Bahçe Günlüğü(videolu): “Bu Aralar Bahçede Neler Yapıyoruz?”

Bir haftanın ardından yeni bir videolu bahçe günlüğü daha hazırladım. Toprak dostları neşeyle izlersiniz umarım <3

İstanbulda yaptığımız interaktif balkon bahçesi / ev bostanı videoları vardı, eski dostlar anımsarlar. Sonra taşındık, alıştık, yerleştik  derken yazılar videolar aksadı biraz. İşte bu ‘bahçe günlüğü’ videoları onların devamı oldu. Bundan böyle düzenli olarak kayıt alıp, böyle paylaşarak bostan kardeşleriyle yakalamayı istediğimiz senkronizasyonu yakalamayı bi de böyle deneyebiliriz diye düşünüyorum.

Ne dersiniz, sizce işe yarar mı? Yapalım mı böyle bir şey?

 

İstanbuldan Toroslara: Köyde İlk Yılımız Bitti

Hayat bazen insanı hiç aklında olmayan maceraların kucağına bırakıverir.

‘Olmalıı mı olmamalı mııı’ diye düşünmeden kişi, olmuş bitmiştir her şey hani.. İnsana tebessüm ederek ‘vardır bunda da bir hayır, hadibakalım’ demek kalır ya sadece.. İşte bizim İstanbuldan ayrılışımız öyle oldu. Okumaya devam et “İstanbuldan Toroslara: Köyde İlk Yılımız Bitti”

Ebegümecinin Faydaları

O eskilerden kadim zamanlardan kalma hallerden, toplamacılık.

Nasıl mutlu oluyorum yabani ot peşine düşünce.

Sadece ot mu, asla! Aşısız yaban meyveler, yabanda yetişmiş kendiliğinliğine aşık olunası sebzeler. Mantarlar hele, off off!

Mevsiminde doğanın sunduğu nimetlerle beslenmenin sağlık üzerine etkisi hakkında sık sık yazıyorum diğer yazılara da göz atabilirsiniz. İşte mevsim doğanın canlanıp otlarını şifamıza armağan ettiği vakit.

Şimdi tam da zamanı yaban otu izi sürmenin. Öyle bir maceraki peşi sıra gidilince bambaşka diyar kapıları açılıveriyor insana. Şifa, dinginlik, rahatlama paha biçilemez. Terapi desem yeri, evet.

Göz göze gelince en çok içimi kıpırdatanlardan, ebegümeci.

Gozumun bebegi <3
Mallow/ Malva sylvestris /Ebemgömeci/Kömeç
En kolay tanıyacağınız en zararsız canlardan biri.

Toplayıcılığa başlayamak niyetinde olanlar için tam sırası şimdi.
Mevsimi geldi, cikilir bulunur toplanir salatasi yapilir kavrulur cayi icilir. Bahcede, saksida cikarsa sukredilir <3İşte aşağıda bahçemin güzeli!

12743575_1033724849999172_327120674367024230_n

Yagmurlardan sonra cikiverdi. Sirtini da dayamis isirganlarima. Mis.
En sevdigim sey yabani saglikli otu topragimdan yemek.

Cvitamini deposu, antikanser, demirden, fosfordan zengin, yesilin en tatli tonu, ahh hele o güzelim çiçekleri yok mu, daha ne olsun! Yalniz hamileler ve saglik problemi olan yaslilar dikkatli olmali kan basincini dusurme etkisi oldugu soyleniyor.

İşte kaynaklarda geçen şifalarından bazıları:

“Kendi kendine yetişen ve mor renkte çiçekler açan bir bitki olan Ebegümecinin yaprakları sebze olarak, çiçekleri de ilaç olarak kullanılır.

