Unilever, pisliğini temizle!

Sürekli burun kanamaları, genital bölgede rahatsızlıklar, beyin hasarları, yetişkin ve çocuk ölümleri… Bütün bunlar Hindistan’ın Kodaikanal bölgesinde yaşanmış ve etkileri sürmeye devam eden olaylar. Nedeni ise Hindistan Unilever tarafından usulsüzce çevreye saçılan cıva atıklarının toprağa ve suya karışması.

Fabrika 2001’de kapatılmış. Fakat daha sonrasında ölümler devam etmiş. Cıva zehirlenmesinden dolayı 45 yetişkin ve 12 çocuk hayatını kaybetmiş. Orada yaşamaya çalışan insanların çoğunda üreme sistemleri bozuklukları, düşükler, nörolojik sıkıntılar ve hatta kalp rahatsızlıkları sıkça görülmeye devam etmiş.

kodaikanal mercury

Yetkililerin oluşan hastalıkların ve çevre kirliliğinin sorumluluğunu almaması üzerine Greenpeace olayı yakından inceleyerek bir rapor yayınlamış. Eylül, 2004 tarihli alan inceleme raporlarına göre durum çok vahim. 1984 yılında Amerika’dan Kodaikanal bölgesine taşınan fabrika olası tehlikeler hakkında ne bölge halkını ne de çalışanlarını bilgilendirmiş. 90’lı yılların sonuna doğru arazide biriken cıva kirliliği izin verilebilen limit 01 mg/kg dozunun yüzlerce kat üzerine çıkmış. Devam eden yıllarda ise fabrika birkaç tonu bulan atıklarını çevreye atmış.

kodai 3

Hâlâ etkilerini yaşayan 11 aile, aktivistler ile yakın zamanda bir araya gelmiş. Firmanın genel merkezinin bulunduğu Andheri, Mumbai’ye giderek hastalanan ve ölen yakınlarının fotoğraflarını taşıdıkları protestolar düzenlemişler.
Bugün ise seslerini duyurmak ve firmanın yarattığı zararı temizlemesini sağlamak için son çare olarak popüler kültürü deniyorlar. Rap şarkıcısı Sofia Ashraf, Nicki Minaj’ın milyonlar tarafından bilinen “Anaconda” şarkısının sözlerini uyarlayarak olaya dikkat çekmek istiyor. Bu konu ile ilgili bir de imza kampanyası başlatmışlar.

Şarkının sözlerinin bazı kısımlarının Türkçe çevirisi ile şöyle:

“Unilever geldi ve topraklarımızı kirletti. Ne derler bilirsiniz. Fabrikamız çok güvenli dediler. Çalışanlar her gün zehirli cıva ile uğraştılar. Çalışanlarını dinlemediler. Peki, ya cıva zehirlenmeleri ne olacak? Hayatımızı tehdit ediyor, çocuklar acı çekiyor.”

Kodaikanal asla, Kodaikanal asla, Kodaikanal asla geri adım atmayacak, siz bunu hemen şimdi telafi etmezseniz.

Unilever, pisliğini temizle!”

Umarız doğalarını, yaşam alanlarını, sularını ve sağlıklarını geri kazanmaya çalışan bu halkın sesi duyulur. İmza kampanyasına katılmak için tıklayınız.

Kaynak

Şekerle de yolları ayırmalı!

Bugün internette dolaşırken rastladım ve sizlerle de paylaşmak istedim önemli bulduğum bu bilgileri. Sandığımız kadar tatlı bir sonu olmayabilir şekerle olan ilişkimizin.

Şekerin zararları

1. Şeker kanser hücrelerinin en çok sevdiği şeydir.

2. Şeker bağışıklık sisteminizi zayıflatabilir.

3. Şeker vücudunuzun mineral dengesini bozabilir.
4. Şeker çocuklarda hiperaktivite, endişe, dikkat bozukluğu ve huysuzluğa sebep olabilir.


