Doğa Stajı Devam Ediyor! Dönüşüm ve Özgürleşme Dersi Alıyorum

Benim itiraz edebileceğim, beni dinleyecek ve anlamadığım noktada dönüp tekrarr tekrar sorabileceğim bir öğreticim olmalı. Benimle birlikte o öğrenim sürecini yaşamalı o da ve beni öğrenmeli, süreçlerimi kavramalı, yaşadıklarımı anlamaya çalışmalı.

Var öyle güzel insanlar da elbet ama hepsinin benimle ilgilenecek vakti yok. Hal böyle olunca ben de kucağı açık, gönlü bol, sırt sıvazlamayı da hoopp dur bakalım demeyi de en dozunda bilen hocaya yalvardım yıllardır, al beni de yanına! Sonunda dileğim kabul oldu, doğada staja başladım.


Ders saati yaşamın her anı elbet, etkileşimli öğreniyoruz. Fakat birbirimize özel zamanlar da var. O zamanlarda kendimi atıveriyorum kollarına. Öğrenmek güzel, çünkü o an ne öğrenmek istiyorsam, onu anlatıyor bana. Neyin tadına bakmak istiyorsam onu sunuyor. Eğitimin böyleyken daha etkili ve kalıcı olduğuna inanıyorum, hele de kazanılmaya çalışılan yaşam becerisiyse!

Yavaş yavaş tanıyor adım adım öğreniyorum. Birden olmayacak, bir dünya dolusu bilgi sonuçta ama en ufağını anlamak, hayata geçirmek içine yerleştirmek kocaman umut ışığı. Ben öğreniyor ve öğrendiklerimi de mümkün mertebe aktarıyorum. Paylaşıyorum ki üzerine koymak isteyen koysun, birileri de bir şeyler daha katsın.

Şu zamanlar yenilebilir yeşillikler üzerine çalışıyoruz. Doğaya göre bir kaç bana göre pek çok tanesini şeklen tanıdım, ismen bildim. Toplama yöntemlerini öğrendim. Topladığımda nasıl saklarım, saklamayacaklarımı nasıl tüketime hazırlarım bunlar konusunda meraklıyım. Köyüm bile olmadı oysa şehire doğup şehire büyüdüm ama nasılsa toprak çekiyor işte 🙂

Mimoza, ısırgan otu, leylek gagası, arapsaçı rezene, ebegümeci, melisa, yabani zeytin, radika, turp otu, biberiye, ıhlamur şimdilik tanıyıp, dokunup, koklayıp, tadıp kökü henüz topraktayken görüşüp tanıştıklarımdan.

Bu staj esnasında doğanın kulağıma fısıldadığı ilk şey “kendini kollarıma bıraktığın ve beni olduğum gibi kabullenip saygı duyduğun sürece seni aç bırakmam, bana güven” oldu. Gezip dolaşıp, toprağa yeşile dokunup aynı zamanda açık büfe bir yeşillik sofrasından gözünüze hoş geleni gönlünüzün çektiğini seriveriyor önünüze.

Sonra şunu söyledi bana “eğer ulaşmak istediğin bir nokta varsa benim oraya nasıl ulaştığımı izlemeli, düşünmeli, ayak izlerimi takip etmeli ve o şekilde ulaşmalısın”. Önce bunu duyumsamak zor olabiliyor. Anlaşılması ve kabul edilmesi de zor hatta “insan” için! “Sen kimsin ki ben seni izleyip dinleyeceğim doğa heyyt ulen” diyebilir egocuklar. Ama ne demek istediğini anladığınızda hayatın bir sanat olduğunu ve ustasının doğa olduğunu farkediyorsunuz. Onu izler, dinler, yolundan giderseniz ÇIRAĞI OLURSANIZ yani, sizi öyle bir yoğurmaya başlıyor ki bambaşka bir dünyanın kapıları aralanıyor, ağzınız açık bakakalıyorsunuz.

