Sinema Saati: Hayatın Başlangıcı

beginning-of-life-cover_mother_web

Her doğan bebek insanlığa bir sürpriz gibidir.

Çocuklar dünyanın en aktif bilim insanlarıdır. Deneyler yapar, hipotezler üretir, sürekli öğrenirler.

Her çocuk orijinal birer mucittir.

“Nörobilimin en önemli keşiflerinden biri : Bir çocuk doğduğunda sadece genetik faktörlerden etkilenmez, aynı zamanda çevre ile olan ilişkilerle kişilik şekillenir.”

Hikayenin başlangıcını değiştirirsek, tüm hikayeyi değiştiririz.

Hamilelik dönemi önemlidir. Öğrenme anne karnında başlar. Öğrenmek bir ajanda sahibi olmak değildir. Bağlantılar kurmaktır. Farkında olmaktır. Keşfetmektir. Hayatın ilk yıllarında beyin çok hızlı çalışır. Her saniye beyin 700-1000 arasında bağlantı kurar.

Gelişim döneminde bu bağlantılar daha aktif kullanılır, bakımları yapılır kontrol edilir. Kullanılanlar güçlenir, kullanılmayanlar, veri almayanlar yok olur gider.
Sevgi aslında nöronları birbirine bağlayan elektronik bir banttır. Bağlar kurulduğunda sevgi devreye girdiğinde bağ daha kuvvetli olur, sarılır.

Anne çocuğun iletişim kurduğu ilk insan örneğidir ve diğer insanlardan, dünyadan ne bekleyeceğini belirler.

“-doğmadan önce nerdeydin?
-annemin karnında
-doğduğunda ilk kimi gördün
-annemi
-peki dışarı çıktığında ne hissettin?
-olmak istediğim yerde olduğumu”

Çok konuşup çok anlatmayayım.

Merak ederseniz izleyin lütfen.Hoşunuza gidebilecek bir belgesel.

Hayatın Başlangıcı.

“Hayatın başlangıcını hesaba katmadan dünya barışı, huzur ve mutluluktan nasıl söz edebiliriz ki?”

Cumartesi Sineması Little Boy Ufaklık

İsterse ve inanırsa dağları yerinden oynatabileceğine ve hatta savaşı durdurabileceğine inanan bir ufaklığın, Pepper’ın hikayesi Little Boy.

Kolay mutlu olur, çabuk severim ama zor tavsiye ederim ben. Bir şeyi başkasına önerebilmem için özellikle bir filmse bu, gerçekten içinde yüzmekten zevk almış olmam gerek. Tavsiye edeceğim şeyden hiç bir süphem olmamalı. İşte bu filmi öylece seviverdim. Sadece ben değil tüm hane içimiz kabarıp, merakımız çoğalıp, dalgalanıp durulup, gözümüz yaşarıp, hüzünle bulutlanıp, sevinçle ağlayıp izledik. Öylesi bir film yapmışlar <3

lbm1-650x650

Bu yıl (çok büyük prodüksiyonlar hatta heyecanla beklediklerimizle bile) sinema sektörü üzüyor bizi. Beklediğimiz tadı alamıyoruz sinefil bir aile olarak. Yılmadan deniyoruz, hala umuyoruz ve Little Boy bize özlediğimiz duyguları geriverdi artık onları göremeyeceğimizi düşünürken. Ağustos başlarında izledik, hala zihnimde canlı Küçük Pepper 😉

Yılın sonunda yılın filmleri arasında adını sıkça duyacağımızı düşünüyorum Little Boy’un. Ödüller alacağını ummakla birlikte almazsa hayal kırıklığına bile uğrayabilirim. O kadar sevdim onu. Filmi Alejandro Monteverde yazıp yönetmiş. Kevin James, Emily Watson, Ted Levine başrolleri paylaşıyor.

Filmde drama, komedi, aile, dostluk, barış, savaş gibi konular kısacası hayatın ta kendisi var. Pek çok kategoride başarılı bir senaryo işlenmiş.

Filmde sık geçen repliklerden olan “Can you do this, i can do this” “Yapabilir misin?, Yapabilirim!”sizin neleri gerçekten isteyip neleri istemediğinizi tartma kapısı bile açıyor.