5. Şeker çocuklarda uyuşukluğa sebep olabilir.

6. Şeker çocukların okul başarısını olumsuz etkileyebilir.

7. Şeker trigliserit seviyesinde belirgin bir artışa sebep olabilir.

8. Şeker bakteri enfeksiyonları na karşı savunma sistemini zayıflatabilir.

9. Şeker böbreklere hasar verebilir.

10. Şeker krom eksikliğine yol açabilir.

11. Şeker bakır eksikliğine yol açabilir.

12. Şeker kalsiyum ve bakır emilimini engeller.

13. Şeker meme, yumurtalık, prostat ve rektum kanserine yol açabilir.

14. Şeker kadınlarda daha büyük risk oluşturmak üzere, kolon kanserine sebep olabilir.

15. Şeker safra kesesi kanseri için risk faktörü olabilir.

16. Şeker gözleri bozabilir.

17. Şeker serotonin seviyesini yükseltir; bu da kan damarlarını daraltabilir.

18. Şeker Hipoglisemiye sebep olabilir.

19. Şeker midenin asidik olmasına yol açabilir.

20. Şeker çocuklarda adrenalin seviyesini artırabilir.

21. Şeker koroner kalp hastalığı riskini artırabilir.

22. Şeker ciltte kuruma ve saç beyazlamasına yol açarak yaşlanma sürecini hızlandırabilir.

23. Şeker alkol bağımlılığına yol açabilir.

24. Şeker diş çürüklerini artırabilir.

25. Şeker kilo alımı ve aşırı şişmanlığa katkıda bulunabilir.

26. Yüksek miktarda şeker yemek Crohn’s hastalığı ve ülseratif kolit riskini artırır.

27. Şeker kireçlenmeye sebep olabilir.

28. Şeker astıma sebep olabilir.

29. Şeker mantar enfeksiyonları na sebep olabilir.

30. Şeker safra taşı oluşmasına yol açabilir.

31. Şeker böbrek taşı oluşmasına yol açabilir.

32. Şeker istemik kalp hastalığına yol açabilir.

33. Şeker apendisite yol açabilir.

34. Şeker Multipl Skleroz (MS) hastalığının belirtilerini şiddetlendirebilir.

35. Şeker dolaylı olarak hemoroide yol açabilir.

36. Şeker damarlarda varise yol açabilir.

37. Şeker osteoporoz oluşumuna katkıda bulunabilir.

38. Şeker salya asiditesine katkıda bulunabilir.

39. Şeker insülin sensitivitesinde düşüşe sebep olabilir.

40. Şeker glikoz toleransının düşmesine sebep olur.

41. Şeker büyüme hormonunu azaltabilir.

42. Şeker toplam kolesterolü artırabilir.

43. Şeker sistolik kan basıncını artırabilir.

44.Şeker gıda alerjilerine sebep olur.

45. Şeker diyabet oluşumuna katkıda bulunabilir.

46. Şeker hamilelikte kan zehirlenmesine yol açabilir.

47. Şeker çocuklarda egzama oluşuma katkıda bulunabilir.

48. Şeker kardiyovasküler hastalığa sebep olabilir.

49. Şeker DNA yapısını bozabilir.

50. Şeker katarakta sebep olabilir.

51. Şeker amfizeme sebep olabilir.

52. Şeker ateroskleroza sebep olabilir.

53. Şeker serbest radikal oluşumuna sebep olabilir.

54. Şeker enzimlerin işlevselliğini düşürür.

55. Şeker karaciğer hücrelerinin bölünmesine sebep olabilir; bu da karaciğerin boyutlarını büyütür.

56. Şeker karaciğerde yağ miktarını artırabilir.

57. Şeker karaciğerde patolojik değişimlere yol açabilir.

58. Şeker pankreasa zarar verebilir.

59. Şeker kabızlığa sebep olabilir.

60. Şeker miyopluğa sebep olabilir.

