Pet şişede soğan yetiştirme detaylı fotoğraflı anlatım

Tezgahımızdaki minik ormancığı daha önce burada paylaşmıştım sizlerle. Orman arazimizi genişletmeyi düşündüğümüzü yaklaşık altı katına çıkarınca zengin olacağımızı anlatmıştım 🙂 Başardık! Tam 5 lt lik bir orman arazimiz ve atılmış tohumlarımız var şimdi. Ve sizlerle de detay ve fotoğraf paylaşmak istedim ki herkesin minnak ormancıkları olabilsin!

Öncelikle şişeyi tam anlamıyla temizleyip hazırlamalıyız. Ağız kısmını keskin bir bıçakla yada uygun bir makasla kesip uygun seviyeden açalım. (şişeyi kapalı tutmak isteyebilirsiniz orayı da kullanmak için ancak ısınıp plastiğin zararlıları toprağımıza karışsın istemeyiz) Sonrasında ne çok sık ne çok geniş, ortalama uzaklıklı aralıklarla küçük soğan yuvacıkları açalım.


Açtığımız yuvaların ilk seviyesine kadar toprağımızdan dolduruyoruz. Dökülecek diye endişe etmeyin soğanlar yavaş yavaş o delikleri kapatacaklar. Toprak uygun seviyeye geldiğinde yuvacıklara nazikçe soğanlarımızı yerleştirmeye başlıyoruz. Soğanlarımız yerleşince bir kat daha toprak atıyor ve tekrar soğanları yuvalara yerleştiriyoruz.

Ağıza kadar toprak soğan sırasını izleyerek aynı işlemi tekrarlıyoruz. Yavaş yavaş sona doğru yaklaştığımızda artık projemiz oluşmaya başladı.

En Son kata geldiğimizde son kez toprak atıp kalan soğanlarımızı da uygun boşluklara yerleştirerek ekim işlemini tamamlıyoruz.

Nazikçe can suyunu veriyor ve köklenip yeşillenmesini istediğimiz yere

Sarsmadan sevgi göstererek yerleştiriyoruz.

Pet şişe kullanmanın soru işaretleri yaratacağı bir gerçek. Aynı endişeleri duymam sebebiyle detaylı araştırmalar ve güvendiğim hocalara sormak yoluna gittim. Sonuç olarak şunu söylemeliyim bahçesi bağı toprağı olan kimse zaten fantazi olarak şişeye soğan ekeyim ben bir demeyecektir, demesin de zaten 🙂

İkinci önemli husus alan darlığına çözüm bulması. Gönül isterki aynı sayıda soğanı aynı miktarda toprakla bu kadarcık alanda cam, porselen yada toprak çanaklarda yetiştirebilelim ancak şuan mümkün görünmüyor, en azından benim açımdan. Dolayısıyla maliyet ve alan önemliyse mecburen pet şişe kullanımı ilk tercihe yükseliyor.

Üstelik geri dönüşüme katkı sağlamış oluyoruz pet şişe kullanarak bu bir artı. Bunun yanında mümkün mertebe direk güneşe maruz bırakmamaya özen gösterirsek ve çok fazla ısınmazsa içerisinde su ve toprak mümkün mertebe plastik zararlılarından da uzak tutmuş oluyoruz bitkimizi.

Bununla birlikte bana sorsanız marketten aldığın her yanı zirai ilaç kaplı ve hormomla büyümüş bildiğin soğanımı pet şişendeki soğanımı tercih edersin diye…

İLLE DE SOĞANIM DERİM!

Bunlar şahsi fikirlerim ve deneyimlerim. Dilerseniz siz de deneyin ve bizlerle paylaşın.

Toprağa ve yeşile dokunun, ruhunuza dokunsunlar!

Ve okumak isteyene çok güzel bir yazı 🙂

aynı şekilde plastik şişede yetiştiriciliği inceleyen bir yazar daha şunları söylemiş bir yıl önce

Sevgiler tüümm evrene!