Filmin bende asıl iz bırakan yerlerini not etmeden önce filmin kısaca konusu şöyle;

Little Boy , ikinci dünya savaşı dönemini anlatan film küçük bir çocuğun savaştan babasının canlı olarak geri dönmesi için neler yapabileceğini konu alıyor. Sıcak savaş döneminde insanlara kendini sevdirmeyi başaran ve bir nebzede olsa savaş döneminde insanlara sevgiyi hatırlatan little boy lakaplı çocuk her zaman bir umut olduğunu ve istenilince herşeyin mümkün olduğunu insanlara gösteriyor. 1940’lı yıllarda yaşanan bu trajedik savaş dönemini 8 yaşındaki bir çocuğun gözünden izliyoruz.

———–

Spoiler vermemeye çalışarak filmin bendeki etkisini aktarmaya çalışacağım. Lakin spoiler versem de hatta filmi an be an anlatsam bile yine izlemek isteyeceğinizi, izlerken zevk alacağınızı düşündüğüm bir film. O denli başarılı buldum. Tabi sizin “ne buldu bu kadın bu filmde bu kadar” deyip saçmaladığımı düşünmeniz de muhtemel. “Herkesin beğendiğini kimsenin beğenmesi şart değil 😛

Filmde beni en çok etkileyen anne ve babanın çocuklarına yaklaşımları oldu. O yaklaşımın çocukların hayatlarında yarattığı etki filmde öyle gözle görülür hal alıyor ki neredeyse kamu spotu olarak izletilsin de bu baba oğulun diyaloğunu herkes görsün diyeceğim. Fiziksel gelişimi kendi akranlarından geri olan bir erkek çocuğu, sürekli onunla dalga geçen arkadaşları ve anne-babanın çocuğa karşı olan tutumu… İzlenmeye değer!

Diğer yanda 8 yaşındaki bir çocuğun düşünce sistemi, kelimelerimizin onda yarattığı etki, bize duymaya alıştığımız için basit gelen kalıpların çocuklarda bırakabileceği etki, soyut kavramlara çocuk zihninin yaklaşımı çıplakça gözler önüne serilmiş. Ve bunu başarıyla yapabilmişler, hayran olunası.

İnanç, toplumdaki savaş barış olgusu, kayıplar, dostluklar, ırkçılık, düşmanlık hepsi tatlı tatlı rahatsız etmeden ve çok üzmeden işlenmiş. Çocuklarımıza nefret aktarırsak dünyanın ne kadar çirkin bir yer olabileceği ama aynı şekilde dostlukta onlara eşlikçi olursa dünyanın bir anda nasıl değişebileceği gösterilmiş.

Aslında daha daha da yazarım ama inanın izleyin istiyorum. Çok istiyorum hem de Pepper la tanışmanızı <3 Bence onu seveceksiniz <3

Cumartesi Sineması Tomorrowland Yarının Dünyası

Yeni dunya diye bir seyden bahsedildigini duydunuz mu?
Hic dusunur musunuz uzerine? Sizce ne bu yeni dunya? Var mi? Nerede? Neden var? Nasil bir yer?

Boyle sorulariniz ve bunlara dair bilindik cevaplariniz varsa bu cevaplari kenara birakarak izlenesi bir film Tomorrow Land Yarinin Dunyasi..

yarinin-dunyasi_3919542Ailecek tatli bir film aksami yapabilir veya hos bir pazar sabahi sinemasi sabahinda degerlendirebilirsiniz bu filmi.
Cok cetin bir senaryo orgusu yok yalniz akici ve sikmayan bir yapim. Heyecan, atraksiyon yeter duzeyde var.

Karakterleri oturmus, oyunculuklar egreti durmuyor. Renkleri ve efektleri basarili bulduk biz.
Zaten yonetmenin emekleri hic bos cikmiyor gercekten askla calisiyor. Biz eserlerini severek izliyoruz Brad Bird`un. Yalnız klişelerden biraz daha uzak, biraz daha retro belki ama kesinlikle daha iyisi olabilirdi.

Gelelim konuya,

Esasinda Yarinin Dunyasi tam da gunumuzde geciyor. Kuresek isinma, dogal afetler, dunyanin hali… Dunyanin yok olusuna inandirilmis insanlik!

Dunyanin sonunun gelmesini kaniksamis bir topluluk, bunun surekli gozlerine sokuldugu ve kacisin olmadigina inandirildiklari bu yuzden kimsenin daha guzel bir yasam icin cabalamadigi bir dunya! Tanidik geliyor degil mi?