EBEGÜMECİNİN FAYDALARI SAYMAKLA BİTMEZ

Protein ve C vitaminince zengindir. İçeriğindeki malvin ve malvidin dolayısı ile diş etleri için plak önleyici ve ağızdaki bakterilere karşı mükemmel bir prooksidan özelliğe sahiptir. Ağız gargaraları, faranjit ve kronikleşmiş bademcik iltihaplanmasına iyi gelir. Bileşiminde % 10 – 15 müshil yapıcı maddeler olduğundan yumuşaklık verir.

Taze yapraklarından hazırlanan lapası çıban ve yaraların ağrısını dindirmede kullanılır.

Akciğerlerde balgam toplanmasında, öksürük ve bronşitte, ses kısıklıklarında, anfizemde faydalıdır.

Ayak şişkinlerinde, kırık ve çıkıklardan ileri gelen şişkinliklerde banyoları çok yararlıdır.

Göz kuruluğu çekenlerde çayı ile pansuman iyi gelir.

Burun kanamasını durdurur. Burun tıkanıklığını giderir.

Mide ve bağırsakların muntazam çalışmasını sağlar. Kabızlığı giderir. Mide bulantısı ve kusmaları önler.

Ateşi düşürüp, vücuda rahatlık verir.

Alerji, ciltte alerjiler sonucu görülen kaşıntılarda bitkinin çayı çok büyük fayda sağlar.

EBEGÜMECİ NASIL KULLANILIR?

Tazesi sebze olarak tüketilir. Kuru yaprakları ve çiçekleri de suda kaynatılmak suretiyle Ebegümeci çayı olarak ya da lapa haline getirilerek haricen kullanılır. Lapa haline getirilip çıbanların, yaraların ya da egzama olan bölgenin üzerine konursa yararı görülür. Kaynatılıp demlendikten sonra ellere ve ayaklara banyo yaptırılırsa yorgunluğu giderir. Gözlere pansuman yapılırsa gözleri dinlendirir. İnce ciltlere de faydalıdır.”

Şifa ile.

Büyüdükçe Küçüldük, Küçüldükçe Büyüyoruz

Cocugum o zamanlar,
henuz tam bilemiyorum okumayi,
5yasinda falanim okula baslamamisim ama az yazip az okuyorum.
Tam dukkan tabelalarini misir tabletleri gibi okuyup kutsanilan donem var ya iste oralar. Kirmizi isik yansa da minibus dursa diye firsat bekliyorum, butun cam kenarlari benim. Cok eminim kendimden hangi tabela gelse cozerim, uzman sayılırım artık, yüzlerce tabela okudum.

O zamana dek okula gidip ogrenmek icin her sabah aglayan, cama yapisip mavi onlukleri izleyen cocuk nasil da hevesli artik minibuse atlayip evden babasinin dukkanina kadar olan butun tabelalari okumaya. Kendimi buldugumu, yapmak istedigim her seyi yapabilecegimi hissettigimi cok net animsadigim ilk hd hatiralar bunlar. Iki uc yas civari karincali veya siyah beyaz olanlar da var ama onlar sayilmaz belki.

O zamandan bu zamana sistem, okul, aile, akraba, arkadaş, hayat, sartlar falan zaman zaman torpulemeye ‘herkeslestirip kimselestirmeye’ calissa da kendilik hali baskın gelen, ic sesi gür olanlardanim. Öyleleri bilirler, kim ne konusuyor olursa olsun yurek seslenirse dis kulak kapanir ic kulak acilir. Iste boyle boyle, yuregin izinde o yavru yas alir, yol alir, ama kendi kalir.

Hala kendimim ben, hayatimin hic bir evresinde kimselesmedim. Kimseye kendimi kabul ettirme begendirme derdine dusmemis, hatta çoğu zaman sürüye uymayan “kara koyun” olmanın acısını da fazla fazla çekmişim. Olsun “ben benim” buna değer diyerek yoluma devam etmişim. Sonra bir lutuf ki şükrüne ömrüm yetişmez, oyle de bir adama sevdalanmış, onun kendiligini sevmisim, daha ne isterim.

Hal boyleyken ikimiz de yavrumuzdan, kendisinden baska bir sey gibi olmasini, dogasini kaybetmesini nasil isteyelim?

