan Kadının Aşı Güncesinin notunda metnin tamamına erişebilirsiniz.

Haklarımızın ne kadar farkında olursak o kadar sağlıklı bir ortam sunabiliriz çocuklarımıza.

Hem Kurtlarla Koşan Kadının Aşı Güncesi hem de Sevgili Hüseyin Ayyayla iyi ki paylaştınız, ulaştı bizlere ve biz de daha fazla anneye ulaşmasına vesile oluruz dilerim.

Sevgiyle,

Sağlıklı günlere.

Aşısız Bebek Vs İlk Virüsü

Aşısız, İlaçsız, Doktorsuz bebek…

Ben bunu henüz evli değilken ve hali hazırda hastanede çalışırken söylediğimde meslektaşlarım bile ciddiye almıyorlardı. Ütopik geliyordu. Mümkün olamazmış…

Evlendiğimizde de zaten ben halihazırda 10 yıllık anneydim. Hiç bir insan evladının erişemeyeceği zahmet sınırlarına ve çoğu insan evladının şükür ki yaşamadığı sağlık sorunlarına sahip bir yavrunun annesi hem de. Dolayısıyla hem meslek gereği hem de 11 yıllık tecrübeyle çoğu konuda doğurmuş pek çok kadından daha tecrübeli bir anneydim. Ama öyle olmuyor o iş, doğurana kadar hala ciddiye alınmıyorsunuz.

Learning is a hunger too.

“Bir hamile kal da görücem ben seni bakalım böyle düşünecek misin” le başlıyor kadının kadına zulmü. Hamilelik berbat, hamilelik kadının en zor dönemi sanki… Ve hamilelik bir anda hayata bakışın değişimi gibi anlatılıyor sanki ve her kadına olmak zorunda bu, yersen.

9 ay kustum ben 🙂 Onu saymazsak ne aşerdim, ne şişlik yaşadım son haftaya kadar (42.haftanın sonunda doğum gerçekleşti), ne ağlama nöbeti geçirdim (ne hamileyken ne de bebeğim doğduğunda ağlamadım hatta hala ağlamadım galiba duygulanıp hep güldüm şükür ki hep güldüm) ne sinirlilik yaşadım ne strese girdim. Doğurmadan hemen önce kustuğumu saymazsak hatta neredeyse yardımsız kalkamayacak kadar halsiz bırakan kusmaları rüya gibi bir hamilelik geçirdim. 8. haftada 1 kez kontrole gittik çok kusunca bebeği kontrol için ve ondan sonra hiç doktora bile gitmedik. Ultrasona da girmedik. Dolayısıyla “hamile olunca görücem ben seni”ler boşa çıktı 🙂

Belim sakattı. Omurgamda 3 çatlak. Doktor arkadaşlarım bile normal doğurursan sakat kalırsın 36-37. haftada sezaryen dediler (42. haftada normal doğum yaptık). Onlara kalsa 1,5 ay erken çekip koparmış olacaktık yavruyu. Kordon dolanması, son haftaya kadar ters duruş, mekonyumlu bebek vs onları saymıyorum. 5 gün sancı çektik. Sağlıkla doğduk. Yaptırmadık aşı falan, hatta doğduğu alandan bizsiz uzaklaştırmalarına müsade etmedik, kucağımda çıktım ayakta, ayık. Şahane 🙂 “Bebeği kucağına al da görücem seni ben” de boşa çıktı.

Aşısız, ilaçsız, doktorsuz bebek dedim. Güldüler. Yıllardır söylediğimi söyledim sadece ve alışık olduğum için göreceğiz mümkün mü dedim. Mümkünmüş. Aşısız, ilaçsız, doktorsuz 6 ayı tamamladık. Evet, tartılmadık bile hatta boyumuz bile hiç ölçülmedi. (ne ilgisiz ne saçma anne baba lanet olsun hep böylelerine verir çocuğu da işte!)

6. ayımızda ilk virüsümüzü kaptık. Yazın çok yaygın bir virüs. E biz de çok geziyoruz 🙂 HFMD geçirdik. El ayak ağız hastalığı. Hemen semptomları not ediyorum internette en ufak aramayla ulaşabileceğiniz:

Semptomlar:

  • Ateş
  • Baş ağrısı
  • Kusma
  • Halsizlik
  • Kırıklık
  • Kulak ağrısı
  • Boğaz ağrısı
  • Ağız burun veya yüzde ağrılı lezyonlar, ülserler, vezikül veya püstüller
  • Vücut döküntüleri; avuç içi, ayak tabanı, ağız içi ve bazen dudaklarda görülen daha sonra deri ülseri ve püstüllere dönüşebilen kızarıklıklar. Döküntü çocuklar için nadiren kaşıntılıdır ancak yetişkinler için son derece kaşıntılı olabilir.
  • Yaralar veya kabarcıklar küçük çocukların ve bebeklerin kalçalarında da mevcut olabilir.
  • İştah kaybı.
  • İshal

Ailecek virüsü kaptık. Bizdeki semptomlar sadece döküntüyle kaldı. Döküntüler inatla su tuttu kabardı falan ama bağışıklık sistemimiz şükür ki sağlammış sadece babasıyla bende halsizlik yaptı tek gece ve uykuyla geçti. Ve benim ağzımda inatçı bir kaç yara çıktı o kadar. Yavrunun döküntüden başka ne ateş ne iştahsızlık ve ishali olmadı. Yaşasın anne sütü!