Evimizdeki Şifacı: Kombucha Mantarı

Biz insanoğlu bazen kendimizi mucizevi sanarız. Düşünebilen, üretebilen, doğanın sırlarını çözebilen akıllı yaratıklar olduğumuzu zannederiz. Hatta bazen dünyanın etrafımızda döndüğü, küçük dağları yarattığımız hissine kapılırız.

Şimdi size sümüksü bir şey var oolum ama inanmazsın kendini bakteri saldırılarından, enfeksiyonlardan ve çevresindeki kirlenmelerden korumayı biliyor. Bozulmuyor, çok çok enfekte etmediğiniz sürece kendisini koruyor. Üstelik harika bir şekilde içerisinde bulunduğu solüsyonu pek çok hastalığa karşı koruyucu ilaç haline getiriyor… Ne dersiniz bana?

Var böyle bir şey. Minik bir şifacı evlat edindik biz geçenlerde. Çanakkaleden hediye geldi bize elbette paylaşım ekonomisi sayesinde! Yumuş yumuş vıcıklı kımıllı bir yapıda Kombucha Mantarı epey zaman oldu, hatta içtik içtik yavruladı yavruladıı.. Dokunduğunuzda jelimsi bir hali olduğunu hissediyorsunuz. Gözünüzde jelimsi bir sünger canlandırın diyebiliyorum anlatabilmek için 🙂


Ben çok zor ikna olan biriyim ve öyle her ilacı her hastalıkta kullanmam. Hatta sağlıkçı olmama rağmen çok çok zorda kalmadıkça ilaç kullanmam. Belimdeki çatlaklar esnasında çektiğim acılar için dahi tek ağrı kesici içmeye ikna edemedi eşim, o kadar mendeburum. İlaçsızlık halini araştırdığım günler yine bir rahatsızlık sonrası kombucha ile tanıştım. Tereddütte kaldım. satılanları varmış baktım güvenemedim. İki üç gün sonra arkadaşlarımız Kombuchalarını paylaştı. (mucizeli şeyler bunlar yes!) Çanakkalelerden sonsuz pakete kondu kucağıma düştü bu çocuk. Mayalandı, görevini tamamladı hatta bir de yavrulamasın mı üstüne 🙂 Genç bir bebeğimiz var şimdi iki kavanoz mayalıyoruz.

Ülkemizde var mı çayının ticareti bilemiyorum ama dünyada şişelenip satıldığına dair dökümanlara rastladım. Şifası kaçınılmaz. Bir kaç mantarınız olduğunda ortalama 8-15 günde 2şer litreden hesap etsek o aradaki zamanın soğuk içeceğini çıkartmış oluyorsunuz zaten. Aromalandırılmasına dair dökümanlar buldum 🙂 yaza şeftalili soğuk çay ihtiyacımızı başarabilirsem kombucha ile gidermeyi ve daha sağlıklı bir hayata bir adım daha yaklaşmayı planlıyorum.

Vikipedia tanımıyla ilaç olarak kullanılan fermente edilmiş çay; kombu çayı. Kombucha mantarının içerisinde yaşadığı çay ve şeker içeren sıvının fermente olup içerisindeki şekerin yıkımıyla çaya glükuronik-asit, laktik-asit, vitaminler, amino asitler, antibiyotik maddeler salınır. Yani çay tam bir ilaca dönüşür. Evet kaynaklara göre kombu çayı tam bir antik ilaçtır.

Çayın içerisindeki bu mini şifa fabrikasının elinden gelen işlerin bazıları literatürde şöyle yer alıyor:

Bacinskaja (1914) içeceğin mide-bağırsak faaliyeti için etkili olduğunun farkına varmıştır. Yazar her öğünden sonra küçük bir bardak içilmesini ve yavaş yavaş bu miktarın arttırılmasını önermiştir. Profesör S. Bazarewski “Riga’daki Doğa Araştırmacıları Derneği için Yazışmalar” ‘da bir rapor yayınlamıştır (1915) ve Livland ve Kurland’ın Baltık Rusya bölgesindeki Latviyalı nüfus arasında “Brinum-Ssene” adlı bir halk ilacı bulunduğunu bildirmiştir. Bunu kelimesi kelimesine tercüme ettiğimizde, bu kelime “Harika-Mantar” anlamına gelir. Bazarewski’ye göre, Latviyalılar bu mantara “pek çok hastalık için harika iyileştirici güç” demektedirler. Bazarewski’nin konuştuğu bazı insanlar bunun baş ağrılarına iyi geldiğinde ısrar etmişlerdir fakat diğerleri “bu mantarın” bütün hastalıklara iyi geldiğini söylemişlerdir.