Kitaplarda, tekniklerde, teorilerde olmayan bir hayati, kendi biricik hayatimizi yasiyoruz. Dogamiza hic aykiri dusmeden, ic sesimizi bir an bile kismadan. Her hayat cok ozel ve hic kimse daha once o hayati yasamadi, bunun kutsalligini goruyor kalplerimizin ruhlarimizin uzerine titriyoruz.

New Image

Dogada, dogadan, dogayi, dogamizi tekrar tekrar ogreniyoruz.

Toprakla gecirdigimiz anlar sihirli. Birlikte büyüleniyoruz. Aksam babasina buyuk heyecanla gosteriyor ogrendiklerini; eller tirmik oluveriyor hali toprak oynuyor da oynuyor, kuslari taklit ediyor, kedi olup tıslıyor, dalindan hayali bi limon koparip uzatiyor babasinin burnuna, kokla diyor.

Cocuk ve yetiskinin gunluk aktivitelerinin baska oldugunu ilk kim soylediyse yalan. Birlikte yasiyoruz, birlikte yapiyoruz. Gunun getirdiklerine gore birlikte gelistiriyoruz yasam becerimizi, hayatta kalma yetimizi.

Kimse yasamayi digerinden daha cok bilemez, birlikte kesfediyoruz dogdugundan beri o an yasadigimiz hayati.

Okulsuz, kalipsiz, sezgisel yasam bu yuzden onemli bizim icin, gunun gerektirmedigi hic bir yuku sirtlamiyoruz. Ferah ferah dusunuyor ferah ferah konusuyoruz, olmasi gerekenden ne eksik ne fazla.

Bu sezgiyle azaltiyoruz yuk olanlari. Insandan, esyadan, duygudan, yasadigimiz alandan, izimize dusen zamandan sadelesiyoruz. Yavru buyurken biz itinayla usul usul kuculuyoruz.

Kuculmek guzel, kuculmek keyifli.

Kuculdukce hep bir olup yavas yavas buyuyoruz. Bereketleniyoruz. Yavasladikca mekan buyuyor sanki. An’a an katiyor sanki sadelik, yavaslik ve boylelikle zamana maya caliyoruz her gun batiminda. Ya tutarsa?

Her gun dogumunda yeni bir hayati yoguruyoruz yeniden, itinayla. Sadece o gunu, o anda.

O gun için gerekenden fazla nefesi bile yuk etmiyoruz kendimize, diliyoruz ki; tek bir an’ı bile kutlamayi kacirmayalim.

Bize kadar anca var zaman, bosa mi harcayalim?

İlaç Niyetine, Kudret Narı Faydaları

Ve defterine bir iksir daha ekler anne cadı!

12003925_950362028335455_5378558386699846904_n

Yaz boyunca yaşadığımız Kudret Narı Sihrini de kavanozda saklamayı başardım <3

Dolabımızda bir ev yapımı ilaç daha var artık. Hem de kendi hasatımız.

Kendi Kudret Narımızı yetiştirmeye başladığımızda hakkında zaten çok fazla şey okumuştuk. Kullanım alanları, kullananların deneyimlerini dinlemiştik. Ama her zaman söylediğim gibi kendisinin öğrettikleri paha biçilemez oldu. Okulsuz öğrenilen, yaşayarak alınan bilgi damakta nasıl da eşsiz bir tat bırakıyor.

Bir şey hakkında tamamen doğal fikirler edinmek istiyorsanız, kurgusuz bir ilişki olmalıysa, onunla konuşmaktan başka yolu yok bu işin. Bunu her seferinde tekrar idrak ediyorum. Kitaplarda ne yazdığını söylerlerse söylesinler hayat sırlarını hala dili ana özel olan şeylerde saklıyor. Kudret narı da aynı öyle anda özel bambaşa bir dil kullanıyor. Şifreleri her sabah güncelleniyor adeta ve her gün bambaşka bir canlıya dönüşüyor. Şurada maceramızın ilk kısımlarından bir bölüm var 😉

Bu yaz her sabah, geldim gittim kudret narıyla, köküyle, dalıyla, yaprağıyla, çiçeğiyle, meyvesiyle konuştum, doğrudur.