61. Şeker hipertansiyona sebep olabilir.

62. Şeker migren de dahil olmak üzere baş ağrılarına sebep olabilir.

63. Şeker beyin dalgalarını artırabilir; bu da beynin düşünme kabiliyetini zayıflatır.

64. Şeker depresyona sebep olabilir.

65. Şeker hormonal dengesizliğe sebep olabilir.

66. Şeker Alzheimer hastalığı riskini artırabilir.

Şekerin gizli isimleri

Yiyeceklerin “içindekiler” listesinde şekerin farklı isimlerle gizlenmiş olduğunu görebilirsiniz. Bu isimler ne mi? Sakaroz, esmer şeker, mısır şurubu, nişasta bazlı sıvı şeker, dekstroz, sorbitol, mannitol, xylitol, früktoz, meyve şurubu, glikoz, glikoz şurubu, bal, invert şeker, laktoz, maltoz, akçaağaç şurubu, melas, şeker şurubu, turbinado, amazake.

Şekerin vücudunuza zararları

• Fazla şeker tüketmek kan şekerini çok çabuk artırıyor ve pankreas aşırı insülin salgılıyor. Buna “metabolik sendrom” deniyor. İnsülin, şekeri regüle ettikten sonra fazlasını yağ olarak depoluyor. Kan şekerindeki ani düşüşse sürekli acıkma hissine ve yemeye yol açıyor.

• Diş çürümesi başta olmak üzere, obezite, diyabet, kalp ve dolaşım hastalıkları, böbrek taşları, kanser, hipertansiyon, felç, ülser, astım, romatizma, kronik yorgunluk sendromu ve kemik erimesine neden oluyor.

• Kan dolaşımıyla vücudun her tarafına taşınan şeker özellikle de göbek, kalçalar, göğüsler ve bacağın üst kısmında toplanıyor. Bu bölgeler de dolduğunda, yağ asitleri kalp ve böbrek gibi aktif organlara dağılıyor. Bu organlar gittikçe yavaşlıyor ve sonuçta dokuları bozularak yağa dönüşüyor.

• Bağışıklık sistemi zayıflıyor. Vücut soğuk, sıcak veya mikroplara karşı koyamıyor.

Her yerde “şeker” var

Kek, pasta, baklava gibi tatlı yiyeceklerin içinde şeker olduğunu zaten biliyoruz. Tehlikeli olan gelişme, şekerin artık yerli yersiz neredeyse bütün hazır gıdaların içine koyulur hale gelişi… Bebek maması, mısır gevreği, sosis, mayonez, ketçap, pizza, hamburger ekmeği, kola, hazır meyve suyu gibi gıdalar şekerle tüketici gözünde daha çekici hale getiriliyor. Doğuştan tatlıya yatkınlığı olan insanoğlu da, farkında olmadan bu çekime kapılıyor ve satışlar artıyor. Gittikçe daha fazla satın alıyor, daha yiyoruz bu gıdaları.

Çocuklar ve bebekler için çok sakıncalı

şekerin zararlarıÖzellikle bebek mamasında bile şeker olması, çocukların beslenme zevkinin bir ömür boyu yanlış bir yolda gitmesine neden oluyor. Günümüzde artan aşırı şişmanlığını sorumlularından biri de bebekken tanışılan şeker olsa gerek. Bebek mamasında anne sütüne oranla yüzde 60 daha fazla şeker bulunuyor!

Şekerdeki genetik risk

Şekerle ilgili çok önemli başka bir tehlike daha var. Genetiğiyle oynanmış mısırdan “mısır şekeri” üretiliyor. “Nişasta bazlı sıvı şeker” de denilen bu “oynanmış” şeker, çikolata, gofret, gazlı içecek, baklava, mısır gevreği gibi endüstriyel gıdalarda en çok kullanılan şeker türü. Genetiğiyle oynanmış gıdalar ise, başlı başına sayfalarca yazı yazılabilecek bir konu. Doğal halinde değil, insan eliyle “oynanmış” genlere sahip yiyecekler yediğimizde, bizim vücudumuzda da genlerimizi ilgilendiren değişiklikler olabileceğinden korkuyor bilim adamları. Günümüzde yaygınlaşan besin alerjileri, kanser gibi rahatsızlıkların nedenlerinden biri olduğu düşünülüyor.