Viral enfeksiyonların zaten çoğunun ilacı hatta tedavisi yok. Bol istirahat sıkı beslenme bolca sıvı alımı. Hep söylendiği gibi ilaçla 1 hafta dinlenerek 7 günde geçiyor 🙂

Bizim yavru da ilk virüsünü kaptı ama hasta edemedi virüs onu. Bu da “aşısız bebek her türlü hastalığa açık olmuyor önemli olan bağışıklık” tezimizi daha da güçlendirdi. Bunlar biz hasta olmayız veya hiç doktora gitmez hiç ilaç kullanmayız anlamına elbette gelmiyor. Ama luzum olmadıkça bunlara başvurmayacağız, hedefimiz inşallah en az 1 yaş. (1 yaş diyorum çünkü belki o ara bir uğrayıp kan testi yaptırabiliriz luzum görrsek zira hiç bir takviye kullanmıyoruz demir vitamin vb dolayısıyla belki eksiklik belirtisi görürsek depolara baktırabiliriz)

Hala doktora hiç gitmedik, hiç ilaç kullanmadık (vitamin fitil vs de dahil) ve aşısızız.

Maşallah demenizi rica ediyorum bu yazıdan hemen sonra hastanelik olmayalım. Bu yazıyı hastalığı geçirip atlattığımız günlerden ileri bir tarihte otomatik yayınlanmak üzere yazıyorum enerjiye inanan bir anne olarak. Tüm yavruların yolu temiz enerjilere çıksın. Kötü bakışlar evrenin ışığında bizlere ulaşamadan yok olsun. Aslında yazmama gerek bile yok çünkü enerjimi zamanımı harcamak bile gereksiz belki… Ama yazıyorum, yazıyoruz işte çünkü bir bebeğin bile belki hayatına bir damla güzellik dokunur mu bu vesileyle diye umut ediyoruz. Yazıyorum çünkü tüm bebekler hepimizin…

Yazıyorum çünkü anneler başka bir şeylerin mümkün olduğunu görsün en azından doktora yapılan “ilaç yaz” baskısıyla aileye yapılan “ilaç kullan” baskısı ortada makul bir yerlerde buluşsun da yavrular azıcık daha az zehirlensin diliyorum. Çünkü luzum halinde gerçekten hayat kurtarabilen ilaçlar önceden zamansız kullanıldıysa asıl işe yarayacakları zaman etkisiz kalıyorlar biliyorum.

Başkalarını değil çocuklarınızı dinleyin. Ben hastayım ve ilaca ihtiyacım var noktasına onlar gelene kadar siz çoktan ağzına zehir sokuşturur olmayın. Bedenlerini onlar tanır bırakın ateşle, ağrıyla, sızıyla baş etmek istiyorsa etsin sınıra kadar gözlemleyin.

Bir birey hasta olduğunu kabul edip hastayım diyene kadar tıbben de sağlıklı kabul edilir unutmayın 😉

Bebeğiniz ebeveynlik şablonunuz, sezgileriniz kılavuzunuz olsun dilerim.

Aşk ve ışıkla

Aşılar gerçekten gerekli mi? Güvenli mi? Zorunlu mu?

bebek-asi-takvimi

Aşısız ilaçsız ve doktorsuz bebek yetiştirme kararında olduğumuzu ve bunu şükür ki başarıyla devam ettirdiğimizi sık sık dile getiriyorum. Çok sayıda soru geliyor bununla ilgili lakin kimseyi yönlendirmek haddim değil. Yazmaktaki maksadım bunun mümkün olabileceğini herkesin bilmesini ve bu konu üzerine düşünmek gerektiğini herkesin görmesini dilemem.

Çok sık yazamıyorum (açıkçası yazmıyorum çünkü daha eğlenceli şeyler yapmakla meşgulüm yazın 🙂 deniz sezonu kamp sezonu balkonda meyve sebze sezonu toprak sezonu açılınca bir başka ben oluveriyorum, iyi ki!). Ama bu yazıyı paylaşmaya değer bulduğum için şuracığa iliştireceğim.
Uzun bir yazı ama her kelimesi değerli. Fırsatınız varsa hemen sindire sindire okuyun lütfen. Lakin zamanınız yoksa kopyalayın saklayın, arada sorular ve baskılar içinizi daraltırsa çıkarın sandıktan bi daha bi daha okuyun, okutun.
#baskabirannelikmumkun #aşılar #otizm #downsendromu #ilaçsektörü #sağlık #hastalık #bebek #annelik
————————————————————–

Prof. Dr. Alişan Yıldıran anne ve babaların kafalarını kurcalayan soruları cevaplandırıyor.