Bu yıllık ilişkimiz nihayete ermek üzere. Çiçeği, meyvesi, yaprağı.. Bambaşka şifalar oldular bize.

Yaz boyunca kokusuna doyduk, olgunlaşan meyveler ilaç oldu, yapraklar sırada bekliyor şifa çayı olacaklar.

Faydaları saymakla bitmeyen bu güzel şey gerçekten kudretli ve bambaşka bir dünyadan dünyamıza yardıma gelmiş bir bilgenin armağanı sanki.

Sen yeter ki çağır, şifa seve seve gelir <3
11811347_929111137127211_5579949732778238178_nHaydi tanışalım! Bu şeker şey de bizim kudret narımızın namı diğer goyamızın çiçeği. (solda) Bittermelon, momordica, balsam-pear gibi isimlerle de karşınıza çıkabilir. Bugün ilk meyvesini görüp, mutluluktan balkonda hoplaya zıplaya dans ederek başladı. (temmuz 31) Ben Japon geleneksel tıbbı araştırmalarım esnasında tanışmıştım ilk bu mucizeyle. Ülkemizde tam anlamıyla tanınmıyor. Sadece olgun halini (turuncuya dönmüş) bal ve zeytinyağıyla macun yapıp mide için kullanıyorlar. Oysa dünya bu şifadan sonuna dek yararlanıyor. Önemli bilim insanları özellikle kanser üzerinde yaptıkları çalışmalarda çok mühim veriler elde ettiler. Bağışıklık için müthiş bir destek. Yeşil hali pek çok hoş tarifle güzel içeceklere dönüştürüp tüketilebiliyor, hafif kızartıp ya da haşlayıp salatalara eklenebiliyor. İçerisinde hamilelere yapayı tablet tablet yutturulan ama esasında tamamen kimyasal ve yararsız olduğu söylenen folik asitin en doğal hali folat var. C vitamini ve B vitamininden oldukça zengin, içerisinde yüksek miktarda antioksidan var. B6, B12, Cvit ve çeşitli flavonoidlerle daha ne olsun dedirtiyor. Her birinin faydası tartışılmayacak kadar önemli. Tohumunu bulduğunuzda hazine bulmuş gibi sevinin ve hazine korur gibi saklayın 😉

11891051_935149806523344_2602197277005346442_n

Son yapılan bazı çalışmalar AIDSe sebep olan HIV virüsünün çoğalmasını engelleyen bir proteinin kudret narında bulunduğu yönündeymiş. Kanser üzerine yapılan araştırmalar antioksidan özelliğini kanıtlar nitelikte. Asırlardır şifa dağıtan bu mucizenin diğer bazı özellikleriyse:
* Antibiyotik etkisi var
*İçeriğinde bulunan Lutein ve lycopene tümörün büyümesini engeller.
*Ülsere iyi gelir
*Egzama, sedef ve diğer cilt hastalıklarında faydalıdır.
*Yaraların çabuk iyileşmesinde ve çabuk kapanmasında etkilidir.
*Karaciğeri destekler.
*Mide problemleri ve kan şekerinin kontrolü için yaygın olarak kullanılır.
*Bağırsak tembelliğini giderir.
*Hücreleri yeniler
*Gastrit, kolit ve kabızlık gibi sorunlara karşı kullanılır.