Rıza'nın İmalatı (Manufacturing Consent)

Rıza İmalatı

Bazı zamanlar insanların arasına girdiğimde kendimi sanki 1800lerin sonu 1900lerin başından kaçmış gelmiş, bu döneme ait değilmiş gibi hissediyorum. “oğlum bir telefon yapmışlar hemen benimkini değiştirip ondan almalıyım” “şekerim yeni bir maskara çıkmış ki görme bu haftasonu alıyorum” “anne çok değişik bir ayakkabı tasarlamışlar ondan almak istiyorum hemen” ciddi olamazsınız?! hiç bir “alma” isteği ihtiyaca dayanmıyor artık neredeyse.

Benim hislerimde yanlışlık, eksiklik ve hatta defo olduğunu düşünmeye başlamaktan korktuğum zamanla oldu. O kadar inanıyor ki herkes “alınması gerektiğine” her şeyin, şaşakalıyorum. Artık bir şeyin değiştirilmesi için eskimesi bozulması gerekmiyor. Yeni model, yeni tasarım, yeni özellikler öldürücü noktada yoksunluğa sebep oluyor sanki insanlarda, almasalar ölecekler!


Bunun nasıl olabildiğini algılayamazdım kısa bir zaman önceye kadar hatta dediğim gibi sorunlu olanın ben olduğumu düşündüğüm zamanlardan dahi geçtim. Yeni yeni bunun bilişsel düzey ve düşünme yetisiyle ilişiği olduğunu farkediyorum. Düşünebilme ve olması gerekeni olması gerekmeyenden ayırt edebilme yetisini kaybediyormuş insanlar meğer. Ve bu onlara bilinçli şekilde yapılıyormuş.

Çalış, Satın al, Tüket, Öl

“Rıza imalatı” diye bir şey duydunuz mu? Uluslararası literatürde Manufacturing Consent olarak geçiyor. Rızanın imalatı ilk defa Walter Lippman tarafından Public Opinion (1922) kitabında kullanılan bir kavram. Daha sonra Noam Chomsky ve Edward Herman tarafından geliştirilmiş. Kavram, temel olarak devletlerin ve şirketlerin normalde insanların karşı çıkabileceği davranışlarına olumlu bakmalarının veya tepkisiz kalmalarının nasıl sağlandığını çeşitli açılardan ele alır ve insanların istemedikleri şeyleri istiyormuş gibi hissetmelerini, ihtiyaç duymadıkları şeylere ihtiyaç duyduklarını sanmalarını ve kabul etmeyecekleri şeylere rıza göstermelerini sağlamak olarak tanımlanabilir.

Rıza İmalatı’nı şu şekilde maddeler halinde özetlemişler bazı çalışmalar:

“1 – Büyüklük, Mülkiyet ve Kar Yönlendirme: Piyasaya hükmeden şirketler arasındaki ticari ilişkiler, yatırımcıları kontrol etme rolü ve harici yöneticilerin birbirileri arasındaki kişisel, politik ve finansal bağlantılar.”

Yani; Büyük şirketler piyasayı kontrol altında tutmak için birlikte hareket ediyor

“2 – İş Yapabilmek İçin Reklamcılık İzni: Reklam geliri bazlı haber medyası, reklam verenlerin politik peşin hükümlerine ve ekonomik isteklerine kesinlikle hitap etmelidir.”

Yani; Haber kanalları ve medyanın esas ve en büyük gelir kaynağı reklamlar olduğu için medya kuruluşları “müşterilerinin olur” verdikleri şeylerin dışına çıkamıyor.

Rızanın İmalatı

“3 – Kitlesel Medyanın Haberlerine Kaynaklık: Muhabirler hükümet kaynaklarını özel kaynaklara göre çok daha güvenilir olarak değerlendirirler. “Bu sayede büyük bürokrasilerin yönetenleri kitlesel medyaya maddi destek sağlar ve medyanın haber edinirken ve üretirkenki giderlerini hafifletmeye katkı sağlarken ayrıcalıklı erişim hakkı kazanır.”

Yani;Hükümetler medyaya kaynak sağladıkları için ne derlerse o olur.

“4 – Kınama ve Uygulayıcları: Güçlü, özel etki grupları (muhafazakar ya da liberal sivil toplum örgütleri gibi) resmi şirket girişimlerinin gerçeklerini ya da olaylarını çarpıtmak için muhabirlere sistematik cevaplar organize eder.”