Değerli anne ve babalar,

Kafanızın karışık olması gayet tabiidir, çünkü konu zor ve geniş. Sorularınız net, cevap da net, kendinize hangi aşılar yapıldığını düşünün, bugün yapılması şart koşulan pek çok aşı size yapılmadı. Üstelik size yapılan aşılar ülkemizde üretilen aşılardı!…

***

SORU: Aşılamanın otizme sebep olduğuna dair bilimsel bir veri, deney, ispatlanmış araştırmalar var mı, yok mu? Otizme sebep açtığı öne sürülen aşılar dışındaki etkenler üzerine de yoğun ve güvenilir araştırmalar var mı?

CEVAP: Elbette var, aksini ileri süren çalışmalar da var. Burada dikkat edilmesi gereken nokta araştırmayı kimin, nasıl yapdığıdır. İlaç firmalarının yaptırdığı çalışmada aşı aleyhine bir sonuç çıkacağını beklemek, mantıklı değildir. Bu konuda aşağıdaki yazımızı okumanızı ve Türkçe altyazılı videoyu sonuna kadar seyretmenizi tavsiye ederim. Dr. Paul Offit nam-ı diğer Dr. Profit (Türkçesi paragöz) bu tartışmanın odak noktasındaki kişidir, lütfen vücud diline de dikkat edin (1).

Bu konudaki ana sorun şudur; otizm 1950’lerden önce bilinmeyen görülmeyen bir hastalık iken, bugün CDC’nin verilerine göre 1/68 oranında görülmekde ve genetik-epigenetik sebeplerle açıklanamamakda, çevresel etkenler içinde ise ancak 1960’larda yaygın olarak yapılmaya başlanan aşılar en önemli etken olarak karşımıza çıkmakdadır. Teşhis konulma sıklığının artması tamamen hikayedir, otizmli veya otizm spektrum hastalığı olan bir çocuğu tanımak çok kolaydır. Youtube’daki otistik çocuk videolarını seyretmeniz yeterli olacaktır (2).

***

SORU: Mutlaka yapılması gereken aşılar hangileri? Hangi aşı, neden zorunlu olmamalıdır?

CEVAP: Kuduz aşısı dışında hiç bir aşı mecburî (Compulsory, mandatory) değildir, pek çok gelişmiş ülkede aşılar sadece tavsiye (recommended) edilir. İkinci yazımda çocukluk çağı aşı takviminin nasıl olması gerekdiği konusundaki kanaatlerimi bulabilirsiniz (3, 4).

***

SORU: Uygulanması aile kararına bırakılabilecek aşılar olabilir mi?

CEVAP: Menenjit etkenleri bilhassa beş yaş altında grup A ve diğer streptokoklar, stafilokoklar, Hemofilus B ve neisseria olduğu için tek bir aşı ile hepsinden korunmak mümkün değildir, ülkemizde 2013 yılında ruhsat verilen ancak henüz takvime alınmamış N. Menigitidis bakterisine karşı korunma sağlayan bir aşı vardır. Ancak, bu hastalık çok nadir görülmekdedir, görüldüğü çocuklar da ekseriya kompleman eksikliği (bir primer immün yetmezlik) olan çocuklardır. Bunlarda hastalık menenjitden ziyade çok daha ağır bir tablo olan meningokoksemi şeklinde seyreder. Bu aşı immün yetmezliği olduğu bilinen çocuklarda hayat kurtarıcıdır, ancak sağlıklı çocuklarda gerekli değildir (5).

Pnömokok aşısı, konjuge (bir proteine bağlanmış) aşı olup, immün sistemin özelliğinden dolayı iki yaş altında hemen hiç koruyucu etki oluşturamaz. Ancak kompleman eksikliği ve splenektomili (dalağı çıkarılmış) iki yaş üstü kişilerde elzemdir (6).

Rotavirüs enfeksiyonu beş yaş altındaki ishallerin büyük bir kısmını teşkil etmekdedir, 2-3 milyon vakanın sadece 20-60 kadarı o da, uygun ve vaktinde tedavi verilmediği için kaybedilmekdedir. Anne sütü alan iki yaş altı bir çocukda bu enfeksiyonun görülme ihtimali çok düşükdür. Vahşi virüsle bir defa karşılaşdıkdan sonra, farklı suşlarla enfekte olsa bile çok hafif geçirmekdedir. Aşı ile edinilen bağışıklık da ise bu durum varid değildir. Aşı yan etkisinin en çok görüldüğü aşı budur. Bağırsak düğümlenmesi en sık görülen yan etkisi olup, en ciddî yan etkisi ise Kawasaki hastalığıdır. Benim son bir yılda rotavirüs aşısına bağlı dört vakam oldu, biri serebrovasküler olay olup çok ağır bir vaka idi, diğerleri bağırsak düğümlenmesi (intussusception) ve kronik kabızlık şeklinde idi (7).

