Pet şişede soğan yetiştirme detaylı fotoğraflı anlatım

Tezgahımızdaki minik ormancığı daha önce burada paylaşmıştım sizlerle. Orman arazimizi genişletmeyi düşündüğümüzü yaklaşık altı katına çıkarınca zengin olacağımızı anlatmıştım 🙂 Başardık! Tam 5 lt lik bir orman arazimiz ve atılmış tohumlarımız var şimdi. Ve sizlerle de detay ve fotoğraf paylaşmak istedim ki herkesin minnak ormancıkları olabilsin!

Öncelikle şişeyi tam anlamıyla temizleyip hazırlamalıyız. Ağız kısmını keskin bir bıçakla yada uygun bir makasla kesip uygun seviyeden açalım. (şişeyi kapalı tutmak isteyebilirsiniz orayı da kullanmak için ancak ısınıp plastiğin zararlıları toprağımıza karışsın istemeyiz) Sonrasında ne çok sık ne çok geniş, ortalama uzaklıklı aralıklarla küçük soğan yuvacıkları açalım.


Açtığımız yuvaların ilk seviyesine kadar toprağımızdan dolduruyoruz. Dökülecek diye endişe etmeyin soğanlar yavaş yavaş o delikleri kapatacaklar. Toprak uygun seviyeye geldiğinde yuvacıklara nazikçe soğanlarımızı yerleştirmeye başlıyoruz. Soğanlarımız yerleşince bir kat daha toprak atıyor ve tekrar soğanları yuvalara yerleştiriyoruz.

Ağıza kadar toprak soğan sırasını izleyerek aynı işlemi tekrarlıyoruz. Yavaş yavaş sona doğru yaklaştığımızda artık projemiz oluşmaya başladı.

En Son kata geldiğimizde son kez toprak atıp kalan soğanlarımızı da uygun boşluklara yerleştirerek ekim işlemini tamamlıyoruz.

Nazikçe can suyunu veriyor ve köklenip yeşillenmesini istediğimiz yere

Sarsmadan sevgi göstererek yerleştiriyoruz.

Pet şişe kullanmanın soru işaretleri yaratacağı bir gerçek. Aynı endişeleri duymam sebebiyle detaylı araştırmalar ve güvendiğim hocalara sormak yoluna gittim. Sonuç olarak şunu söylemeliyim bahçesi bağı toprağı olan kimse zaten fantazi olarak şişeye soğan ekeyim ben bir demeyecektir, demesin de zaten 🙂

İkinci önemli husus alan darlığına çözüm bulması. Gönül isterki aynı sayıda soğanı aynı miktarda toprakla bu kadarcık alanda cam, porselen yada toprak çanaklarda yetiştirebilelim ancak şuan mümkün görünmüyor, en azından benim açımdan. Dolayısıyla maliyet ve alan önemliyse mecburen pet şişe kullanımı ilk tercihe yükseliyor.

Üstelik geri dönüşüme katkı sağlamış oluyoruz pet şişe kullanarak bu bir artı. Bunun yanında mümkün mertebe direk güneşe maruz bırakmamaya özen gösterirsek ve çok fazla ısınmazsa içerisinde su ve toprak mümkün mertebe plastik zararlılarından da uzak tutmuş oluyoruz bitkimizi.

Bununla birlikte bana sorsanız marketten aldığın her yanı zirai ilaç kaplı ve hormomla büyümüş bildiğin soğanımı pet şişendeki soğanımı tercih edersin diye…

İLLE DE SOĞANIM DERİM!

Bunlar şahsi fikirlerim ve deneyimlerim. Dilerseniz siz de deneyin ve bizlerle paylaşın.

Toprağa ve yeşile dokunun, ruhunuza dokunsunlar!

Ve okumak isteyene çok güzel bir yazı 🙂

aynı şekilde plastik şişede yetiştiriciliği inceleyen bir yazar daha şunları söylemiş bir yıl önce

Sevgiler tüümm evrene!

Mutfaginizda cilekler cicek acti mi hic?

Ruhum en derininde şükran duyuyor topraga onu besledigi için. Her gözüm iliştiginde mucizenin pırıltısı doguyor içime. Nasıl mümkün olur ki görüp hayran olmamak? Hangi insan büyü gibi uyanıp her sabah; sonra inkar edebilir ki büyülendigini?

Bildim bileli kendimi evimizin bir kosesi hep orman. Varsa bahcemiz topragimiz babam da pek sever ekmeyi bicmeyi büyü veren topraklarda gezmeyi. Ama gittikce daha bir zor oluyor bir karis toprak bulmak! Koyler bile betona gomulmusken artik, hele de sehirlerde cocuklar agaclari ipadlerdeki oyunlarda dekor olarak animsayacak neredeyse!

