Bir Tatlı Huzur

bir tatlı huzur
.
insanın anına doğuveren minicik bir yeni renk dahi nasıl de neşelendiriyor o demi.

bu sabah balkuşun kahvaltısına ve benim bahçe sonrası dinlenme zamanıma Schubert in melodik renkleri eşlik ediyor. Piano Trios 1 & 2. zihnime derine, birazcık daha derine gel diye fısıldıyor sanki parlak bir gökkuşağı. elimde Okumaya devam et “Bir Tatlı Huzur”

Cennete Düşmüşüm Haberim Yok

“cennete düştün cennetee” diyor gandalf bu hafta her fırsatta. ahh, diyorum, valla haklısın!

bu eve ilk bakmaya geldiğimiz zamandı. salih amca “bahçedeki dutlar hep erkek meyve vermez pisliği olmaz merak etmeyin” dedi. hiç beklemedik ağaçlardan dut o sebeple. aklımıza bile gelmedi onca ay, düşünmedik bile. Okumaya devam et “Cennete Düşmüşüm Haberim Yok”

Her Eve Bir Bostan * Balkon Bahçeciliğine Giriş

Evde roka, tere, maydanoz, marul, cilek, turp, salatalik, domates, ispanak, sogan, sarimsak yetistirme yontemleri ve hazirliklariyla ilgili yazdigim yazilar, balkon bahceciligi basliklari bu yazida derlendi.

“Kendi gıdanı yetiştirmek kendi paranı basmak gibidir”

Nasıl büyüleyici bir cümle. Ve kendi gıdasını yetiştirmenin insanda yarattığı Okumaya devam et “Her Eve Bir Bostan * Balkon Bahçeciliğine Giriş”

Bugün Kasım 86, Hamsin Bacadan Girdi

yayla ♡.

.

toroslarda yaylalarda hic insan yok kışın. halbuki en güzel zamanı da bu işte

bağlamamı elime aldığımda daha sanırım 9yaşıma yeni girmiştim. annemin doğum günü hediyesiydi. koca bağlamayı kılıfına katıp, omzuma alıp gençlik merkezine kadar güç bela taşır kursa giderdim. Okumaya devam et “Bugün Kasım 86, Hamsin Bacadan Girdi”

Avuçlarında kendi toprağının hediye ettiği hazinenin kadife moru yumuşaklığı..

Biirr varmıışş ikii varmıışş üç varrmıışş çok varmış.

Gezegen gezegen gezen bir cadı varmış.

Takarmış takkesini, atarmış sırtına güzel sesli elflerin onun için büyülü şarkılar söyleyerek dokuduğu pelerini, süpürgesine atlar, bahçesindeki gizli kapılardan geçer, en tatlı diyarların en tatlı anlarının peşinde dolaşırmış. O diyarların en renkli masallarını bulur, dünyalı dostlarına armağan diye uçuştururmuş.

O sabah ekşili tatlılı bir gezegende kadife kırmızısı bir sabahta bulmuş kendini.

Bahçesindeki harikalar diyarına açılan tavşan deliği bu kez onu sumaklarla buluşturmuş.

Taze taze, alı moru tüm hayat ışığı üzerinde miiss gibi sumaklar..

Avuçlarında kendi toprağının hediye ettiği hazinenin kadife moru yumuşaklığı, yüreğinde o sumakları hazır edince hazırlayıp yuvasının öğününe katacağı salataların pırpırık heyecanı.. yaşarmış gözleri.

Bahçesine inip sumak toplayanların yaşadığı diyarlar varmış da o bilmezmiş o güne dek. Ne şans demiş, gülümsemiş. ‘Vay arkadaş’ demiş ’30 yıldır niye kimse bana bu dünyalardan bahsetmemiş?’

Bu parmaklarında dolaşan tadı bugüne dek hiç bir sumaktan almamış. İlle de elinin değdiği olacak sofrana düşen, yüreğinin heyecanı sinecek yediğine diye düşünmüş. Olmadı başka bir pırpırık yürek yetiştirmeli sevip büyütüp aşkla paylaşmalı, ondan almalısın gıdanı diye not düşmüş yüreciğinin kıyısına.