Yani; Şirketlerin kirli çamaşırları ortaya döküldüğünde hemen tartışmaların yönünü değiştirecek birileri çıkacak ve etnik gruplar, siyasal görüşler vs ortaya atılıp ana mevzu unutulacaktır. Bunu da özel etki grupları yapar.

“5 – Anti-Komünizm: Rus-Amerikan Soğuk Savaş’ı sona erdikten sonra antikomünizm mevcut milli, dini ve sosyal kontrol mekanizması olarak “Terörle Mücadele”ye dönüştürülmüştür.”

Yani; Varsa bir düşmanı abartmak yoksa bir “suni” düşman oluşturarak toplumun korku politikasıyla sessizleşmesi ve koyunlaşmasını sağlamak.

Bu konuda bilinçlenip tedbir almak isteyenlere “Rıza’nın İmalatı-Kitle Medyasının Ekonomi Politiği” kitabını önerebilirim. Üstelik meraklısına bir de aşağıdaki harika belgesele göz atmalarını öneririm.

Doğal Bulaşık Makinesi Kokusu

Cok hassas burnum. O kadar ki yemeklerin tuzunu dahi kokusundan anlarim veya pisip pismedigini. Hatta ust kat caprazimizdaki yasli amca tavasinin dibini tuttursa yangin var apartmanda saniyorum her seferinde, o derece 🙂

Haliyle kokusunu cok net duyumsadigim seylerin bir anda tadini da aliyorum hos olmayanlar ani bulantilara sebep olabiliyor. Bu yuzden bulasik makinemin kapagini actigimda ici hep ferah olsun guzel koksun istiyorum.


Bulasik makineleri icin ozel uretilmis makine kokulari var, biliyorum ve bir kac markasini denedik. Hemen hemen hepsinde sonuc husran oldu. Istedigim etkiyi yaratmadiklari gibi bir de kimyasallarin tadini kokusunu almaya basladim yıkanmış bardaklarda, ozellikle su icerken.

Esime farkli gelmedigi gibi pek cogunuz da farketmiyorsunuz belki ama o kimyasallar gercekten zehirliyor, kaliyor yapisiyor cikmiyor degdikleri yerden.

O kadar cok arastirdim ki hangi marka hangi firma yok hepsi ayni. En sonunda dogal yollar aramaya karar verdim ve utandim gecirdigim zamandan! Yarim limonmus meger caresi!

Evet, ne komik degil mi? O aksam salataya siktiginiz yarim limondan kalanlari bulasik makinenizin tellerine takiyor ve mucizeye tanik oluyorsunuz. Miss gibi limon kokuyor. Hem atik degerlendiriliyor, hem ekonomik hem saglikli hem pratik! Daha nesi?

Yaklasik 6 aydir limonu deneyimliyorum ve muazzam memnunum. Kisa bir zamandir da mevsimiyle birlikte sikilmis portakallardan kalan kabuklari kullaniyorum, sonuctan memnunum. Denemelisiniz.

Not: Gün aşırı değiştirmeyi unutmayın. Sevgiyle

'Insanlık'tan çıkmışız! Hiç farkında değiliz

Sasiriyor insan. Kendine bile sasakaliyor yeri geldiginde. Ne yaptigini, neden yaptigini bile bilmiyor ama bir sebeple yapiveriyor vakti geldiginde. Hayret ediyor kendine bile, anlam veremiyor ama iyi ki diyor, iyi ki oluverdi!

Evden cikmadan hemen once manasiz bir hediye paketleme rafya bulma telasindayim. Agrimda olunca haliyle komik gozukuyor olmaliyim ki koca merak ediyor neyle ugrastigimi. “Bugun gidecegimiz davete gelecek bir isim gordum gecenlerde bana mail atan bayan olabilir epeydir donemedim ona o ise eger surpriz yapmak istiyorum, kardesi icin istedigi kupeleri paketliyorum”. Soner saskin soruyor “koca istanbulda sana mail atan kadin mi gelecek yemege? Nasil anladin?” Cevabim sacma elbet “ismi benziyor olamaz mi dersin?” Guluyor hatta agrim olmasa saglam dalga gececek hissediyorum. “Iyi bakalim neredeyse imkansiz cookk dusuk ihtimal ama al hadi yanina bakalim”

Yoldayiz, anlamsiz bir trafik herkes durmus ama zaman akmakta elbet inadina. Hic bilmedigim tanimadigim hatta hic sesini bile duymadigim insanlarin icten davetine gidiyorum. Soner diyorum gulerek, “ne yapiyoruz biz?”