Kudret narının meyve ve yaprakları, mineral ve vitaminler bakımından zengindir. Özellikle demir, kalsiyum, fosfor ve B vitaminleri bakımından zengindir. Ancak bu maddelerin ne kadarının hazırlanan sıvıya geçtiği ve alınan gıda veya sıvıdan ne kadarının barsaklardan emildiği bilinmemektedir.
Özellikle Filipinlerde şifalı olduğuna inanılarak, çok yetiştirilen bir bitkidir.
Acımsı tadına karşın, birçok Filipin yemeğinde kullanılmaktadır. Filipinlerde yerel adı Ampalaya’dır. Batı ülkelerinde acı kavun (bitter melon), acı kabak (bitter gourd), Afrika hıyarı (African cucumber), balsam elması (balsam apple) veya balsam armudu (balsam pear) olarak adlandırılır.
Filipinlerde kudret narı’nın faydalı olduğu birçok hastalık olduğuna inanılmaktadır.
Yaprak ve köklerinden hazırlanan çözeltiler, hemoroit şişliklerini indirmektedir.
Yapraktan elde edilen çözelti iyi bir öksürük kesici ve ateş düşürücüdür,
aynı zamanda pürgatif (barsak boşaltıcı) ve antihelmintik (barsak kurtlarına karşı) etkiye sahiptir.
Kadınlarda kısırlık tedavisinde ve
karaciğer bozukluklarında iyileştirici olarak kullanılmaktadır.
Kudret narı antimikrobial etki gösterdiğinden, iltihaplı yaraların tedavisinde de yeri olduğuna inanılmaktadır.
Son yayınlarda, substans Q içerdiğinden AİDS tedavisinde değerli olabileceği bildirilmiştir.
 
Yukarıda yazılı etkiler, henüz bilimsel çalışmalar ile tam olarak ispatlanamamıştır, ancak bunların aksi de gösterilememiştir.
Yalnız Tip 2 diabetes mellitus (şeker) hastalığında, kudret narının şeker düşürücü etkisi olduğu gösterilmiştir. Bitki bünyesinde bulunan momordicin bitki insülini olarak da anılmaktadır.
Bitkinin yaprak ve meyvesindeki acı tadı veren bu madde, Tip 2 diabetiklilerde, kan şeker seviyesini düşürmektedir. Bu bitkinin etkisi ile, pankreasta insülin salgılayan beta hücrelerin arttığı gösterilmiştir. Bu etki, gerek kaynatılmış yapraklarda, gerek sıvı çıkarılarak hazırlanan kapsül ve tabletlerde, gerek doğrudan hazırlanan kudret narı çaylarında gözlenmektedir. Bu nedenle farmakolojik yolla hazırlanan ilaçlara gereksinim olmadan, şeker hastaları kendi hazırladıkları çay veya yaprakları kullanabilirler.
11924952_938625559509102_586852145258730495_n
Pek çok şeye iyi geldiği konuşulsa da bizim prensibimizi biliyorsunuz
“HASTA OLMA, İLAÇ KULLANMAK ZORUNDA KALMA”
var olan sağlığı korumayı esas alıyoruz.
Dolayısıyla en önem verdiğimiz kısmı bağışıklık sistemi için harika bir kür olması.
Kudret narı macununu hazırlamak kolay. Onu da detaylı yazacağım fırsat bulunca.
Ama her kısmı değerlendirilebilen bu bitki dünyadaki “paket mucize”lerden biri dolayısıyla herkes onu tanımalı. Çabam önümüzdeki yıl herkesin bir kök kudret narı olması için.
11947487_945751698796488_2275954440239143245_n
Bir sağlık profesyoneli olarak sağlık ve hastalıklara dair tüm bildiklerinizi unutmanızı ve aslolanın var olan sağlığı korumak olduğunu zihninize kazımanızı rica ediyorum.
Bunun için de sindirim sisteminizi tanımalı, ona çok iyi bakmalısınız.
<<ve

Buradaki Mantar yazısını da vakit bulunca okuyun derim 😉

Mucizelere inanırsanız onları yaşamaya başlayacaksınız 😉

Tekrar dip not düşeyim fırsat bulur bulmaz yetiştir pifff noktaları ve macun tarifi yazıları yazacağım, takipte kalın <3
Çokça kalple sevgilerimi gönderiyorum <3

Mucizeler bulsun sizi!