***

SORU: Kızamık, çocuk felci, suçiçeği vs gibi hastalıklarla aşısız başa çıkmak mümkün mü? Tamamını ya da bir kısmını yaptırmayarak çocuklarımızı ciddi bir sağlık riskine maruz bırakıyor muyuz?

CEVAP: Tecrübeli bir çocuk hekimi olarak çocukluk çağı hastalıklarının lüzumundan fazla abartıldığı kanaatindeyim. Buna en iyi misal su çiçeğidir. Aşısı ülkemizde son bir kaç senedir uygulanmakda olan bu hastalığı ve hastalığı geçirip hayat boyu bağışıklık kazanması için suçiçeği partisi düzenlendiğini bilmeyen yokdur sanırım. Bu hastalığın en mühim komplikasyonu zatürrie ve ensefalit (beyin iltihabı) olup, çok çok nadir görülmekdedir. Görüldüğü kişilerde primer immün yetmezlik olduğu kesin gibidir. Bu hastalığın aşısı canlı virüs ihtiva ettiği için bu çocuklarda aşı da ölümcül olabilir (8).

Çocuk felci (Polio) ile ilgili olarak 1970’li yıllarda beri dünyada sadece aşıya bağlı (ağızdan verilen aşı canlı virüs ihtiva eder) polio ve nonflask paralizi vakaları görülmekdedir. Arama motorlarında ve pubmedde vaccine-induced polio kelimeleri ile taramanız yeterlidir. Bu konuda Dr. Suzanne Humprey’in çarpıcı videosunu seyretmenizi tavsiye ederim. Bu aşı ile ilgili Cutter ve Leicester olaylarını da hatırlatmak isterim. Ama en önemli sorun kanser virüsleri ile kontamine olmasıdır. Kısa süre önce Bill Gates’in Hindistan’da yol açdığı faciayı da mutlaka okumalısınız (9, 10, 11, 12).

***

SORU: Aşıların yan etkilerinden endişe etmeli miyiz?

CEVAP: Şu anda var olan hiç bir aşı yüzde yüz etkili ve güvenli değildir, her aşı bir immünolojik deneydir, tabii olmayan bir immün cevap oluşturduğu için kısa veya uzun, çok uzun vadeli yan etkiler oluşturabilir. İmmünoloji-allerji bilim dalının gelişmesini sağlayan, allerji ve anafilaksi gibi son derece önemli olguları literatüre kazandıran olgu aşılardır. Aşılardan önce böyle olaylar yokdu. Bu sebeple anafilaksiden ölen her insan aslında aşı kurbanıdır. Güncel aşılar immün sistemin aşırı uyarılması ve destabilizasyonuna ve böylece otoimmün hastalıklara yol açmakdadır (13, 14, 15).

***

SORU: Aşılara koruyucu olarak konan ama sonra bazı aşılardan çıkarılan Timeresol ve alüminyum zararlı mıdır veya ne kadarı zararlıdır?

CEVAP: Civa bileşikleri hakkında, moleküler biyokimyacı Dr Boyd’un verdiği bilgiler kâfidir sanırım. Alüminyum konusunda ise bence en çok ve etkili araştırmaları yapmış olan toksikolog Dr. Tomlejenovic’e kulak vermeliyiz (16).

***

SORU: “Aşı yaptırmayan aile, toplumdaki salgın, bulaşıcılık riskini tetikler” iddiası doğru mudur?

CEVAP: Bu kavram aşıları zorla yaptırmak isteyenlerin sıkça kullandığı ama epidemiyolojisini bilmedikleri toplumsal bağışıklık (herd immunity)dir. Tabii bir enfeksiyon ile daha düşük (%67) oranlarda enfeksiyon geçirmeyen kişilerin hastalığı daha hafif geçirmesine yol açmakdadır. Aynı etki aşı ile ancak %95 oranında temin edilebilmekdedir. Yukarda izah ettiğim gibi, çocukluk çağı hastalıklarında ve salgın olmayan durumlarda bu kavrama dayanarak zorla aşı yapmak etik değildir kanaâtindeyim. Bu durum tam da bugünlerde ABD’de çok önemli tartışmalara yol açmış durumda.

Aşı üreticilerinin ısrarla gündeme getirmekden kaçındıkları vaccine virus shedding (aşının ihtiva ettiği virüsü aşı olan çocuğun etrafa saçması, örnek oral polio aşısı) çok daha tehlikeli olduğu kanaatindeyim (17, 18, 19).

***

SORU: Bizde de zorunlu aşıların sayısı gittikçe artıyor. Bu artışın nedeni nedir?