Oyle ya ben ki arkadaslariyla bile evlerinde gorusmeyi sevmeyen, kolay kolay kimsenin evine girmek istemeyen, herkesin mabedi kendine kutsal, tanismayan insanlar arasinda enerji transferi tehlikeli ve gereksiz, ne yasandigindan habersiz oldugun yerlere korunmasiz girmek manasiz gibi inanclarla yabanci auralardan kacmayi prensip edinen biriyim istanbul gibi bir yerde ustelik bunu neden yapiyorum anlsm veremiyorum o esnada. Hatta soner bir ara geri mi donsek diyor urkerek, gulusuyoruz. Dogru ama hani dusununce kesip atsalar bizi kimsenin de ruhu duymaz.

Evi bulup iceriye girmemizle tum tereddut dagildi. Herkes gulumsuyor. Kimi isten cikmis apar topar karsidan gelmis, kimi yorgun kimi uykusuz ama hepsi guluyor hepsi bize de bizden sonra gelen herkese de kalkiyir selam veriyor sariliyor hal hatir soruyor. Hanimlar mutfakta harika yemekler hazirlaniyor. Evin sahibini dus alip yatmasi icin iceriye gonderdiklerini dinlenmeye ihtiyaci oldugu icin isleri devraldiklarini ogreniyoruz. Ne mutlu! Ne guzel dostlar… Ikramlar, icecekler, cerezler, meyveler hazirlaniyor hep birlikte. Hep birlikte yeniliyor hep birlikte toplaniyor. Herkes mutlu.

Zumbara konusuluyor, permakultur konusuluyor, kutsal ekonomi konusuluyor. Dunyayi kurtariyor insanlar bu odada! Dokunduklari kadarini de olsa evet dunyayi kurtariyorlar ve hayatlara dokunuyorlar.

Hic tanimadigimiz onlarca yuzle bir cember olusturuyoruz ve onlarca hayatdas, hayaldas, acıdas oluveriyor, bir anda kalplerce dost ediniyoruz.

Dinlerken ates konusurken su oluyoruz. Tikanana bir nefes yorulana soluklanma firsati hediye ediyoruz kucaklasmalarla. Evde hazirladigin paketin sahibinin orada olusuna, en cok soner ve ben sasiriyoruz. Gozlerinden yaslar suzuldugu anda ustelik hissediyorum o oldugunu bir arkadasimiza sorup teyit edip paketi uzattigimda gozlerindeki bulutlarin bir an dagilmasi, ikimizinde saskinlığı ve heyecanla karisik bir mucize yasamasi, ikimizin de sasirtici sekilde orada olmasi aciklanamaz ve paha bicilemez!

Her seyi anliyor gibi oluyoruz, hic bir sey bilmiyor gibi hissediyoruz, her seyi asmisiz gibi geliyor, hiclikte kayboluyor, ‘birlik’te bulusuyoruz.

‘Insanlik’tan eser yok odada! Kimse siddet yanlisi degil, kimse son model arabalari, gokdelenlerdeki katlari, marinadaki yatlari lükküs hayatlari konusmuyor.

Sevgiyle askla dilekler tutuyoruz birbirimiz icin sessizce kalpten, birisi içini dökerken. Hepimiz belki en son evden cikarken ayni seyleri dusunuyoruz. Davet sahibinin acisina acil sifa!

***NOT: Yaziyi okuyan herkesten de rica ediyorum tanimasaniz da kocaman yuregi var bilin ve saglik problemleri olan guzel yurege sifa dileyin. O her iyi dilegin sifalandirici olduguna tum yuregiyle inaniyor! Ve ben de sizlerin guzel kalplerinin essiz dileklerinin her hastaliga sifa getirecegine sonsuz guveniyorum…

Bunları Biliyor muydunuz?