Pratik Besleyici Kahvaltılık Sos Tarifi

surdurulebilirsos

Kışlık hazırlıkları tam hız devam ediyor. Özellikle doğal tarla domatesi sezonunun sonu yaklaştıkça mümkün olduğunca çok domatesli kışlık hazırlamak istiyor insan. Buna biberlerin de saklanması arzusu eklenince hele bir de güzel acı biberler bulmuşsanız elbette kahvaltılık sos yapmadan olmaz. Bu yazacağım yöntem çok basit ve ben diğer yöntemlere göre daha fazla vitamin mineral ve besleyici öğreyi saklayabildiğimize inanıyorum. İç güdüsel tabi, gerekçelerim olsa da bilimsel verim yok.

Domates pişirilerek saklanmasını daha uygun gördüğüm bir gıda dondurucuya atmayı ben önermiyorum. Çünkü domatesin pişmişi likopen açısından çok daha zengin. Likopen gerçekten önemli bir besin ögesi, kesinlikle tanımıyorsanız tanışmanızı biraz araştırmayla ne kadar büyülü olduğunu keşfetmenizi öneririm. Öyle ki çok önemli bir antioksidan olduğu artık biliniyor, dolayısıyla likopen vücudu hücre ve doku bozulmalarından koruyor.

Elbette çiğ tüketmekte faydalı ama pişirilince faydası azalır kaygısını domates için aklınızdan çıkarabilirsiniz gibi bir müjdem var size 🙂

Bu sos domatesi pişirirken diğer malzemeleri çiğ kullandığım için hoşuma gidiyor benim. Maydanoz, biber gibi yeşilleri ve sarımsak gibi bir doğal şifayı tam kapasite kullanmak mümkün oluyor. Sarımsağıysa özellikle ezerek veya kıyarak beklettiğinizde pek çok faydalı madde ortaya çıkıyor. Antibiyotik özellikli bu maddelerin en baskını %80 oranındaki allicin. Allicin’in yüksek ısıya maruz kaldığında bozulduğuna dair bulgular var bu sebeple çiğ tüketmek tavsiye ediliyor.

Çiğ olarak eklediğiniz malzemeler çok diri kalırmış gibi bir endişe oluşabilir, tamamen ölmüyorlar ama oldukça güzel bir kıvama geliyorlar domatesin içinde bekleyince. Elbet tamamiyle birbirinin içinde erimiş soslara alışıksanız garipseyebilirsiniz ama yeni tatlara açıksanız sevebilirsiniz. Denemek için az da yapabilirsiniz, aşağıda verdiğim miktarla 2 küçük kavanoz çıkıyor.

Bu kadar ön bilgiden sonra gelelim işlem sırasına:

Malzemelerde kısıtlama yok hepsi arzunuza kalmış ben sadece ben ne kullandım onları yazacağım ama damak tadınıza göre ayarlayın lütfen, uyduruk candır 😉 Tarifi kilo-gram usulü veremiyorum çünkü elimde olanlarla yaptım. Ara ara tadarak ilerlemenizde fayda var.

6-8 adet orta boy tarla domatesi

10-15 kadar biber (acı veya tatlı olması size kalmış karıştırabilirsiniz de)

Yarım bağ maydanoz

4 diş sarımsak

Yarım çay kaşığı rendelenmiş muskat

Varsa taze, yoksa kuru kekik-fesleğen

Dilediğiniz baharatlar

2 Kaşık sirke

2 kaşık zeytinyağı

Tuz

soskolajsurdurulebilirevlilik

Domateslerinizi soyabildiğiniz kadar soyun kalın kabukluysa. Varsa rondonuzda kıyın değilse rendeleyebilirsiniz. Kıyılmış domatesi tencereye alın. Orta ateşte sirke tuz ve baharatları ekleyerek pişirin. Bazı tariflerde zeytinyağıyla pişirildiğine şahir olabilirsiniz. Ben önermiyorum çünkü zeytinyağını yüksek ısıya maruz bıraktığımızda o artık zeytinyağı olmuyor. Ben sulu olmasını sevdiğimiz için çok kaynatmadım, azıcık koyulaşınca işlem tamam benim için. Altını kapatıp dinlenmeye alın.

