Freecycle Nedir?

Öyle bir nesiliz ki biz her birimiz bir büyüğümüzün kıyafetlerini, eşyalarını, kitabını, defterini kullandık. Unuttuk bunları belki ama yaşadık biz bu paylaşımı en derinimizde. İşte şimdi o insanlar diyor ki benim elimde kullanmadığım atıl bir koltuk, bir perde, bir telefon, bir mont, bir ayakkabı var var mıdır bunu isteyen?

İlgiiinç! Hiç ilginç olmaz olur mu! Fakat gerçek.. Dünya çapında devam eden kocaman bir proje freecycle ve gerçekten çok güzel şeylere vesile oluyor.


Söz konusu olan şey bir yardımlaşma ağı vs değil aklınızda o canlanmasın. Aslına bakarsanız maddi alım gücü de değil mevzu bahis olan. “Kim buna ihtiyaç duydu dur para harcamasın boş yere tüketmeyelim bizde fazladan bir tane var bunu verelim dünya daha yaşanılabilir hayat daha sürdürülebilir olsun” diyoruz ve çok da güzel yapıyoruz.

Eşim ve ben bizzat bu projeyi destekliyoruz ve hayatımıza soktuk. Fazladan kullanmadığımız herhangibir şeyi bu ağ ile gönül rahatlığıyla ona ulaşmayı isteyen kişiye ulaştırıyor yada birisinin artık kullanmayacağı bir eşyası bizim bir ihtiyacımızı karşıladığında şükran duyarak ona evimizi açıyoruz.

Aslına bakarsanız freecycle armağan ekonomisini yani parayla yapılandan ziyade paylaşıma dayanan ekonomiyi benimsemiş bir proje. Dünya artık paranın geçmediği yada en azından azaltılabildiği sistemleri deneyimliyor ve neyse ki ülkemizde bundan nasibini almış durumda.

“Freecycle, elinde kullanmadığı eşyalara sahip olanlar ile, o eşyalara sahip olmak isteyenleri, tamamen ücretsiz olarak birleştirmeye ve geri dönüşümü arttırmaya çalışan, uluslararası bir proje. Freecycle’ın amacı, hala kullanılabilir olanlara değerini vermektir; Zaten üretilmiş olanı kullanmakla gereksiz tüketimi azaltabilir, daha az üretime sebebiyet verir ve dünya üzerindeki zararlarını azaltabiliriz. İhtiyaç duymadığımız eşyalardan kurtularak toplumsal katkıda bulunabiliriz.” böyle diyor oluşumun Türkiye ayağının facebook sayfasının açıklaması. Grubun istanbul ekibine buradan ulaşabilir hemen üye olup bu güzel dolaşımdan faydalanabilir dünyaya bir katkı da siz sağlayabilirsiniz.

Poşet çayla yollarımızı ayırıyoruz, Tehlike büyük

Biz evlendiğimizden beri bunu ilke edindik, hayatımızda olmaması gerektiğini farkettiğimiz şeyi hayatımızdan çıkartıyoruz oy birliği sağlanırsa. Baktık ki faydasız ve hatta zararlı gerekli araştırmalar yapılıyor, toplantılar gerçekleşiyor üzerine çoğu zaman uzun uzun düşünülüyor ve en uygun karara varılmaya çalışıyor. “Sanki holding yönetiyorlar aq” diyecek olanlar var bu noktada biliyorum 🙂 deyiniz ama şunu da biliniz biz holdingimiz olsa böyle üzerine düşmeyiz. İnanın hayatımız için, evliliğimiz için aldığımız kararlar en büyük holdingin genel kurullarında alınanlardan çookk daha değerli bizim için.

Hal böyle olunca “daha iyi” yaşamak için hayatımızda kült alışkanlık haline gelmiş şeyler için bile doğru mu yanlış mı her zaman araştırma halindeyiz. En son geçtiğimiz günlerde poşet çayların zararlarıyla ilgili yabancı bir kaynağın sağlam bir araştırması ile karşılaşınca içimize şüphe düştü. Araştırmalar, değerlendirmeler derken hayatımızda olması gereken bir şey olmadığına karar verdik poşet çayların.


Benim çayla hiç aram yok pek siyah çay tüketmiyorum ancak demlik poşetleri büyük kolaylık gibiydi. Üstüne çeşit çeşit bitki çayları vazgeçilmezimdi. Evimde yıllardır her zaman ekmek olmasa bitki çayları olur, o kadar tutku ile bağlıydık birbirimize ama buraya kadarmış. İnsan hayatta ilk vazgeçebilmeyi, bırakabilmeyi öğrenmeli ki ilerleme kat edebilsin.

Bitki çaylarının %100 organik denileni, en doğal olanı bile o poşetin içine girdiğinde zehire dönüşüyor. Kısırlık başta olmak üzere, kanser, bağışıklık sistemi baskılanması gibi pek çok şeye yol açabiliyor. Kullandıkları kağıt türevi malzeme suya girdiğinde çözünmesin diye içerisine koydukları  ’epichlorohydrin‘diye adlandırılan kanserojen madde suyla birleştiğinde tehlike yaratıyor. Bu epiklorohidrin bir tür pestisit yani tarım ilacı, böcek ilacı, zirai ilaç ne derseniz artık bildiğiniz zehir yani! Bunu kullanmayanlar da plastik içeriğe sahip poşetler kullanıyor ve bize plastik parçacıkları içiriyorlar. Hele ki ucuz falan olup metal zımbalı sıcak suya metal sallatanları zaten hesaba bile katmıyorum, kaçınınız!

Evimize yıllardır demlenen çaydan (adı budur umarım:) almamıştık onu alarak attık ilk adımı. Ancak bardak poşetlerden yada bitki çaylarından da tamamen kurtulmuş olmalıyız kısa bir sürede.

Belki sizlerin arasında bu süreçlerde çözümleri olanlar yada şuan fikir oluşturanlar olabilir. Paylaşırsanız çok seviniriz. Sürecin nasıl ilerlediğini biz de sizlerle paylaşmak için heyecanlıyız, bu kadar alıştığımız bir şeyden tam anlamıyla kopabilecek miyiz merakla takip ediyoruz kendi akışımızı.