CEVAP: Bu konuyu gündeme getirmemizin sebebi de bu zaten. Aşılar sihirli değnek değildir. Yerinde, lüzumu halinde ve yan etkileri göz önünde bulundurularak kullanılması gereken bir tıbbî enstrümandır. Kısaca attığınız taş, ürküttüğünüz kurbağaya değmelidir (20).

***
Peki netice olarak bir aile nasıl karar verecek, meselenin iki ucu da can sıkıcı görünüyor…

Bu noktada sorulması gereken sorular şunlardır;

1. Neden 1990’lara kadar olduğu gibi, kendi aşımızı üretemiyoruz?

2. Neden ülkemizde 1990’lara kadar pek görülmeyen alerjiler artık bu kadar sık görülüyor?

3. Aşıların stratejik ürünler olduğunu, silah olarak kullanılabileceğini biliyor musunuz?

4. Aşı bilim kurulu neden 1/3 oranında ticarî firma temsilcileri ihtiva ediyor?

5. Her yıl 1.300.000 bebeğin doğduğu ülkemizde, her birine 46 doz aşının yapıldığı bir abonelik sistemi ne kadarlık bir ticarî pazar oluşturur, bunlar başka sağlık sorunlarına yol açarsa bu sektörün büyüklüğünü fehmedebilir misiniz?

Kaynaklar

1. http://www.memurlar.net/haber/484489/

2. https://www.youtube.com/watch?v=zQR3qLSq55w

3. https://www.youtube.com/watch?v=zQR3qLSq55w

4. http://lilliputian.me/2014/08/prof-dr-alisan-yildiranin-asilar-ve-bagisiklanma-ile-ilgili-tabu-yikan-bildirimleri/

5. http://ahmetrasimkucukusta.com/2015/06/25/misafir-yazar/cocukluk-cagi-asi-takvimi-iki-yastan-sonraya-cekilmelidir/

6. http://emedicine.medscape.com/article/221473-overview#a5

7. http://www.who.int/immunization/documents/Elsevier_Vaccine_immunology.pdf

8.http://emedicine.medscape.com/article/803885-overview#a6

9. http://emedicine.medscape.com/article/969773-overview#a6

10. https://www.youtube.com/watch?v=Twch-T-n8Ns

11. https://personel.omu.edu.tr/docs/ders_dokumanlari/5099_40253_534.pdf

12. http://www.naturalnews.com/032854_sv40_polio_vaccines.html

13. http://www.globalresearch.ca/bill-gates-faces-trial-in-india-for-illegally-testing-tribal-children-with-vaccines/5407864

14. http://ahmetrasimkucukusta.com/2015/05/22/misafir-yazar/asilar-yuzde-yuz-etkili-ve-guvenli-degildir-2/

15. http://www.who.int/immunization/documents/Elsevier_Vaccine_immunology.pdf

16. http://www.ncbi.nlm.nih.gov/pubmed/20708902

17. http://www.ncbi.nlm.nih.gov/pubmed/25428645

18. https://en.wikipedia.org/wiki/Herd_immunity

19. https://personel.omu.edu.tr/docs/ders_dokumanlari/5099_40253_534.pdf

20. http://www.globalresearch.ca/californias-mandatory-vaccinations-bill-sb-277-lobbyists-calling-the-shots-community-outpour-ignored/5444576

21. http://ahmetrasimkucukusta.com/2015/04/23/misafir-yazar/sihirli-degnek-asi-efsanesi/

şurada tam metin bulunmakta

Neden aşısız bebek? Gerekçelerimi sıraladım ve bakanlığa sordum, "böle diyolla doğru mudur?

Aşısız bebek fikrini benimsemiş aile pek yok gibi gelir şimdi sana dünyalı dostum ama hatrı sayılır sayıda aşısız hayatı benimsemiş aile var dünyada. Sonuçta eğer kendini henüz anlatamayan bir canlının hayatına dair taşıdığı riskleri bildiğin bir uygulama yapıyorlarsa ona, endişe etmek de hakkın bence.

İşte biz de aşısız bebek fikrini benimsediğimizi ve bebeğimizi buna göre büyütmeye çalışacağımızı açıkladığımızda yakınlarımızın bir kısmına bu fikir cazip geldi bir kısmı aşısız bebek mi olurmuş dedi ve kalan kısım da sessizce takip edip izlemeyi tercih ediyor yakın markajdayız sanırım 🙂 Bu konuyla ilgili merakı olan herkes kendisi araştırsın yüzlerce yazı var yazılmış ben de onları tekrar etmek niyetinde değilim. Ben seninle bu yazıda bakanlık ve il müdürlüğüne yazdığım bilgi edinme dilekçesini paylaşacağım. Hem kendi endişelerimi sıraladım hem de sordum bu endişelerde haklı mıyım? Dilekçem aşağıdadır, yanıt bekliyorum. Dilersen sen de dilekçe metnini çeşitli ekleme ve çıkartmalarla kullanabilir BİMER üzerinden veya elden kendi endişelerini müdürlüklerle paylaşıp sorularına yanıt arayabilirsin dünyalı dostum <3