İste bu noktada kurtulus umudunu hala icinde sakli tutan bir minik kiz basrolde. Yaninda da Corc Kuluniy 😉

Casey idealist, gozu pek ve inandigini gerceklestirme cabasinda bir genc. Nasanin bir projeyi durdurmasini engellemeye calisan bir Casey ile tanisiyoruz once. Bir gun projeyi sabote ederken yakalanan Casey merkezen ayrilirken esyalari arasinda bir bros buluyor. Bu brosu ona veren Athena optimist ve hayalperest cocuklari bulmakla gorevli ve onun icin Casey Yarinin Dunyasini kurtarabilmek icin son umut.

İste o bros yardimiyla baska bir boyuttaki Tomorrow Land`e ulasan Casey kendini bambaska bir dunyada buluyor. Kocaman gokdelenler, ucan metrolar, yer cekimini gormezden gelen, gokyuzunde asili devasa havuzlar, bambaska bir alem.

Casey filmde alisik oldugu fizik dunyayla bu dunya arasinda eglenceli cekismeler yasiyor. Siritan savasci robotlarla karsi karsiya geliyor. Dahi bilim insanlariyla tanisiyor.

Daha da konuşmak hatta sonuca yorumlar yapmak falan isterdim ama tutuyorum elimi fazla spoiler vermek istemiyorum 😉

Bir noktaya kadar basariyla ilerleyen oruntu bir yerde kliselere takilmaya basliyor. Bunu fazlaca hissettiriyor ama biz cok rahatsiz olmadik acikcasi bu durumdan 😉 Ozellikle cocukken gormeyi sevdigimiz turden kliseler hatta bazilari galiba 🙂

Biz eglenerek izledik. Ozellikle yorulmadan biraz gulumseyerek sikilmadan ailecek izleyeceginiz film aradiginiz zamanlar icin not edebilirsiniz 😉

Film gişede bekleneni vermemiş, şu hal ile normal. Yine de devam filmi gelir mi ki diyor ve hatta biraz daha iyisini bekliyoruz.

İyi seyirler.

Cumartesi Sineması: Ters Yüz Inside Out

Zihninizde ne donup durdugunu hic etraflica dusundunuz mu?
Kafamizin icinde o duyup durdugumuz sesler kimlere ait olabilir ki?

Boyle sorular etrafinda donen bir hayal degirmeni bu senaryoyu ortaya cikarivermis.

inside-out-651

İzleyeli epey zaman oldu, taslak uzundur bekliyor ama yayinlamaya firsat olmadi.

Bugunlerde birilerinin yolunun bu guzellikle kesismesine vesile olacakmisiz demek 🙂

Pixar her daim kredi verdigimiz bir kac isimden biri. Kısa filmlerini de uzun metrajlarini da hevesle izliyoruz. Son zamanlarda genel olarak yapimlardan pek tat alamiyoruz. Yeni fikir ureten ve bunu hakkiyls yapan cok olmadi 2015 boyunca. Pixar da bu cizgideydi. Genelde devam filmleri cekti onlar da cok ozgun sayilmazdi. Elbette izletti yine kendini ama cok da heyecanlanmamistik acikcasi.

Fakat bu projeyle Pixar 2015i arti puanla kapatir bence.

Ters Yüz özgün bir konuda olusturulmus hos bir orguye sahip.
Basrolde duygularimiz var.
Nese, huzun, korku, ofke zihnimizde neler yapiyor biir bir aktariyor film. Bu konuyu onlarca saatlik akademik dersle bile bu kadar net anlatamiyorlar cogu zaman. Harika ozetlenmis ve cok da guzel gorsellestirilmis filmde.

Soyleyebilecegim cok sey var ama spoiler da vermek istemiyorum acikcasi 😉 Yasadigimiz her duygunun kiymeti, her aninin her anin ne kadar kiymetli oldugunu bir kez daha animsatiyor bu film.

Hani derler ya gunun sonunda birine ne soylediginden cok ona nasil hissettirdigin onemli diye, iste bu” hissetme” “hissettirme” hadisesinin ne denli muhim oldugunu tum ciplakligiyla gozler onune seriyor.

Senaryo guzel, cizgiler ve dil cocuklarla da izlenebilecek kadar yalin ve net dolayisiyla ailece izlenebilir. Esprili, duygu yuklu, akici, sevimli bir film. Biz severek izledik, devam filmi gelecek diye dusunuyoruz.

Kahkaha atarken gozleriniz yasaracak, hazirlikli olun 😉