  • İki lambadan birini sönüdürmek tasarruf, aynı aydınlatmayı sağlayan daha az enerji tüketen teknolojik lambaların kullanılması ise verimliliktir.
  • Evlerde kullanılan elektriğin % 20′si aydınlatma için kullanılmaktadır.
  • Bir ağaç bir yılda ancak 20 kg CO2 temizleyebilir.
  • 20 saatlik bir uçuşta yolcu başına 12 kg CO2 atmosfere salınır.

  • Oda sıcaklığı oturma odaları için 19 – 21 C yatak odaları için 16 – 18 C aralığındadır. Kış günlerinde ortam sıcaklığındaki 1 derecelik azalma ile yakıt tüketiminde %5-7 tasarruf sağlayabilirsiniz.
  • Unutmayın, ev aletlerinin bilinçli ve yerinde kullanımı hem bu gereçlerin ömrünü uzatacak hem de enerji tasarrufu yapmanıza katkı sağlayacaktır.
  • Ülkemizde elektrik tüketimi incelendiğinde, sanyide % 63.2, konut ve ticarethanelerde % 28.2, Resmi dairelerde %4.5 ve sokak aydınlatmasında %4.1 oranında tüketildiği görülmektedir.
  • Enerji tüketimindeki azalma aynı zamanda enerji üretiminde azalmaya neden olacağından atmosfere salınan sera gazlarının da salınımını azaltacaktır.
  • Ülkemiz gelişmekte olan bir ülkedir ve gelişimini sürdürebilmesi için enerjiye ihtiyacı vardır
  • Türkiyede enerji üretimi yılda % 4 – 5 artarken elektrik tüketimi % 7- 8 artmaktadır. Bu artış dünya ortalamasının yaklaşık olarak iki katıdır.
  • Türkiye’ de bir yılda kişi başı tüketilen enerjinin dörtte üçü ithal edilmektedir. Yani kişi başı yıllık enerji ithalatı 500 dolardır. Bu veriler göz önüne alındığında, ülkenin dışa bağımlılığını azaltmak için, yerli enerji kaynaklarının kullanılması ve enerjide verimliliğin sağlanması en önemli zorunluluklardandır.
  • Evlerde sağlanacak %10 enerji tasarrufu ile 132 milyon dolar ülke ekonomisine geri kazandırılabilir.
  • Doğru enerji verimliliği uygulamalarında üretimde kalite ya da performans düşmez.

Televizyonsuz Ev Kaldı Mı? E biz varız ya :)

Hayatımızdaki en radikal ve sevindirici kararlardan biri bizim için televizyonsuz yaşam olmalı. Tüketim toplumuna dahil olmaktan çıktığımız ilk an belki! Belki gerçekten özgürleşebileceğimizi taa derinlerde hissettiğimiz ilk karar…

Ben yıllardır tv izlemiyorum eşim de müptelası değildi neyse ki. Benim televizyonsuz bir evde yaşamayı kabullenmiş olmama saygı duydu. İyi ki anladı, katıldı, onayladı ve kurtuldu o da televizyondan.


Şuan duyana şaka gibi geliyor hatta kimine yuh ya o kadar da olmaz yazık çok mu fakirsiniz diye düşündürüyor eminim 🙂 Hediye etmek isteyenler bile oluyor hatta. Aileler özellikle çok endişeli bu hususta kendileri bağımlı olduğu için. Ama biz yokluğunu bile hissetmiyoruz galiba.

Zaman zaman çok özel bir program olacağını duymuşsak ya netten kaydı izliyoruz yada canlı var ise o an pc üzerinden takip ediyoruz.

Sizlerin televizyon karşsında geçirdiği zamanları birbirimizle iletişime ayırıyoruz. Hayaller kuruyor, kestaneler yiyor, filmler izliyor ve hatta çok verimli tartışmalar yaşıyor tatlı kavgalar ediyoruz 🙂 Bakmayın gülüyorum ama bunun bile ne kadar önemli olduğunu çok iyi biliyorum.