***********************************************************************

8/2/15 tarihinde normal vajinal doğumla canlı sağlıklı bir kız bebek dünyaya getirdim. Kızımın  yasal vekili eğitim, sağlık, barınma vb ihtiyaçlarının giderilmesinden sorumlu kişi olarak sağlığını korumak adına haklı gerekçelerle bebeğime aşı uygulaması yapılmasını sağlığı açısından tehlikeli buluyorum. Bu gerekçelere aşıların içerisinde ağır metaller bulunması, MS- Otizm gibi hastalıkların aşılarla bağlantısının olduğunu belirten çalışmaların varlığı, Otizmli aileler aşılar konusunda haklı bulup aşılarla otizm bağlantısını onaylayarak  sonuçlanan emsal davaların çoğalması, alerjiler-gıda intoleransı gibi rahatsızlıkların aşılar tarafından tetiklendiğinin ortaya koyulması, aşı karşıtı endokrinolog profesörlerin bulunması ve yaptıkları bilimsel açıklamaların aşının hiç masum bir şey olmadığını kanıtlar nitelik taşıması örnek verilebilir.

– Aşılar ağır metal içerir mi? İçeriyorsa bunların insan sağlığı açısından zararları nelerdir?

– Aşılarla MS Otizm gibi hastalıkların bağlantısı olmadığını kanıtlayan bilimsel çalışmalar var mı?

– Bebeklerin tamamı Hepatit açısından doğar doğmaz ağır risk altında mıdır? Henüz dünyayla yeni tanışmış bir bebeğin vucuduna doğduğu anda virüsler enjekte edilmesinin bilimsel gerekçesi nedir?  Üstelik deri bütünlüğünü bozup acı ile travmatize ederek bunun yapılmasının bebek açısından fizyolojik, psikolojik ve sosyal sonuçları araştırılmış mıdır?

– Aşıların koruyuculuklarının zaman kısıtlılıkları doğru mudur? Hayatının ilk yıllarını zaten kısıtlı alanda geçiren riskli ortamlarda bulunmayan insan bebeklerine hangi bilimsel dayanaklarla onlarca doz aşı yapılmaktadır?

– Çeşitli Avrupa ülkelerinde şırınganın içindeki BPAnın aşıyla vücuda geçmesi bile zararlı bulunup aşılama programları durdurulmaktadır. Bizim ülkemizde kullanılan şırınga hangi markadır? Gerekli güvenlik testleri yapılmış mıdır?

– İlk 2 yıl bebeklerin kan beyin bariyerleri tam olarak gelişmediğinden ilaç ve aşıların direk beyne etki etmeleri söz konusu olabilir. Bu da çeşitli hasarlara yol açabilir. Yapılan aşılama uygulamalarında bunun için aldığınız bir önlem (bunun olmayacağının garantisi) var mıdır?

– Anne sütü alan bebekleri süt pek çok yönden bağışıklamaktadır. Vucut bu bağışıklıkla hayata tutunmaya adapte olmaya çalışırken yapılan aşıların ateş vb komplikasyonları bağışıklık sistemini düşürmekte ve çocuklar daha sık hastalanıp daha geç iyileşmektedir. Bu çocukların düşen hayat kalitesini yükseltmek için ne gibi önlemler almaktasınız?

– Aşılama çalışmaları yıllardır devam eden hastalıklar dahi tamamen eradike edilememektedir çünkü hastalıklar farklı çeşitlerde virüsler tarafından meydana gelebilir veya aynı virüs kendini yenileyebilir. Bu noktada aşılanma tamamen fuzuli olacağı gibi bir de vucuda kimyasallar virüs ve ağır metaller sokulmuş olacaktır. Bunun olmayacağının garantisini veren aşı firmaları var mıdır?

– Bebeklere zorla aşı uygulaması yapılması yasal mıdır? Aile bunun sağlığı tehlikeye attığını biliyor ve bu sebeple uygulama yapılmasını bebekleri adına kabul etmiyorsa aile bununla suçlanabilir mi?

Yukarıdaki sorularıma  4982 sayılı bilgi  edinme hakkı kanunu çerçevesinde yasal süresi içerisinde yanıt vermenizi saygılarımla arz ederim.

T.C Vatandaşı

Yasemin Aksoy
TC kimlik no: ***********

SAĞLIK SİSTEMİ ÖLMÜŞ! Anne olarak içim kan ağlıyor, Hemşire olarak utançtan ölebilirim!