Bu arada maydanozları ve sarımsakları kıyın. Nasıl seviyorsanız ince veya iri. Farketmez.

Biberlerinizi de yine rondoda kıyıp küçültebilir veya dilediğiniz boyda doğrayabilirsiniz. Ben rondoda kıydım.

Domatesler ılıyınca biberleri maydanoz ve sarımsağı ekleyip karıştırın, bu aşamada kalan malzemeleri ekleyin ve kavanozlayın.

Ağzını sıkıca kapatıp soğuk ve güneş almayan bir yerde saklayın eğer sıcaklık fazlaysa ekşiyebilir buzdolabınızda saklayın. Konserve haline getirmediğimiz için endişe edebilirsiniz. Tek sıkıntı ekşimesi olabilir ben henüz hiç bozulmasına küflenme kötü kokan bakteri üremesine rastlamadım. Bunu da içerisindeki sarımsak ve sirkeye borçlu olduğumu, bir diğer katkının da küçük kavanozlarda saklamak açınca çabuk tüketmek olduğunu düşünüyorum.

Çocuklar için likopen önemli hazır soslar ve salçalar yerine kendi yaptığınız domates mamullerini tüketmelerine lütfen dikkat edin. Afiyet olsun.

Sürdürülebilir evlilik mi? Olabilir mi?

Surdurulebilirlik daima var olma yetenegi.

Yani bir evliligi bu sekilde tanimladiginizda sonsuz bir enerji yukluyorsunuz ona. Bir de ekolojik anlami var ki bu kelimenin bu da en az ilki kadar onemli! Sistemin cesitliliginin ve uretkenliginin saglanmasi anlamina geliyor surdurulebilir.

Yani asla yok olmayacağını hissettiğiniz şeyin yok olmaması için de sürekli üretmek, çeşitliliği korumak anlamına geliyor sürdürülebilir evlilik. Sürekli var olan çeşitliliği korurlen bir yandan da üretme çabası içinde zaten ayrılmaya da vakit bulamayız gibi de geliyor. Hem dünya için hem de “aile birliğinin temelinden sarsılması” diye adlandırılan öldürücü virüsün aşısı niyetine çıktık yola. Ekolojik ve sürdürülebilir evliliklerin “olağan” evliliklere oranla daha güzel yaşanacağını ve ölümsüzleşeceğini savunuyoruz.

Bir çift düşünün ki ikisi de hayatın sürdürülebilir olmasının gerekliliğine, tüm canlıların doğada eşit haklara ve kaynaklar üzerinde eşit hisselere sahip olduğunu düşünüyor mümkün olduğunca ekolojik ve sürdürülebilir yaşamaya çalışıyorlar. Derken bu ikisi evleniyor. İşte buradan sonra başlıyor sürdürülebilir ortak yaşam yani ekolojik, sürdürülebilir evlilik projesi 🙂

mutlu evliliğin sırları, güzel evlilik, boşanmak istemiyorum, boşanmalımıyım

Bu güne kadar uzmanlar ve dahi uzman olmayanlar, herkes sürdürülebilir evliliği sadece zaman açısından konuşmuş değerlendirmiş. Biz başka bir başka bir dünya mümkünden yola çıkarak farklı bir açıdan bakıyoruz, kaliteli zaman, bilinçli yaşam şekli, ekolojik bir bilinçle sürdürülebilir hale getirilmiş evliliği konuşuyoruz.

Evlilik aile olusturma cabasinin ilk adimi yani var olan sistemin cekirdegi olan yapinin temeli. Bu yapiyi surdurulebilir bir hale getirirsek diye hayal ettik, acaba cekirdekten surdurulebilirlesmis bir topluma donusebilir miyiz?