Kabızlığa İyi Gelmektedir Prof. B. Lindner (1917-1918) bu ilacın çoğunlukla bağırsak faaliyetlerini düzenleyici olarak kullanıldığını bildirmiştir. Hemoroitler (basur) de tedavi edilmiştir.

 Dr. Madaus “Biyolojik Tedavi Sanatları” kitabında (1927), mantarın ve onun metabolik ürünlerinin hücre duvarlarının tekrar oluşmasında mükemmel bir etkisinin olduğunu, bu nedenle de, arterioskleroz için mükemmel bir ilaç olduğunu bildirmiştir.

İnsanın Genel Durumunun İyileştirilmesi H. Waldeck (1927) 1. Dünya Savaşı sırasında, 1915 yılında, Rusya-Polonya’da rastlamış olduğu, evini paylaştığı ve ciddi kabızlık sorunu için kendisine bir “harika içecek” yapmış olan bir kimyagerden söz etmiştir. Kimyager, güvendiği Waldreck’e bu “Rus gizli ev ilacını” daima el altında bulundurduğunu” ve bunun “her türlü hastalığa iyi geldiğini” ve “doğal olarak oluşan asitlerinden dolayı, yaşlanma sorununa başarılı bir şekilde karşı koyabildiği ve bu nedenle, yaşamı uzatmaya katkıda bulunduğunu” söylemiştir.

Arteriosklerozdaki Olumlu Etki Dr. Maxim Bing (1928), Kombucha mantarını “Arterioskleroz, gut ve bağırsak yetersizliği için oldukça etkili bir ilaç” olarak tavsiye etmektedir. “Arteriosklerozda tansiyonu düşürmek, gerginliği, sinirliliği ve ağrıyı, baş ağrılarını, baş dönmelerini, vs. ortadan kaldırması gibi iyi bir özelliği” taze, iyi kültürlerin kullanımından meydana gelmektedir. “Bağırsak tembelliği ve buna eşlik eden etkiler de çabuk bir şekilde ortadan kaldırılabilmektedir. Böbrekte ve beyin damarlarındaki kireçlenmelerde özellikle iyi sonuçlar vermektedir.”

Bağırsak Fonksiyonlarının Normalleştirilmesi Dr. L. Mollenda (1928), Kombucha içeceğinin, özellikle sindirim organları rahatsızlıklarında etkili olduğunu, bunların fonksiyonlarını normalleştirdiklerini bildirmektedir. Ayrıca, içecek, gut, romatizma ve arteriosklerozun farklı aşamalarında yararlı olduğunu kanıtlamıştır. Ek uygulama alanları ile ilgili olarak şunları yazmaktadır: “Anjin vakasında, özellikle de bademciklerin iltihabında, içecek sadece gargara yapmak için kullanılmamalı ama yiyecek ve içecekler aracılığıyla mideye ulaşan bakterilerin yok edilmesi amacıyla içilmelidir de. Anjinde yapılacak olan böyle bir gargara çabuk bir iyileşme getirir ve gut ve Arterioskleroz ağrılarında, ciddi durumlarda bile şaşırtıcı başarılara ulaşılmaktadır. … İçecek asitli olduğu halde, midede herhangi bir asitlilik durumu yaratmaz; sindirimi zor olan yiyeceklerin bile sindirimini kolaylaştırır ve önemli ölçüde iyileştirir. Gutlu egzama ve böbreklerdeki, idrardaki ve idrar kesesindeki taşlar için, Kombucha içeceğini aldıktan sonra, eşit şekilde olumlu başarılar elde edilmiştir.