Sağlık-SistemiBir anne olarak çookk üzgün kırgın ve kızgınım şuan! İçimdeki hisler anlatılamaz hala aklıma geldikçe sinirden gözlerim yaşarıyor az sonra yazacaklarım sebebiyle. Ve bir hemşire olarak, bir “sağlıkçı” olarak gerçekten utançtan yer yarılsa da içine girsem ben! Bu kızgınlıkla elime geçse bu şekilde davranan bütün sağlıkçıları öldürebilirim gibi hissederken bir yandan da kendimi telkin ediyor içimde eşimin sesi “sakiin ooll sakiin oll! sistemi sen düzeltemezsin, çocuğun sütü kesilecek, sakin ooll”.

Evet dünyalı dostum az önce taze taze yaşadığımız skandal niteliğinde iç kanırtan olayı paylaşacağım seninle. Hani bak birinin başına gelmiş bu desem anlatsam bana dersin belki aman canım abartmışlardır ama yok inan az önce bizzat biz yaşadık bunu. Hani yalnız olsam dersin ki abartıyorsun ama bil kocamda yanımdaydı ve ikimizde hala bu ülkede hiç mi “insan” kalmadı onu düşünüyoruz 🙁

Sonerin telefonuna bir mesaj gelmiş (numara aramış tanımadığı numarayı açmayınca bu mesajı almış). “sağlık ocağından arıyorum bebeğin topuk kanı değerleri yüksek çıkmış mutlaka sağlık ocağına gelmeniz gerek” Biliyoruz ya sistemi Soner direk anlamış “sadece gidelim diye yalan söylüyor” dedi bana mesajı gösterirken. Ben mesajı görür görmez içime bir kurt düştü göğsüm tutuştu. Mesajda bahsedilen testler metabolik tarama testleri ve benim hayatımda bir bebeğin başına gelmesinden en çok korktuğum şeylerden birini fenilketonüriyi de tarıyor. Hem hastanede çalışırken hem genetik okurken önüme her geldiğinde içimi cız ettiren kelime bu fenilketonüri. Ya oysa dedi ya zihnim sabahı zor ettim. Sonerden sabah gidip test sonuçlarını almasını rica ettim sağolsun gitti. Demiş ki hemşire “bize sonuç gelmez elimde size gösterebileceği sonuç yok” peki dedim Sonere sordun mu yüksek olan neymiş? “evet sordum bilmiyormuş ama bizi endokrine sevk edecekmiş bizim doğum yaptığımız hastaneden arayıp sonuçları yüksek demişler” dedi.

NASIL YANİ?

Sonuçları almamış ne yüksek bilmiyor ama bizi endokirine sevk edecek??? Doğrumu anladım dedim tekrarladım evet dedi aynen böyle söylemiş hemşire. E iyi de topuk kanı hastanede alınıyor ama bakanlığa gidiyor sonuçları hastane bilmez ki dedim Sonere “Bilmem karıcık ben hemşire böyle söylüyor işte” dedi. İçimde fırtınalar kopmaya başladı! ben bir dizi soru sıraladım galiba biraz da sinirlendim “Karıcım nolur sen konuş telefonda hemşireyle” dedi yok dedim telefonda da bana bunları söylerse kalbini kırarım! Böyle iş mi olur?! Geldi apar topar hazırlandık minik  cadıyı da kaptık hemen tekrar gittik hemşireyi bulduk. Tekrar topuk kanı alıp onun sonucunu beklememizi istiyor! Şaka mı bu? Sen bizi ateşe ver “test sonuçları güvenilir değil tekrar almak gerek” demek yerine durum acil sonuçlar yüksek de mümkün mü tekrar topuk kanı falan?! Hemen endokrinoloji tetkiklerinin yapılmasını istedim topuk kanı reddini şuna benzer bir notla imzaladım “ilgili hemşire hanımın bize sonuçlarınız pozitif durum acil demesi sebebiyle topuk kanı yerine sevk alıp endokrinolojik tetkiklerin yapılmasını istediğimiz için” tekrar topuk kanı alınmasını istemiyoruz. Hemşireden acilen sevk kağıtlarını düzenlemesini istedik. Hemşire kağıda düştüğüm notu görünce “ben eşinizi sabah bilgilendirdim yanlış anlamış yüksek ama tekrar topuk kanı alsak iyi olur dedim” diye hafiften azarladı beni 🙂 Ya sabır! dedim yutkundum sakince “2aylık bebekten topuk kanı mı alınır sonuç güvenilir olmaz ki” dedim cevabı “öyle de olsa sağlık bakanlığı böyle yapmamızı istiyor o yüzden imza aldım” dedi. Şaka yapıyor olmalısın!

DOKTORUN YÜZÜNÜ BİLE GÖRMEDİK!