Uçaa uça geçmiş sihrin içinden, yuvasına varmış. Yavruları uykudaymış hala. Topladığı sumakları sapından çöpünden ayıklamış. Öpmüş koklamış kurumaya bırakmış.
Kahvaltıyı hazırlarken hala sumakların neşeli ekşi notalarıyla dans ediyormuş. Yine yeniden biraz daha güzelsin bugün, en melodik haliyle hem de, günaayyddıınn dünyaa.

Ekim Başı Bizim Köyün Halleri

Bu haftasonu dolu dolu geçti yine. Usul usul çalışma zamanlarımız başladı.

Ev de bahçe de rutinlerimiz de yavaş yavaş yerli yerine oturuyor. 1,5 ayın sonunda artık tamamen buralı olduk sayılır.
Cumartesi günü kümes Soneri epey oyaladı. Bıkbıklar rahat etsin diye onlara dallarla büyükçe bi tünek yaptı. Bahçede çöp bitmedi anam, adamcaaz çöp taşımaktan bezdi, şükür ki artık bu haftasonu son çöpleri de çıkarttı bahçeden, köyün öteki ucundaki çöpe taşıdı. Sonra ben akşamsefalarının yerini yapıyordum toprağı az kazdım ki bir çöp dağı daha! aman karıcık nolur eşeleme üstlerine ek gitsin çiçek nasıl olsa yemicez yetişir o orda, çöp görecek yerim kalmadı dedi ‘oyy kıyamam’ dedim ‘gel bi öpeyiimm tamam tamam ellemedim’ 🙂 Biz de yavrucadıyla ot temizledik çapa yaptık sebze yatağı belledik. Bi kaç çiçek fidesi aktardık.
Pazar Şehre indim bacım, pazara vardım. Sanki hiiçç istambollarda yaşamamışım gibi bu yavaş şehirde usul usul sağa sola koşturan insanlara falan hayretle bakındım. 

Zihin ne güzel şey, siliveriyor canı istedimi her şeyi. Hiç köyü olmamış ben sanki köyde doğmuş büyümüş de hatta hiç şehir görmemiş gibiyim. Gören zanneder hayat sevince güzeldeki ayşecik 🙂

Biz soslarımızı halletmiştik. Bizim yaptığımız zaman şadiye anne(gandalfın anacığı) yayladaydı o yüzden biraz ileri attık. Pazara onun domates sosları için domates almaya indik. Şansımıza çok güzel domatesler bulduk. Bi kasa aldık. Onun kışlık domates soslarını da hallettik. Son kavanoz da kapandığında beyaz adam yorulduğunu anladı, saat gece yarısını gösteriyordu, yattığımız yeri hepimiz beğendik.
Ekim başı itibariyle #cadınındoğatakvimiaysonu eylül notu

Biberimin dördüncü çiçeği açılmak üzere. Kabaklarım tomurcuklandı. Turpların ilk partisi nerdeyse hasata geldi. Ispanaklarım gerçek yapraklarına geçiyorlar yavaş yavaş, bi başladıkmı toplamaya daha durduramayacağız onları, ta ki donlara kadar. Burada donlar aralık ayını buluyor. Naneleri çoktandır biçiyoruz, biberiyem kendini topladı. maydanozlar dere otları biçilecek boya geldiler bugün yarın sofraya gelmeye başlayacaklar. ilk parti marul fideleri nihai yerlerine geçiş yaptılar. Yedikuleler ve baş salatalar hala fidede. Karnıbaharlar brokoliler gerçek yapraklarındalar aheste aheste gelişiyorlar bakalım çiçeklenebilecekler mi. Teras tarlada fideler yetişiyor. (Balkon bahçeciliği notları mevcut blogda karıştırıverin)
 