Zihinsel Gerginlik için Önerilebilir Devletçe-tanınan Braunschweig’deki Kimyagerler Akademisi’nin o zamanki müdürü olan Hans Irion, “Kimya Alanındaki Okullar için Kurs” adlı kitabında (1944, Cilt 2, Syf. 405) şöyle demektedir: “Teakwass olarak tanımlanan içeceğin içilmesiyle, vücudun bütün salgı sisteminde önemli bir canlılık ve metabolizmalarda bir iyileşme meydana gelmektedir. Teakwass, gut ve romatizma, kan çıbanı, Arterioskleroz, yüksek tansiyon, sinirlilik, bağırsak tembelliği ve yaşlılık sorunları için mükemmel bir koruyucu ilaç olarak tavsiye edilmektedir. Sporcular ve yoğun zihinsel çalışma yapanlar için de çok tavsiye edilmektedir. Metabolizmanın iyileşmesiyle, vücutta fazlalık olan yağ birikmeleri önlenir veya atılır. İçecekle, ürik asit, kolesterol, vs. gibi hasar veren birikimleri kolaylıkla çözünebilen şekillere dönüştüren ve bu şekilde vücuttan atan mikroorganizmalar da vücuda ulaşır. Kirli bağırsak bakterileri baskılanır.”

“Her Bakımdan Vücudu Zararlı Maddelerden Arındırıcı….” Konusu Kombucha olan kitap halindeki ilk yayın 1954 yılında çıktı. 54 sayfalık olan bu kitapçık Rusça yazılmıştı ve başlığı şöyleydi “Çay-Mantarı ve onun Tedavi Edici Özellikleri”. Yazar, G.F.Barbancik, giriş kısmında, su işçileri için, Omsker Hastanesi’nin tedavi kliniğindeki mantar-çayı özünün (1949 yılındaki) iyileştirici ilaç olarak ilk uygulamasından söz eder. Bademcik iltihaplarının, çeşitli iç hastalıklarının, özellikle de ateşli olanlarının, yetersiz asit üretiminden dolayı mide nezlesinin, bağırsak iltihaplarının, dizanterinin, arteriosklerozun, yüksek tansiyonun, sklerozun, vs. başarılı bir şekilde tedavi edildiğini bildirmektedir.

Kanseri Yokedici mi? Eski alman Cumhurbaşkanının eşi olan Dr. Veronika Carstens (1987), “Doğadan Gelen Yardım-Kansere Karşı İlaçlarım” başlıklı seride Kombucha’yı şu sözlerle tavsiye etmektedir: “Kombucha organizmaları zararlı maddelerden arındırır ve metabolizmayı iyileştirir; bu vücudun savunma kapasitesini iyileştirir.”

Dünya-çapındaki “Çocuk ve Gençlik Köyleri” ‘nin kurucusu olan Gottfried Mueller, Kombucha çayını şöyle övmektedir: “Cennetten gelen bir armağan, özellikle de sağlık acil durumları için” (“Salem-Yardım” 15, No. 3, Ağustos 1987, sayfa 2).

İnsanın Kendini DeğerlendirmesiHem literatürdeki raporlarda ve hem de Kombucha’ya odaklandığım süreçte bildirilen pek çok kişisel deneyimlerde, Kombucha’nın rahatlattığı pek çok şikâyet oldukça dikkate değerdir. Bu, Kombucha’nın özel bir vücut organını hedeflememesi, ama metabolik durumun stabilizasyonunu (kararlılığını) oluşturarak ve glükuronik asidin zararlı maddeleri temizleyici etkisi nedeniyle, bütün organizmayı olumlu olarak etkilediği temeliyle açıklanabilir. Bu, pek çok insanda, o zehirli (toksik) etkilere ve bizi pek çok yönden kuşatan çevresel streslere karşı yükseltilmiş endojenik savunma kapasitesine neden olur ve buda hasara uğramış olan hücresel metabolizmada canlanmaya ve bir insanın sağlığının pekişmesine neden olur. 