Doktorun yüzünü bile görmeden imzalı kaşeli sevk kağıdı önümüze geldi. Doktor merak bile etmemiş anlaşılan böyle bir bebek var mı yok mu buraya geldi mi bu sevk kime isteniyor?! Neyse elimize kağıdı verdi “sonuçlarınız çok yüksek olduğu için sağlık bakanlığı dosyanızı kapatmaz gideceğiniz hastane sağlık bakanlığıyla test sonucu paylaşmıyor dosyayı kapatmak için muhakkak bize sonucu bildirin” dedi. Peki dedik teşekkür ettik çıktık. Arabaya bindiğimizde kağıtları okurken üzerinde test sonuçlarının vs hiç bir şeyin yazılmadığını fark ettik. Hemen geri dönüp dedik ki hemşire hanım bu kağıtta ki boşluklar hala boş! Test sonuçlarını neyin ne kadar yüksek çıktığını yazmamışsınız. “Ya ama işte onu biz de bilmiyoruz” Nasıl yaa?!!!

Ben sonuçları öğrenmek için biraz daha ısrar ettim ve hemşire benim kimlik numaramı falan aldı, sağlık bakanlığıyla bir telefon görüşmesi yapmak üzere bir odaya 3-5 dakika (yalan olmasın ama kısa sürmedi) kapandı. Çıktığında yaptığı açıklama şuydu

“Ya aslında şöyle olmuş, sizin kanınıza bakılmamış bebeğin doğduğu gün alındığı için, size ait sonuç yok. Şimdi isterseniz topuk kanı alalım ama troit hormonlarına falan da baktırın”

Eşim de ben de şok olduk! E arkadaş mesajı sen atmadın mı? Sabahtan beri bize sonuçlar yüksek yok şu test yapılsın yok bu kan alınsın diyen sen değil misin? “Yani şimdi bizim çocuğumuzun doğuştan metabolik bir sorununun olduğuna dair bir bulgu yok elinizde yüksek sonuç falan yok?” diye üzerine basa basa sordum “yok yok merak etmeyin” deyip bir anda ortadan yok oldu hemşire. Biz elimizde doktorun imzalı kaşeli metabolik hastalık şüphesi belirten sevk kağıdıyla kalakaldık.

Sonra ben eve gelince hastaneden bize verilen topuk kanı test kağıdının bilgilendirme nüshasına baktım tarih doğduğu gün mü diye hayır bir sonraki gün! Güler misin ağlar mısın! Hemşirenin her söylediği yalan! Derdi sadece bizden bir kez daha kan almak kan alamazsa imza almakmış meğer! O imzayla alacağı Üç kuruş prim için bizim yüreğimize ateş düşürdü! Kendi Allahına havale ettim ama şeytanından bula!dememek için kendimi zor tutuyorum çünkü kaç minik bebek daha ağlatıldı kaç aile daha korkutuldu, böyle düşündükçe içim yanıyor!

Elimizdeki kağıt TSH için verilmiş bir hekim arkadaşımla görüştüm hipotroidi olsa şüpheleri, sonuç verirlerdi ama o size yalan söylemiş dedi. İçim rahat değil testleri yaptırayım mı diye sordum tiroit hormonları için biraz daha bekle hırpalatma yavrucağı zaten hipotroidi belirti veren bir şey şimdiye kadar şüphen de olmamış eğer belirti görürsen hemen hormon testlerini yaptırırsın dedi.

Az sonra hastaneye ve sağlık bakanlığına dilekçe yazıp sonucumuz var mı yok mu bizden aldıkları kanlar ne olmuş soracağım. Eğer bir de temiz çıkmış sonuçlarınız cevabını da alırsam hemşire!!! işte o zaman seni ifşa etmemek için hiç bir sebebim kalmaz! Bunu her gün kim bilir kaç masuma yapıyorsunuz sen ve senin gibiler!!!

Bunları anlatıyorum ki eğer sana da yaparlarsa bunu lütfen uyanık ol ve her imzaladığın yere not düş, her söyleneni yazılı iste, işte o zaman kendi yalanları kendi ayaklarına dolanıyor!

Şimdi içimde o testleri yaptırmadan hep bir şüphe olacak %90 sorun olmadığına inansa da yüreğim o şüphe içimden kaybolmayacak hatta testler sorunsuz da çıksa her belirti gördüğümde yüreğim hoplayacak benim! İnsanların en hassas noktalarıyla böyle oyun oynamaya da utanmıyorlar!

Allah kimseyi sağlık sistemine düşürmesin! Ne çalışan olarak ne hasta olarak!!!

EKLEME 1:

Bağzı sağlıkçı arkadaşlar ve yakınları ve kraldan çok kralcı aileler saldırıp imzayla kan almayla paranın ne alakası var saçmalık diye tutturdukları için ve hemşirenin “iyi niyetini” savundukları için aradım buldum size buyrunuz performans ve ödeme nasıl ilişkili o imzalar ne işe yarıyor sağlık bakanlığının kendi resmi yazısı linkte 😉 Tıklayın okuyun!
http://www.ankarahalksagligi.gov.tr/belge/1-1063/perfromans-itiraz-usul-ve-esaslari.html

EKLEME 2:

Bu yazıdan sonra yapılan yorumlardan bazıları aşağıda.. Ne çok ailenin yüreğini yok yere hoplatmışlar 🙁

1 2 3 4 5 6