İlkten ekilen fasulyelerimiz iki karışa geldi. sonraki parti toprakla buluştu. Nohutlar çok deney ama yirmi santim kadar boy aldılar ve sanki birazcık birazcık bize nohut verecekler gibi.
Bu arada bir kaç sıra ekstra tere ektim Şadiye Sultana, taze tereyi seviyor diye. Şimdilik filizlenenler hem Şadiye annelere hem bize kadar haftalık yetirecek kadar verecek diye ümidim, eğer olurlarsa. Onlara ek olarak haftasonu hazırladığım yataklara da Üç sıra ekstra fasulye beş sırada ıspanak tohumu attım toprağa. Gelen giden olursa hem annemlere hem de istanbula gandalfın abisiyle ablalarına falan toplar arada gönderir olmadı Şadiye anneyle hazırlar fazlamızı dolaba atarız diye de geçirdim içimden ya bakalım her şey nasip. Ya tutarsa bizimkisi 🙂

Velhasıl bir kez daha hoşgeldin ekim, bereket ver.

#cadıkendinenotdüşmüş 

(Türk telekom hazretleri lütfedip internet hattımızı çekerse, fotoğraflı yayınlayacağım şu yazıları ama köy ya burası pek hizmet vereleri yok, ha geleceeyyzz de geleceyyz bakalım kaç ay sürecek.. şimdilik böyle, mazur görün)

Beni Yavaşlat Tanrım

Beni yavaşlat tanrım
Ve köklerimi yaşam toprağının kalıcı değerlerine doğru göndermeme yardım et.yardım et ki, kaderimin yıldızlarına doğru daha olgun ve daha sağlıklı olarak yükseleyim.

.

Tanrım,beni yavaşlat.

Aklımı sakinleştirerek kalbimi dinlendir.. Zamanın sonsuzluğunu göstererek bu telaşlı hızımı dengele.. Günün karmaşası içinde bana sonsuza kadar yaşayacak tepelerin sükunetini ver. sinirlerim ve kaşlarımdaki gerginliği,belleğimde yaşayan akarsuların melodisiyle yıka, götür. uykunun o büyüleyici ve iyileştirici gücünü duymama yardımcı ol.. Anlık zevkleri yaşayabilme sanatını öğret; bir çiceğe bakmak için yavaşlamayı, hülyalara dalabilmeyi ögret.. Her zaman hızlı koşanın yarışı bitirmediğini ,yaşamda hızı arttırmaktan çok daha önemli şeyler olduğunu bileyim.. Heybetli meşe ağacının dallarından yukarıya doğrubakmamı sağla. Bakıp göreyim ki, onun böyle güçlü ve büyük olması yavaş ve iyi büyümesine bağlıdır..

..

Ve hepsinden önemlisi… Tanrım,bana değiştirebileceğim şeyleri değiştirmek için cesaret,değiştiremeyeceğim şeyler içinse kabullenme gücü ver. âmin.

..

Bu metin yıllaar önce nette dolaşmaya başladığında haftalık hesapta güne düşen uyku saatim 2 saat bazen daha azdı. Çoğu gece ya nöbette ya yollarda uykusuz. Üç şehir arasında mekik dokuyordum.

ımg_20160927_193608.jpg.jpeg

Şimdi evimde oturduğum yerden nefesimi hissede hissede bu manzarayı izliyor, o anın benim olduğunu biliyor, bu armağanı huşu içinde kabul ediyor ve cırcırböceklerinin melodisi eşliğinde şükrümü eda ediyorum. Durmuş zaman fanusunda yaşıyorum son yıllarda. çok candan okımuş, amiiinn demiş dilemiştim. Buradayım çok şükür. olmaz dememeli, hiç kesmedm umudumu. Hep gönlümdeydi duam o yollar yıllar boyu. Şimdi dilediğini bildiğim herkes için her fırsatta ediyorum bu duayı.
Yüreğimdeki herkesi sayıyor amin deyin diyorum cırcırlara baykuşlara sülümancıklara! Piişşt diyorum boşa gitmesin, amiinn deyiverin ♡
Yavaş mevsimim başladı, ben zamanlarım. Ortalarda görünmezsem şükürde duada eğlencede dinlencede keyifteyim. merak etmeyin.
sakiin dingiin yavaş gece olsun ♡