Kombucha-çayına atfedilen sağlığı-iyileştiren özelliklerin bazılarını daha fazla araştırmaya ihtiyaç vardır. Ancak, diğer aktif mekanizmalar, hem bilimsel testlerle ve hem de deneylerle, örneğin: bağırsak florasının düzenlenmesi, hücresel kuvvetlenme, zararlı maddelerden vücudun arınması ve artık maddelerin vücuttan atılması, metabolik uyumlulaştırma, antibiyotik etkisi, pH-dengesinin kolaylaştırılması, tamamen kanıtlanmıştır.

Mantar diye ansakta yaşam çeşitliliği duayenlerine göre tam olarak mantar değil Kombucha, bir mantar bakteri ortak yaşamı, iş birliği.  Bu iş birliği, o çay içerisinde ilerleyen asimilasyon ve disimilasyon zinciri sayesinde sonsuz şifa yelpazesine layık görülmüş ekşimsi bir soğuk içecek ortaya çıkıyor. Mucize değil de nedir ki bu?

Biz çok memnunuz bebeklerimizden. Biraz daha tecrübelenelim ondan sonra detaylarıyla yapım aşamasına da değiniriz belki.

Her eve bir kombucha çocuğu diliyorum.

Freecycle Nedir?

Öyle bir nesiliz ki biz her birimiz bir büyüğümüzün kıyafetlerini, eşyalarını, kitabını, defterini kullandık. Unuttuk bunları belki ama yaşadık biz bu paylaşımı en derinimizde. İşte şimdi o insanlar diyor ki benim elimde kullanmadığım atıl bir koltuk, bir perde, bir telefon, bir mont, bir ayakkabı var var mıdır bunu isteyen?

İlgiiinç! Hiç ilginç olmaz olur mu! Fakat gerçek.. Dünya çapında devam eden kocaman bir proje freecycle ve gerçekten çok güzel şeylere vesile oluyor.


Söz konusu olan şey bir yardımlaşma ağı vs değil aklınızda o canlanmasın. Aslına bakarsanız maddi alım gücü de değil mevzu bahis olan. “Kim buna ihtiyaç duydu dur para harcamasın boş yere tüketmeyelim bizde fazladan bir tane var bunu verelim dünya daha yaşanılabilir hayat daha sürdürülebilir olsun” diyoruz ve çok da güzel yapıyoruz.

Eşim ve ben bizzat bu projeyi destekliyoruz ve hayatımıza soktuk. Fazladan kullanmadığımız herhangibir şeyi bu ağ ile gönül rahatlığıyla ona ulaşmayı isteyen kişiye ulaştırıyor yada birisinin artık kullanmayacağı bir eşyası bizim bir ihtiyacımızı karşıladığında şükran duyarak ona evimizi açıyoruz.

Aslına bakarsanız freecycle armağan ekonomisini yani parayla yapılandan ziyade paylaşıma dayanan ekonomiyi benimsemiş bir proje. Dünya artık paranın geçmediği yada en azından azaltılabildiği sistemleri deneyimliyor ve neyse ki ülkemizde bundan nasibini almış durumda.

“Freecycle, elinde kullanmadığı eşyalara sahip olanlar ile, o eşyalara sahip olmak isteyenleri, tamamen ücretsiz olarak birleştirmeye ve geri dönüşümü arttırmaya çalışan, uluslararası bir proje. Freecycle’ın amacı, hala kullanılabilir olanlara değerini vermektir; Zaten üretilmiş olanı kullanmakla gereksiz tüketimi azaltabilir, daha az üretime sebebiyet verir ve dünya üzerindeki zararlarını azaltabiliriz. İhtiyaç duymadığımız eşyalardan kurtularak toplumsal katkıda bulunabiliriz.” böyle diyor oluşumun Türkiye ayağının facebook sayfasının açıklaması. Grubun istanbul ekibine buradan ulaşabilir hemen üye olup bu güzel dolaşımdan faydalanabilir dünyaya bir katkı da siz sağlayabilirsiniz.