Poşet çayla yollarımızı ayırıyoruz, Tehlike büyük

Biz evlendiğimizden beri bunu ilke edindik, hayatımızda olmaması gerektiğini farkettiğimiz şeyi hayatımızdan çıkartıyoruz oy birliği sağlanırsa. Baktık ki faydasız ve hatta zararlı gerekli araştırmalar yapılıyor, toplantılar gerçekleşiyor üzerine çoğu zaman uzun uzun düşünülüyor ve en uygun karara varılmaya çalışıyor. “Sanki holding yönetiyorlar aq” diyecek olanlar var bu noktada biliyorum 🙂 deyiniz ama şunu da biliniz biz holdingimiz olsa böyle üzerine düşmeyiz. İnanın hayatımız için, evliliğimiz için aldığımız kararlar en büyük holdingin genel kurullarında alınanlardan çookk daha değerli bizim için.

Hal böyle olunca “daha iyi” yaşamak için hayatımızda kült alışkanlık haline gelmiş şeyler için bile doğru mu yanlış mı her zaman araştırma halindeyiz. En son geçtiğimiz günlerde poşet çayların zararlarıyla ilgili yabancı bir kaynağın sağlam bir araştırması ile karşılaşınca içimize şüphe düştü. Araştırmalar, değerlendirmeler derken hayatımızda olması gereken bir şey olmadığına karar verdik poşet çayların.


Benim çayla hiç aram yok pek siyah çay tüketmiyorum ancak demlik poşetleri büyük kolaylık gibiydi. Üstüne çeşit çeşit bitki çayları vazgeçilmezimdi. Evimde yıllardır her zaman ekmek olmasa bitki çayları olur, o kadar tutku ile bağlıydık birbirimize ama buraya kadarmış. İnsan hayatta ilk vazgeçebilmeyi, bırakabilmeyi öğrenmeli ki ilerleme kat edebilsin.

Bitki çaylarının %100 organik denileni, en doğal olanı bile o poşetin içine girdiğinde zehire dönüşüyor. Kısırlık başta olmak üzere, kanser, bağışıklık sistemi baskılanması gibi pek çok şeye yol açabiliyor. Kullandıkları kağıt türevi malzeme suya girdiğinde çözünmesin diye içerisine koydukları  ’epichlorohydrin‘diye adlandırılan kanserojen madde suyla birleştiğinde tehlike yaratıyor. Bu epiklorohidrin bir tür pestisit yani tarım ilacı, böcek ilacı, zirai ilaç ne derseniz artık bildiğiniz zehir yani! Bunu kullanmayanlar da plastik içeriğe sahip poşetler kullanıyor ve bize plastik parçacıkları içiriyorlar. Hele ki ucuz falan olup metal zımbalı sıcak suya metal sallatanları zaten hesaba bile katmıyorum, kaçınınız!

Evimize yıllardır demlenen çaydan (adı budur umarım:) almamıştık onu alarak attık ilk adımı. Ancak bardak poşetlerden yada bitki çaylarından da tamamen kurtulmuş olmalıyız kısa bir sürede.

Belki sizlerin arasında bu süreçlerde çözümleri olanlar yada şuan fikir oluşturanlar olabilir. Paylaşırsanız çok seviniriz. Sürecin nasıl ilerlediğini biz de sizlerle paylaşmak için heyecanlıyız, bu kadar alıştığımız bir şeyden tam anlamıyla kopabilecek miyiz merakla takip ediyoruz kendi akışımızı.