Gerçekten özlediğiniz doğal hayata, verimli ve anlamlı bir evliliğe kavuşmak istiyorsanız en azından hayatınızın televizyona baktığınız kısımlarını azaltın. Gönlüm ister ki hepiniz evlerinizden çıkarın atın ama herkes için kolay olmayacaktır biliyorum. En azından birbirinizin gözlerinin içine baktığınız, hislerinizin farkına vardığınız, paylaştığınız zamanlardan çalamasın.

Pek çok evde sohbet edememekten şikayetçisiniz. Pek çoğunuz ev halkıyla anlaşamadığını kimsenin onu dinlemediğini hissediyor. Pek çok evde herkes birbirinden habersiz, mutsuz, yorgun, yalnız!

Kısıtlayın televizyonu. Özel alanlarınıza girmesine izin vermeyin. Dizimi izleyeceksiniz izleyin dizinizi ve kapatın. Bitti mi programınız açık tutmayın ona dalmayın. Bunları “hanenizin tamamıyla ortak karar alıp” uyguladığınızda faydalarının ne kadar paha biçilmez olduğunu görecek ve belki bir gün siz de çıkarıp atıvereceksiniz hayatınızdan televizyonu.Evinizin sağlığı, evliliğinizin sürdürülebilirliği, iç huzurunuz ve çocuklarınız için; BİR DÜŞÜNÜN!

Planlı Eskitme (planned obsolescence)

Biz karı koca belgesel delisiyiz. Evimizde tv yok, reddediyoruz ve bize sunulanı değil de kendi bilmek, öğrenmek, tatmak, izlemek istediğimizi izlemeyi, o an ihtiyacımız arzumuz merakımız olanı dinlemeyi tercih ediyoruz. Yine bugün sepetimize neyi atsak dediğimiz akşamlardan birinde tanıştık bu aslında var olduğunu hep hissetiğimiz kavramın literatür haliyle. Bir belgesel sayesinde! Okumaya devam et “Planlı Eskitme (planned obsolescence)”

Hazır Yogurdu Çıkarttık Hayatımızdan, Neden mi?

Deli gibi yoğurt tüketen bir aileyiz. Son zamanlara kadar marka, imalat yeri vs kriterlerle ince eleyip sık dokuyarak kendimizce “en iyisini” seçerek yapıyorduk yoğurt alışverişimizi. Şehir hayatının zamansız akışı, sütün katkısız işlenmemiş bulunamayışı, maya yokluğu derken erteledikçe erteliyordum içimdeki anne yoğurdu özlemini.

Okuduklarım karşısında dehşete düştükçe ve bunları eşimle paylaştıkça yediğimizin yoğurt olmadığına karar verdik. Araştırıp soruştururken evde ilk maya nasıl elde edilir bunu keşfettim. Derken hemen hemen birbirine yakın günlerde eşim de sütçüyü keşfedince istanbulun göbeğinde kendi yoğurdumuzu mayaladık.


İlk bir kaç maya ekşide olsa sulu da olsa dünyanın en güzel yoğurdu 🙂 üç maya sonra harika bir kıvam elde ettik. Hatta kendi yoğurdunu yapmak isteyenlerle Freecycle aracılığıyla maya bile paylaştık.

Gelelim yediğimiz şeyin yoğurt olmadığını düşünme sebeplerimize, bir kere ekşimiyor kolay kolay bozulmuyor hatta kimisi sulanmıyor arkadaş öyle yoğurt mu olur? Bilimsel kanıta ne hacet! Ama illaki bilimsel kanıt derseniz ki demelisiniz doğrusu budur Çapa Tıp Fakültesi Öğretim Üyesi Dr. Yavuz Dizdar, endüstriyel yoğurdun yoğurt olmadığını ve son dönemde artan kanser vakalarında bunun etkisinin ilk sırada olduğunu söylüyor.

“Fermente Süt Ürünleri Tebliği’nin 6. maddesi Türk Gıda Kodeksi-Gıdalarda Kullanılan Renklendiriciler Tebliği, Gıda Maddelerinde Kullanılan Tatlandırıcılar Tebliği Renklendiriciler ve Tatlandırıcılar Dışındaki Gıda Katkı Maddeleri Tebliği’nde yer alan tüm katkı maddelerinni yoğurda katılmasına izin veriyor.”