Umudumuz azalirken tam da karar verdik kacacak yer arayan dogaya evimizi acmaya. Bizim oldugumuz her yer orman, dokundugumuz her sey yesil olsa olmaz mi? Dedik. Olurmus 🙂


Daha once bir suruce cilegim oldu bahcede balkonda ama hic biri beni bu kadar heyecanlandirmadi. Cok sevdim onlari da fakat hic biri hayatin tepemizde dolaşıp konacak yer aradıgını bu kadar net hissettirememisti bana. Meger hep etrafimizda doner dururmusta biz ona azicik yer acinca gelip konuverirmis doganin ruhu.

Bu cilegimiz ne badireler atlatti bir bilseniz.. Zavalli cocuk once iki kez tamamiyle devrilip dustu henuz bir konserve kutusundayken tepesi taklak. Neredeyse tamamen öldü dedik hic hayat belirtisi kalmamisti. Ertesi gun saksina aktarip sehpaya yerlestirdim hesapta aksam kocama surpriz yapacagim bak yerine aktardim belki yasar diye. Soner eve gelince bir heyecan tuttum kolundan surukledim saksi basina! Surpriz ona degil bana oldu. Saksilardaki cilekleri bizim kiz bir guzel sokmus ve tum yaprak dal ne varsa parcalamis. Aglamak istiyorum hala o manzarayi dusundukce ve halim her gozunun onune geldiginde Soner guluyor hala. Yine bir umut kalan parcalari topladim ve yerlestirdim saksiya. Bu kez erismedigi bir yerde olmali kizin yoksa pesini birakmaz kiskandi cunku cilekleri anne butun gun sevdi konustu ya onlarla 🙂 kizamiyoruz da sıpaya.

Aldik mutfak tezgahina. O da mutfakli oldu. Öldü dedigimiz cilek ucuncu gun yaprak bile olmayan tepesinden cicek verdi, simdilerde uc tane oldu cicekleri. Meyve doker mi yapraklari cogalir mi falan bilmiyorum. Cok da ilgilenmiyorum dogrusu! O bana buyuk dersler verdi ve kocaman mucizeler armagan etti.

Onu seviyor, surecini oldugu gibi kabul ediyor, saygi duyuyor ve armaganlari icin tesekkur ediyorum huzurlarinizda. Ve hepinize diliyorum bu guzel dostluktan. Size minnet duyup sizi sevip siz ummasaniz da yeserip sizi yesertecek doganin ruhlari olsun her daim cevrenizde ve etrafinizda onlar icin actiginiz her bosluga konsunlar.

Sukur ve iyi niyetle kucakliyorum hepinizin yuregini.

Mutfak Tezgahımızda Bir Ormancık

İçimizde, ruhumuzun en derininde bir yerde toprak kokusunun mutlulukla ilişik olduğu bir yer olmalı. Şehir hayatına neredeyse hiç %100 uyum sağlayamamış yüzdeyi toprağa, doğaya, denize, dereye doğru yavaş yavaş çekip neredeyse naylon şehirli haline getirmiş haldeyiz kendimizi Soner de ben de. Her bulduğumuz fırsatı martılarla, çamlarla, hatta çakıl taşlarıyla randevumuz varmışçasına doğaya koşarak değerlendiriyoruz. Tesadüf ya? çocukluğumuzdan beri böyleyiz ikimiz de.

Hal böyle olunca evimizden doğa eksik olmuyor. En son evimize minnak bir ormancık davet ettik. Olurdu, olmazdı, gelirdi, gelmezdi derken o da bizi sevmiş olmalı ki geldi!


Ne kadar toprak o kadar orman tabi düz mantık. Mutfak tezgahımıza minik bir pet şişeyle toprak sığdırabilince haliyle ormanımız küçük oldu ama sevimli de. İlk önce hiç hayat yok gibiydi. Korkuttu beni. Sabah kalkıp henüz tek gözümü dahi açamamışken ormanımı kontrole koştum. Bir gün, iki gün, üç gün derken dördüncü gün noktasal yeşillikler görmeye başlayınca ohh dedim 🙂 6. gün iki üç tanesi boy verdi, pek bir sevindim.

Minik bir şişe, bir avuç toprak ama bak sen şu işe ki 15 günde ormancığı oluveriyor insanın mutfak tezgahında. Bir sonraki denememizi 5 lt lik daha geniş bir toprakta yapacağız. Aslına bakarsanız yaklaşık 6 katına çıkartmış olacağız orman arazimizi! İnsan mutlu olmaz mı?

Detaylı şişe hazırlığı ve tüm ekim aşamalarını buraya tıklayarak okuyabilirsiniz.