“Unilever’in en büyük bayilerinden biri Rotahaber’e bu konuda şu bilgileri paylaştı:

“Son zamanlarda bizim Dorina margarin satışımızda hızlı bir artış kaydettik. Müşteri kitlesinde bir zenginleşme gördük. Müşterilerimiz arasında yoğurt üreticilerinin önemli bir yeri olduğunu tesbit ettik. Bunların hangileri olduğunu paylaşmamız elbette mümkün değil. Ama, çok farklı markalar olduğunu söyleyebilirim.”

Minik önlemlerle evde kocaman tasarruf

Ekolojik bilince kavuşup o açıdan düşünmeye başladığınızda her şeye nasıl “daha az” ve nasıl “daha faydalı” şeklinde baktığınızı farkediyorsunuz bir süre sonra. Zaten ufak ufak önlemlerle bile fayda sağlamak ve “kurtarıcı olmak” mümkün. Örneğin buzdolabınızı duvardan biraz uzaklaştırarak yada tv yi fişten tamamen çekip kapatarak günü kurtarabiliyorsunuz 🙂 Hiç şaka yapmıyorum!

Bazı önlemlerle enerji tasarrufunu arttırıp hem bütçenize hem küresel anlamda dünyaya katkı sağlamak mümkün. İşte onlardan bazıları;


Buzdolabı

tasarruf, enerji

  • Buzdolabınızı fırın radyatör gibi ısı üreten gereçlerden uzağa yerleştirin
  • Buzdolabınızda aşırı buzlanma gözlemlediğinizde buzların çözülmesini sağlayın. Aşırı buzlanma enerji tüketimini artırır
  • Buzdolabınızı yerleştirirken sağında ve solunda boşluk bırakın
  • Güneş ışıklarından olabildiğince uzak tutun
  • Mevsimsel ayarlarını zamanında yapın

Çamaşır Makinası

enerji tasarrufu, fatura azalt

  • Makinanızı yerleştiriken sağında solunda boşlu bırakın
  • Kurutmalı çamaşır makinaları daha fazla enerji tüketir. Çamaşırlarınızı kurutmak için makina kullanmak yerine asmayı tercih edin
  • Yıkamayı zorlaştırdığı ve dolayısı ile daha fazla enerji sarfiyatına neden olduğu için çamaşır makinanıza  fazla deterjan koymayın
  • Çamaşırlarınızın kiri az ise ekonomik programda yıkayın
  • Çamaşırlarınızın miktarı az ise ekonomik programda yıkayın
  • Çamaşır makinanızı kapasiteyi aşmayacak şekilde tam dolulukta çalıştırmaya özen gösterin

Bulaşık Makinası

fatura azaltmanın yolları

  • Tabaklarınızın bulaşık makinasına konulmadan önce peçete yardımı ile sıyrılmasının daha az elektrik,su ve deterjan kullanımına neden olacağını unutmayınız
  • Bulaşık makinasında yıkama bittikten sonra makinanın kapağını açarak kurutma sağlayınız
  • Bulaşık makinanızı kapasiteyi aşmayacak şekilde tam dolulukta çalıştrımaya özen gösterin
  • Bulaşık makinası alırken düşük sıcaklık ayarlı program seçenekli olmasına dikkat edin

Ütü

  • Giyeceklerinizin düzgün bir şekilde asılması ütü ile daha az vakit geçirmenize, dolayısı ile daha az enerji tüketmenize neden olacaktır
  • Ütünüzün ısısı yeterli olacağından ütüleme işlemi bitmeden 5 dakika önce ütünüzü fişten çekiniz
  • Ütünüzün termostatını kumaş cinsine göre en düşük seviyeye ayarlayın
  • Ütünüzü satın alırken buhar ayarlı ve buhar kapasitesi yüksek, termostat ayarlı ve şebeke suyu kullanımına uygun olamasına özen gösteriniz

Fırın

  • Fırınınızda yiyecek pişirirken fırın kapağını gereğinden fazla açmayınız
  • Gerekli olmadıkça ön ısıtma yapmayın ya da ön ısıstma süresini kısa tutun
  • Donmuş bir yiyeceği fırında çözmek yerine, daha uzun sürede oda sıcaklığında çözülmesini beklemek hem sağlık hem de enerji tasarrufu açısından önemlidir.
  • Fırını toplam pişirme süresinden bir kaç dakika önce kapatarak aile bütçenize katkı sağlayabilirsiniz.

Diğer Ev Gereçleri

  • Isıttığınız mekanları % 50 – 55 nemlendirin, nemli hava daha iyi ısıl konfor sağlar
  • Aydınlatma için florasan lamba kullanın. Florasan lambalar akkor lambalara göre 10 -15 kat daha uzun ömürlüdürler ve 40 watlık bir florasan lamba 100 wattlık bir akkor lambadan daha fazla ışık üretir
  • Elektrikli aletleri satın alırken enerji sınıflarının yüksek olmasına dikkat edin
  • Elektrikli süpürgelerinizin torba ya da haznelerini sık sık temizlemeniz hem temizliğin kısa sürmesini hem de süpürgenizin emiş gücünü artırır
  • Saçlarınızı saç kurutma makinası kullanmadan önce havlu ile iyice kurulamanız hem saçınızın nem dengesi açısından hem de enerji tüketimini azaltmak açısından önemlidir
  • Sıcak su temini için öncelikli olarak güneş enerjisi ile ısıtma sağlayan sistemleri tercih edin
  • Evinizde kullandığınız televizyon, DVD oynatıcı, müzik seti gibi cihazların bekleme   ( stand by)  konumunda da elektrik tükettiklerini unutmayın
  • Unutmayın, bir fincan çay için kaynatılan iki fincan su enerji tüketiminizi ikiye katlar
  • Duş sürenizi 10 dakikadan 5 dakikaya düşürerek CO2 salınımını yılda 135 kg  azaltırsınız

 Kaynak

Sürdürülebilir evlilik mi? Olabilir mi?

Surdurulebilirlik daima var olma yetenegi.

Yani bir evliligi bu sekilde tanimladiginizda sonsuz bir enerji yukluyorsunuz ona. Bir de ekolojik anlami var ki bu kelimenin bu da en az ilki kadar onemli! Sistemin cesitliliginin ve uretkenliginin saglanmasi anlamina geliyor surdurulebilir.

Yani asla yok olmayacağını hissettiğiniz şeyin yok olmaması için de sürekli üretmek, çeşitliliği korumak anlamına geliyor sürdürülebilir evlilik. Sürekli var olan çeşitliliği korurlen bir yandan da üretme çabası içinde zaten ayrılmaya da vakit bulamayız gibi de geliyor. Hem dünya için hem de “aile birliğinin temelinden sarsılması” diye adlandırılan öldürücü virüsün aşısı niyetine çıktık yola. Ekolojik ve sürdürülebilir evliliklerin “olağan” evliliklere oranla daha güzel yaşanacağını ve ölümsüzleşeceğini savunuyoruz.

Bir çift düşünün ki ikisi de hayatın sürdürülebilir olmasının gerekliliğine, tüm canlıların doğada eşit haklara ve kaynaklar üzerinde eşit hisselere sahip olduğunu düşünüyor mümkün olduğunca ekolojik ve sürdürülebilir yaşamaya çalışıyorlar. Derken bu ikisi evleniyor. İşte buradan sonra başlıyor sürdürülebilir ortak yaşam yani ekolojik, sürdürülebilir evlilik projesi 🙂

mutlu evliliğin sırları, güzel evlilik, boşanmak istemiyorum, boşanmalımıyım

Bu güne kadar uzmanlar ve dahi uzman olmayanlar, herkes sürdürülebilir evliliği sadece zaman açısından konuşmuş değerlendirmiş. Biz başka bir başka bir dünya mümkünden yola çıkarak farklı bir açıdan bakıyoruz, kaliteli zaman, bilinçli yaşam şekli, ekolojik bir bilinçle sürdürülebilir hale getirilmiş evliliği konuşuyoruz.

Evlilik aile olusturma cabasinin ilk adimi yani var olan sistemin cekirdegi olan yapinin temeli. Bu yapiyi surdurulebilir bir hale getirirsek diye hayal ettik, acaba cekirdekten surdurulebilirlesmis bir topluma donusebilir miyiz?